- Ergenekon sanığı Engin Aydın ile ailecek buluşuruz... Türk toplumunun vefa duygusu var!
- "Hayata Dönüş" operasyonu olmasaydı; dışarıda daha çok kişi ölecekti! Operasyon MGK kararıyla yapıldı!
- F tipi cezaevlerinin hizmete girmesi ile güvenlik sorunu çözüldü.
- Ben nerden bileyim Duyar'ı devletin Nuriş çetesine öldürttüğünü?
- Şahsıma ve HSYK'ya yönelik hakaret boyutuna varan suçlamalar yapılmaktadır.
HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, basın toplantısı düzenledi. Hakkındaki iddialara cevap veren Ertosun, kimi zaman kurnazca kaçarak; kimi zaman çarptırarak yanıtlar verdi. Vakit muhabiri İsmail Uğur'un "İllegal terör örgütü üyeleriyle genç hakim ve savcıların da biraraya gelmesini öneriyor musunuz?" sorusuna "Bunlar maksatlı sorular..." diye başlayarak verdiği cevaptan sonra yeniden söz almak isteyen Vakit muhabirine korumalar tarafından kimlik soruldu ve muhabir hemen yaka paça dışarı atıldı. Vakit yazarı Serdar Arseven'in, muhabirin içeri alınması protestosuna kimi gazeteciler de destek verdi. Ertosun, muhabirin içeri alınmasını istedi ve toplantı devam etti. (VİDEO AŞAĞIDA)
İşte konuşmasından satırbaşları:
"Son günlerde gerek şahsıma gerekse HSYK'ya yönelik eleştiri sınırlarını da aşacak şekilde maksatlı yayınlar yapılmaktadır. Bu yayınları üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Birincisi hakaret küçük düşürme ve karalama amacıyla, ikincisi ceza ve tevkif evleri genel müdürü olduğum dönemde yapılan birkaç olaya dair kurulan komplo teorilerinde, üçüncüsü Şahsım hedef alınmak suretiyle HSYK'ya yönelik olanlardır. Birincisi eleştiri amacı taşımayıp hakaret etme küçük düşürme düşüncesiyle yapılan yayınlarla ilgili yasal başvuruda bulunulacaktır."
"HAYATA DÖNÜŞ"LE İLGİLİ İDDİALAR
"Hayata dönüş operasyonu nedeniyle, şahsıma, adalet bakanlığına ve başında bulunduğum genel müdürlükle ilgili olarak çıkan haberlere karşı o süreçte gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Cezaevlerimiz, tutukluların mahkemeye çıkarılamadıkları, örgüt afiş ve pankartların asıldığı, içeriyle silah ve mermileri sokulduğu ve adeta devlete meydan okunan yerler haline gelmişti. Bunun temel nedeni cezaevlerimizin koğuş sistemine göre yapılmış olmasıydı.
Cezaevlerinde devlet hakimiyetinin sağlanması için Avrupa işkence önleme komitesiyle, AB ilerleme raporuyla hazırlanan reform paketi ortaya konularak, çok düşük maliyetlerle 1.5 yıl gibi kısa bir sürede 11 adet F tipi cezaevi hizmete açılmış, diğer cezaevlerinde de koğuş sisteminden oda sistemine geçilmiştir.
O zaman yapılan ihaleler dünya bankasınca örnek gösterilmiştir. Cezaevlerinde reforma karşı çıkan ve koğuş sistemini kendi amaçları için uygun bulan terör örgütleri, F tipi cezaevi açılmadan açlık grevlerine başlamışlardır. Ancak bu tür eylemler kamuoyunda destek bulamamış, Türk halkı F tipi cezaevlerini desteklemiştir.
Bu cezaevleri uluslararası standartlara ve insan haklarına uygun olup, çağdaş ve modern yerlerdir.
Cezaevi reformunun yapılmasının temel amacı insan haklarının gerçekleştirilmesidir. O güne kadar cezaevlerinde insan haklarının olmadığını bizzat tutuklular belirtmişlerdir.
Son yıllarda yayınlanan bazı kitaplar bu hususu çok açık olarak göstermektedir.
Düşünün bu ülke teröre bazı rakamlara göre 30 milyar dolar harcamıştır.
Bunun bir ayağı da maalesef cezaevleriydi. Terörist yetiştiren cezaevlerinin terör ayağı kurutulmuştur. Başka neler yapılmıştır?
İş yurtları gerçek işlevine kavuşturularak üretim yerlerine dönüştürülmüş, kalite yükseltilmiş geliri artırılmıştır.
Hükümlü ve tutukluların hakime ulaşması için her türlü kolaylık sağlanmıştır.
