Darbelerle Yüzleşme Yolu Açılıyor mu?

Darbelerle Yüzleşme Yolu Açılıyor mu?

Türkiye'de ilk kez bir darbe teşebbüsü yargılanacak. Komuta kademesindeki başka generallere de soruşturma açılabilir. “Darbe Günlükleri” mercek altına alınıyor. Bu süreci uzlaşma mı yoksa çatışma mı kuşatacak? İkinci iddianamenin siyasi analizi...

İki emekli orgeneralle ilgili "delil yetersizliği"nden söz edenler şimdi ne diyecek? Yeni Şafak yazarı Tamer Korkmaz, ikinci iddianamedeki verilerden kalkarak "Darbecilerle Yüzleşme" başlıklı bir yazı yazarken; bir diğer Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu ise Özden Örnek ve Mustafa Balbay günlüklerini, ucu 2003'e uzanan darbe hazırlıklarını, buna yönelik binlerce kamu görevlisi, gazeteci ve işadamının yandaş/karşıt olarak fişlenmesini, siyasi partiler alanının dizayn çabalarını, orduyu yeniden yapılandırmayı içeren iddia ve deliller içeren yeni iddanamenin siyasi analizini yapıyor:

Darbecilerle Yüzleşme / Tamer Korkmaz

Ergenekon süreci boyutlanmaya devam ediyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi -beklendiği gibi- Ergenekon Davası için hazırlanan ikinci iddianameyi kabul etti.

Ek iddianamede son derece çarpıcı bölümler var.

Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanıyorlar ve bu konumlarından dolayı da Danıştay Saldırısı'yla ilişkilendiriliyorlar.

İki emekli orgeneralin Ergenekon davasından yırtacağını öne sürenlerin ya da "delil yetersizliği"nden dem vuranların Eruygur ve Tolon hakkında ek iddianamede yer alan çok ağır suçlamaları iyice okumaları gerekiyor.

Ergenekon'un generallerine yönelik suçlamalar "darbe teşebbüsü" temelinde yükseliyor.

*

İkinci iddianame 2003-2004 sezonundaki Sarıkız, Ayışığı, Eldiven ve Yakamoz kod adlı darbe hazırlıklarını mercek altına alıyor.

Türkiye'de ilk kez bir darbe teşebbüsü yargılanacak.

Böylelikle, darbelerle yüzleşme yolu açılmış olacak.

2003-2004'teki girişimlerde dönemin Jandarma Genel Komutanı sıfatıyla Şener Eruygur'un adı öne çıkıyor.

O dönemde Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün altında -Şener Eruygur'la birlikte komuta kademesini oluşturan İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Aytaç Yalman'a da soruşturma yolu açılabileceğinin işareti veriliyor, ikinci iddianamede…

Üç ismin de ifadesine başvurulabilecek…

Darbe hazırlıklarına karşı çıkmış olan Hilmi Özkök kısa bir süre önce "Sanık veya tanık olarak çağırırlarsa ifade veririm" diye konuşmuştu.

"Darbe Günlükleri" tartışmasında sessiz kalarak bir anlamda şu ana kadar deşifre edilen gelişmeleri teyit etmiş olan Hilmi Özkök'ün bu beyanını, söz konusu dönemin arka planına ait gerçeklerin yargı aşamasında ortaya çıkarılmasına yönelik bir açıklama diye okuyabiliriz.

Ek iddianamede, Özden Örnek'e ait "darbe günlükleri" mercek altına alınıyor; mahkeme aşamasıyla o dönemdeki darbe hazırlıklarının ayrıntılarıyla deşifre edilebilmesinin yolu açılıyor.

*

Ergenekon örgütünün medyayı, işadamlarını, meslek gruplarını "darbeye destek sağlamak üzere" yönlendirdiğine dikkat çekiliyor, ikinci iddianamede…

Cumhuriyet mitinglerinin organizasyonu da Ergenekon'la bağlantılı olarak değerlendiriliyor.

Ek iddianamede yer alan çarpıcı bölümlerden birisi de Ergenekon örgütünün "siyaset mühendisliği" kapsamındaki girişimleri…

Örgüt, AKP ve MHP'yi bölme planları yapmış…

Dahası, Deniz Baykal'ı devirmek için CHP içinde kimi operasyonlar yürütmüş:

Hangi Baykal bu?

"Ergenekon'un avukatı" olduğunu "gururla" söyleyen Baykal'dan söz ediyoruz!

Deniz Bey, muhtemelen 'Bu tür girişimlerden herhangi bir şekilde haberdar olmadım' falan diyecektir.

Ergenekon'un Baykal'ı devirmeye çalışmış olması kafanızı mı karıştırıyor?

Öyleyse…

CHP lideri için bu sütunda önceden beri dile getirdiğim "Erol Taş" benzetmesinin üzerinde etraflıca düşünmenizin tam zamanıdır, derim!

