Problemin darbe heveslisi çevrelerin devlet sırrını, işlediği cinayetlere ve kanunsuz işlere kalkan olarak kullanmaya çalışmasından kaynaklandığını belirten uzmanlar, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı ve Başbakanlığın, devlet sırrının yasal tanımını yapması ve Meclis'te Özel Kuvvetler Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini söylediler.
Cumhuriyet eski Savcısı Gültekin Avcı, devlet sırrı kavramıyla illegal işlerin örtülmeye çalışıldığını belirterek, "Cumhurbaşkanı'nın ve Başbakan'ın bilmediği devlet sırrı olmaz. Herkesin kendi kafasına göre devlet sırrı tanımı yapması, istismara açıktır. Devlet sırrını Başbakan ve Cumhurbaşkanı belirlemelidir" dedi.
TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış ise geçmişte devlet sırrı bahanesiyle birçok suçun gizlendiğini ve üstünün örtüldüğünü belirterek, "Faili meçhul cinayetler, devlet sırrı kapsamında yıllarca gizlendi. Bunların mutlaka araştırılması gerekir. Bazıları gizli bilgiler deşifre oluyor diye feryat ediyor. Meclis, bu konuya el atmalı" dedi.
Askerî Savcı Faik Tarımcıoğlu, Türkiye'de devlet sırrı kavramının kanunsuzluklar için kalkan olarak kullanıldığını belirterek, "Devlet sırrı, menfaat şebekesinin, suçları örtmek için paspas olarak kullanılıyor. Devlet sırrı, kanunsuz işlerin aracı olmaktan çıkarılmalı" diye konuştu.
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Küçük ise devlet sırrı kavramının devletin içinde suç işleyen çetelerin arkasına sığındıkları bir zırh haline geldiğini belirterek, "Ortadaki şüphelerin giderilmesi için devlet sırrı tasarısı kanunlaştırılmalı" dedi.
Kozmik odalarda yapılan aramalara devlet sırrı diye karşı çıkılırken, eskiden yapılan birçok hukuksuzluğun devlet sırrı söylemiyle üzerinin örtüldüğü belirlendi. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan emekli olan Ergenekon sanığı Fikret Emek, evinde ele geçirilen 914 kişiyle ilgili fişleme dokümanlarıyla ilgili olarak "rutin bir görev" olduğunu ve "vatanına hizmet için" yaptığını söylemişti. JİTEM cinayetlerinin aydınlatılması için kurulan Komisyona çağırılan dönemin MİT Müsteşarı Teoman Koman ve Ergenekon sanığı Veli Küçük, bilgi vermeye bile gitmemişti. Dönemin Genelkurmay II. Başkanı Çevik Bir ise sorulara "TSK, ısrarla olayların içine çekilmeye çalışılmaktadır" diyerek ötelemeye çalışmıştı. Ergenekon sanığı İbrahim Şahin ise kayıp cephanelikler ile ilgili olarak "Silahlar bende, ancak nerede olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü bunlar devlet sırrı" demişti. Ergenekon operasyonları kapsamında devlet sırrı niteliği taşıyan birçok belge, sanıkların ev ve işyerlerinde çıkmıştı.
Hükümetin devlet sırrı muammasını çözmek için Devlet Sırrı Kanun Tasarısı hazırladığı, ancak CHP'lilerin engellemeleri sonucu Meclis'te görüşülemediği belirlendi. 22 Nisan 2008 tarihinde Meclis'e sevkedilen tasarı, tam 20 aydır muhalefetin itirazı sebebiyle bekletiliyor. Yasalaşmayı bekleyen tasarıyla hükümet, devlet sırrı ve gizlilik kavramlarına açıklık getirilmesini hedefliyor. Tasarıya göre devlet sırrı, "Açıklanması veya öğrenilmesi, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike meydana getirebilecek ve bu nedenlerle gizli kalması gereken bilgi ve belgeler" olarak tanımlanıyor.
Tasarının kanunlaşması halinde bilgi ve belgelere devlet sırrı niteliği verme yetkisi, Başbakanlık Müsteşarı'nın Başkanlığı'nda oluşturulacak olan Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları Müsteşarlarından oluşan Devlet Sırrı Üst Kurulu olacak. Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Bakanlar ve Milli Güvenlik Kurulu, kendi görev alanlarına ilişkin bilgi ve belgelerin devlet sırrı olarak belirlenmesini kurula doğrudan teklif edebilecek. Üst Kurul, bilgi ve belgelerin nitelenmesine ilişkin kararlarına karşı açılan davalarda nihai olarak görüş bildirmek üzere karar verebilecek. (Vakit)