Bugün bir çok kurumumuzda sivil toplum denetimi yoktur. Okullarımızda üniversitelerimizde yoktur. En sorunlu alan olan cezaevlerinde bu sağlanmıştır.
Personel mevzuatında köklü değişikliklere gidilmiştir. Personele kurumsal kimlik özgüven ve kişilik kazandırılmıştır.
Hükümlü ve tutuklulara yakınlarıyla telefon görüşme imkanı verilmiştir.
Anadolu üniversitesi Açık öğretim Fakültesi'yle yapılan protokolle hükümlülerin yüksek eğitim almaları sağlanmıştır.
Bu çalışmalarla uluslararası standartlar kabul edilmiş, büyük ilerlemeler gerçekleştirilmiş, ülkemizin en önemli sorunu olarak gösterilen bu alanda büyük aşamalar kaydetmiştir.
ÖSS'de hüküm ve tutuklular derece yapmaya başlamıştır."
OPERASYON MGK KARARI
"Özellikle belirtmek gerekir ki Hayata Dönüş operasyonu, cezaevleri sorununun hat safhaya ulaştığı dönemde bakanlar kurulu ve MGK tarafından değerlendirilerek uygulamaya konulmuştur. Devletin kararıdır.
İnfaza ara verme yetkisi ilgili cumhuriyet başsavcılıklarına, af yetkisi ise cumhurbaşkanındadır. Adli tıp kurumu'nu da benim genel müdür olarak etkilemem mümkün değildir."
Vatan gazetesi muhabirinin "Hayata Dönüş"te çok sayıda tutuklu-hükümlünün öldüğü ve devam eden ölüm orucunda 120 kişinin hayatını kaybettiği yönündeki sorusuna Ertosun; bu konuda dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün gerekli açıklamaları yaptığını; cezaevlerinin örgüt yuvasına döndüğünü ve müdahale yapılmasaydı dışarıda daha çok kişinin öleceğini iddia ederek cevap verdi.
SABANCI SUİKASTI SANIĞI MUSTAFA DUYAR
"Şahsıma yöneltilen suçlamalarından bir tanesi de Mustafa Duyar'ın öldürülmesine ilişkin iddialardır. Duyar'ın öldürülmesinin ardından, yapılan yayınlar üzerine, bizzat dilekçe vererek hakkımda soruşturma yapılmasını istedim. Soruşturmayı bizzat kendim istedim. Hakkımda soruşturma yapıldı. İnceleme sonunda soruşturmaya geçilmesine yer olmadığına karar verildi.
Bu soruşturma şahsım hakkında yapıldığı gibi o dönemde Afyon Cezaevi görevlilerinde de yapılmıştır.
Oraya giren tabancanın ikinci müdür tarafından sokulduğu belirlenmiştir. Bu müdür ve birinci müdür hakkında gereken davalar açılmıştır.
Bir diğer iddiada Mustafa Duyar'ın ve onu öldürenlerin nakilinin Afyon'a yapıldığıdır. Bu nakil 1997'de yapılmıştır. Ben 1998 yılında göreve başladım.
Sabah Gazetesi yazarı Can Dündar, 06.01.1999 tarihinde dönemin Adalet Bakanı'na dilekçe vererek, Mustafa Duyar'la söyleşi yapmak istemiş, kişinin tutuklu olması nedeniyle, yargılamayı etkileyebileceği düşüncesiyle, tarafımca uygun bulunmamasına rağmen, Duyar'ın rızasıyla, bu görüşme bakanımızın onayıyla izin verilmiş, ancak Mustafa Duyar'ın dilekçesinde görüşme talebini uygun bir miktar para karşılığında talep etmesi nedeniyle, görüşme olmamıştır ve bu Can Dündar'a bildirilmiştir.
Bu hususu da hakkımda yapılan soruşturma sırasında Can Dündar bizzat belirtmiştir.
Basın Kanunu'nun 19 ve Anayasa'mızın 138. maddeleri karşısında bu tür röportajların yargılama makamlarını etkileyebileceği ve tutukluların mevzuata göre açıklamada bulunma mercilerinin cumhuriyet savcılıkları ve mahkemeler olduğu belirtmiştir.
İzin verilmemesinin doğru olduğunu düşünmekteydim ve hala düşünmekteyim.
Basın mensupları kendilerini bu kişilerin yerine koyup açıklama alamazlar. Bu bana göre mevzuata aykırıdır.