 

İkinci iddianame'nin siyasi analizi / Ali Bayramoğlu

İki gelişme, iki önemli gelişme oldu. Bir: Ergenekon İddianamesi kabul edildi. Yeni iddianame Örnek ve Balbay günlüklerini, ucu 2003'e uzanan darbe hazırlıklarını, buna yönelik binlerce kamu görevlisi, gazeteci ve işadamının yandaş/karşıt olarak fişlenmesini, siyasi partiler alanının dizayn çabalarını, orduyu yeniden yapılandırmayı içeren iddia ve deliller içeriyor…

İki: Ölüm kuyularıyla ilgili gözaltına alınan dönemin Cizre JİTEM tim komutanı, halen Kayseri İl Jandarma Alay Komutanlığı'nı yapmakta olan Albay Cemil Temizöz tutuklandı. Onunla birlikte Kutlu Savaş'ın ifadesiyle "infaz grubu"nda bulunan itirafçı Abdülhakim Güven ve yedi kişi daha aynı akıbete uğradı.

Hemen söyleyelim…

İkinci gelişmenin işaret ettiği "kurumsal derinlik" ve "temizlik hamlesi", güç ilişkilerinin geleceğe ilişkin istikameti açısından daha önemlidir.

Ama gün, iddianamenin…

Bu bin sayfalık belgeye dair bir analiz, daha doğrusu siyasi analiz yapılabilir mi?

Deneyelim…

1. Kabul edilen iddianame, içeriğiyle gerek sistem içi gerginlikler gerekse iktidara yönelik öfkeli ve kurumsal muhalefet açısından gelinen önemli bir noktayı tarif etmektedir. Bu önemli noktanın adını yeni bir siyasi süreç olarak adlandırmak yanlış olmaz. Bu süreç değişim-direnç çatışmalarında, hatta rant kavgalarında darbe, yasal sınırları zorlayan güç kullanımı, hatta baskı mekanizmalarını denetim altına alacak, bastıracak bir süreçtir.

2. İddianamenin şekline, içeriğine, kanıtlarına yönelik itirazlar ve tepkilerin etkili olma ve bu süreci kırma ihtimali zayıftır. İkinci iddianameyle yargı karşısına sadece tetikçileri ve üst uzantılarını değil, kökü derin bir darbe girişimini ve bu girişim üzerinden sistemin içindeki kurumsal ve kişisel düzeyde etkili bir kesimi, hatta bir zihniyeti, onun kamusal ve sivil alandaki yapılanmasını karşısına almıştır. Bu açıdan 28 Şubat döneminin tersi bir ortam akla getirilebilir.

3. Bu süreç bir tasfiyeyi akla getirmekle, hatta içermekle birlikte, devlet içi güçlerin hesaplaşma süreci olmanın çok ötesindedir. Örneğin 9 Mart vari, asker ve sivil eliyle başka asker ve sivil gruplara yapılan bir tasfiye hiçbir şekilde söz konusu değildir. Tersine hukuk ve yargının "siyasi güç ilişkileri alanı"na, tam bağımsız olmasa bile, "bağımsız bir değişken" olarak girdiği gözden kaçırılmamalıdır.

Nitekim değişim karşıtlığı ve rejim tartışmalarını görece olarak tartışmaya kapayacak bu süreç siyasi iktidarın meşruiyet alanını açık bir biçimde genişletmiştir ve daha da genişletecektir.

Buna karşılık kışlanın kapısı daha da sıkı kapanmak zorunda kalacaktır.

4. Ergenekon davasının geldiği safha, yargının bağımsız değişken durumunu derinleştirmekte ve tetikleyici bir işlev görmektedir.

Silopi ve Cizre'de JİTEM'e yönelik araştırmalar, kemik kuyularının ortaya çıkması, muazzaf subayların eski yıllardaki cinayetlerle ilgili tutuklanması buna açık bir örnektir.

Bu ve benzeri örnekler hem tasfiye mantığını aşmakta, hem asker-sivil ilişkilerine, daha doğrusu askerin siyasi işlevine doğru ilerlemekte hem de açılan sürecin geriye dönük sürekliliğini ima etmektedir.

Tetiklenmenin en önemli anlamı sürekliliktir, mekanizmanın kurumsal alanlara yönelmesidir, temizlik fikri ve aktörlerine psikolojik üstünlük sağlamasıdır.

Sonra?

Bu sürece son şekil daha önce olduğu gibi seçimlerden sonra siyasi iktidar tarafından verilecektir…

Seçim sonrası beklenen dalga, Obama'nın Türkiye ziyareti, AB ilişkileri muhtemel istikameti, sivil anayasa vaadi de bu yeni dengeye uygun bir ortama işaret etmektedir.

Atılacak adımlara kararı Başbakan'ın tavrı verecektir.

Zira soru şudur:

Bu süreci uzlaşma mı yoksa çatışma mı kuşatacaktır?

Yanıt sanıldığından çok daha önemlidir…

(YENİ ŞAFAK)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir