Ancak bu noktadan Ergenekon, darbe girişimleri, andıçlar, kara propaganda ve eylem planlarına giden bir silsile oluştu. Eski Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, tecrübesini şöyle özetliyor: "Jandarmanın iç güvenlikten elinin çektirilmesi gerekir. Şemdinli'de ortaya çıkan EMASYA protokolü mutlak suretle iptal edilmeli." Elkatmış, Susurluk Komisyonu raporunda jandarmanın iç güvenlikten çekilmesine yönelik teklifte bulunduklarını hatırlatıyor. Aynı öneriyi Şemdinli raporunda tekrarladıklarını kaydederken şöyle devam ediyor: "EMASYA protokolüyle askere tüm yetkiler verilirse, yüzde 100'ünü kontrol etme imkânı sağlanırsa, tabii ki asker de bu gibi davranışlar içerisinde olur. EMASYA protokolü mutlak suretle iptal edilmeli. Şemdinli'de ortaya çıktı. Bu işi hazırlayanların görevden alınması lazım. Biz bir albayı dahi görevden alamadık. Herhangi bir kamu görevlisi de olsa asker-sivil görevden el çektirilmesi lazım."
Elkatmış, TSK'nın eski alışkanlığıyla hareket ettiği görüşünde. Komplo belgelerine imza atanları korumasının askerî yargıya olan güveni sarstığını dile getiriyor. Türkiye'de artık darbeleri açıklayanların değil darbeyi hazırlayanların yargılanması gerektiğinin altını çiziyor. 28 Şubat sürecinde yapılan hatanın tekrarlanmamasını istiyor: "O süreçte de darbe hazırlığı yapıldı. Günü, tarihi belliydi. Kadir Sarmısak isimli emniyet istihbaratta çalışan biri, darbe planını alıp İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu'na verdi. Oradan Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na gitti. Darbe deşifre oldu. Darbe planını hazırlayanların yargılanması gerekirdi. Kim yargılandı: Kadir Sarmısak, Bülent Orakoğlu ve Hanefi Avcı. Suç duyurusu hakkında işlem yapılmazken darbeyi kamuoyuna duyuran Hasan Celal Güzel yargılandı. O tarihlerde de andıçlar yayınlandı, hiçbir şey olmadı. Bugün de askerî yargı ısrarla direniyor. Bu durum askerî yargıya olan güveni sarsıyor."
Elkatmış, Genelkurmay'ın kabul ettiği andıcın sadece 1997'den beri uygulamada olduğunu savunuyor. Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bu işleri yapacak bir birim olduğunu, daha sonra bu birimin yapılan bir değişiklikle sözde lağvedildiğini anlatıyor. Elkatmış, "Böyle bir birimin devam ettiği vakıadır. Son gelişme bunu doğruluyor. Askerin görevi internet sitesi hazırlamak değildir. Kendi insanını andıçlamak, fişlemek görevi değildir." diyor.
AB, EMASYA'nın Kaldırılmasını İstiyor
'Eylem Planı'nın orijinalinin sivil yargıya gönderilmesiyle başlayan süreç; askere mülki idarelerin yetkilerini alma imkânı veren EMASYA Protokolü'nü gündeme getirdi.
1997 yılında imzalanan protokolün anti-demokratik bir uygulama olarak devam ettiği, Avrupa Birliği'nin 14 Ekim'de yayımladığı Türkiye İlerleme Raporu'na girdi.
'Emniyet', 'asayiş' ve 'yardımlaşma' kelimelerinin birleşiminden oluşan EMASYA, 28 Şubat sürecinde Refahyol hükümetinin ardından, 7 Temmuz 1997'de Genelkurmay Başkanlığı adına Korgeneral Çetin Doğan ve İçişleri Bakanlığı adına Müsteşar Teoman Ünüsan tarafından imzalandı. 27 maddeden oluşan protokol; 'gizli' niteliği taşısa da, açığa çıkan belgeler; protokolün anti-demokratik içeriğe sahip olduğunu ortaya koydu. Bu uygulamaların başında, ordunun her ilde oluşturduğu 'Asayiş Güvenlik Merkezleri'yle mülki amirleri ve emniyeti, istihbarat ve planlama açısından kendisine bağımlı kılması geliyor. Böylece asker, tüm istihbarat yetkisini kendisinde toplayarak, Türkiye'nin her yanında fişleme yapabiliyor. Bunun Jandarma tarafından nasıl uygulandığını 2006'da ortaya çıkan gelişmeler ortaya koydu. Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin'de başta vali olmak üzere vali yardımcıları, kaymakamlar, ilçe müdürleri ve yargı mensuplarının; Jandarma tarafından fişlendikleri anlaşıldı. Genelkurmay Başkanlığı bu haberlerin ardından yaptığı açıklamada, uygulamanın EMASYA planları gereğince 'ihtiyaç duyulan bilgiler'in toplanmasına yönelik yapıldığını savundu.
EMASYA Protokolü'nün en fazla tartışılan unsurlarından biri askerin, mülki amirin iznine gerek kalmadan herhangi bir olaya el koyması. Protokolün 9. maddesi, bu yetkiyi veriyor. Ancak bu madde, hem demokrasiye hem de İl İdaresi Kanunu'na aykırı. EMASYA Protokolü uyarınca yasaları nasıl dışladığı 2005 yılında Hakkari'de görüldü. 2005 Haziran'ından yıl sonuna kadar, valiliğin sadece bir kez operasyon talebi olmasına rağmen tam 125 operasyonun gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Protokolün 14. ve 16. maddeleri, vali tarafından görevlendirildiklerine bakılmadan bütün kolluk güçlerinin, yardıma gelen askerî birliğin emrine girmesini öngörüyor.
(Zaman)