Cezaevlerinde meydana gelen değişimlerden dolayı yaptığım çalışmalarla, ülkemizin dünyaya tanıtılmasında gösterdiğim üstün başarıdan dolayı, Bakanlar Kurulu'nun önerisi üzerine, cumhurbaşkanı'nın tevcihiyle, tarafıma Türkiye Cumhuriyet Devlet Üstün Hizmet Madalyası verilmiştir. Bu vesileyle, birlikte çalıştığım arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyor, şehitlerimizi de rahmetle anıyorum."
TUTUKLU ALBAY CEMAL TEMİZÖZ
"Akpınar Kırşehir ve Kayseri adliyelerini ziyaret ettikten sonra 6-7 Mart tarihlerinde, Jandarma Bölge komutanı Ali Aydın'ın misafiri olarak kaldım. Ali Aydın ile hayata dönüş operasyonunda birlikte çalıştık.
Cemal Temizöz ile tanışmadım, karşılaşmadım.
Cemal Temizöz'ün 3-10 Mart tarihleri arasında izin kullandığını öğrendim. Bu da hakkımdaki suçlamaların ne kadar dayanıksız olduğunu gördük.
Hakkımda yapılacak her türlü inceleme ve soruşturmaya hazırım. İstifa etmem isteniyor, ortada istifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır"
"Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde maksatlı yayınlar yapıldığı aşikar olan ve o dönemde mahkemelere intikal ederek, karara bağlanan olaylar üzerinden, söz konusu olaylar çarpıtılarak şahsıma karşı yürütülen kampanyanın asıl hedefinin, Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Hakimlik Teminatı ilkesinin gereklerine göre oluşturulan, HSYK'nın yapısını değiştirmek veya zaafa uğratmak olduğu anlaşılmaktadır.
Kurul üyelerinin seçilmeleri, görevleri yetkileri Anayasa'mızda kanunlarla düzenlenmiştir. Korsan olarak nitelendirilebilecek bir anlayış ve davranış varsa, bu korsanlık anayasal teminat altındaki HSYK üyelerinin, görüşlerini ifade etmelerinde değil, bazı basın yayın organlarının organize bir şekilde anayasal kurumları hedef göstererek hakarete varan saldırılarına aranmalıdır. Unutmamalıdır ki yüksek kurul noterlik makamı değildir. Kurul üyeleri değişiklik önerileri ve yeni teklifler getirip ekleme ve çıkarma yapabilirler. Bunu yaparken de nesnel ölçülere dayanarak, yargının kurumsal kimliğini hedef alırlar."
ERGENEKONCU AYDIN İLE AİLECEK GÖRÜŞÜRÜZ
HSYK kararnamesinden önce Ergenekon Sanığı Engin Aydın ile birlikte görüntülenen HSYK üyesi Ali Suat Ertosun o fotoğrafın açıklamasını da yaptı... Ertosun, hakkındaki iddialar ve Engnin Aydın'la beraber görüldüğü fotoğraf karesi için şunları söyledi:
"Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürü olduğum dönemde 2,5 yıl Engin Aydın'la birlikte Adalet Bakanlığı'nda çalıştım. Engin Aydın ile ailecek görüşürüz. Bizim görüşmemiz gizli bir görüşme değildi, gizli bir yerde biraraya gelmedik.
Kızılay'ın göbeğinde 4 arkadaş bir araya geldik. Davalarla ilgili tek bir konuşma olmamıştır. Hakim ve savcıları değiştirmeye yönelik bir konuşma olmamaktadır. Burada fotoğraftaki kişiler değil, kim tarafından çekildiği ve çektirildiğidir. Eğer bu fotoğraf devlet tardafından çektirilyse daha vaihmdir. Şikayetçi olacağım.
Bu ülkede bir yargıtay üyesi, bir danıştay üyesi takip ediliyorsa araştırılması gerekir. Ama gizlice olmuşsa, gayri yasal dinlenmişsek bana göre daha vahimdir, Türkiye'nin sorunudur. Biz hakimler ve savcılar yüksek kurulu olarak bu konu üzerinde bir yıldır duruyoruz.
Bazı yayın organlarında yöneltilen başka bir suçlama daha var. Cemal Temizöz'ü kurtarmak istediğim iddia edilmiştir. Cemal Temizöz'ün Kayseri'ye gittiğimde izin kullandığını öğrendim. Kayseri Belediye Başkanı, Kayseri'deki ziyaretlerim oldu. Protokolde, A Protokol denilen bir kavram vardır. Bu kişilerle Jandarma tesislerinde yemek yenmiştir. Can güvenliği sorunu olduğum için Jandarma tesislerinde kaldım."
Ertosun istifa konusunda, "İstifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır" dedi.
HAKSÖZ-HABER