Cezaevinde kansere yakalandığı için uzun süren çağrılar sonunda Gül tarafından affedilen DHKP/C üyesi Güler Zere olayının bir benzeri Diyarbakır'da yaşanıyor.
16 yıl önce Malatya'da çalışırken yol kontrolü sırasında gözaltına alınan Nurettin Soysal, 'PKK'ya yardım ve yataklık' suçundan müebbet hapse mahkûm edildi. Cezaevi savcısının, 'Oğlunuz her an ölebilir, buradan uzaklaşmayın' talebi üzerine Bingöl'den Diyarbakır'a gelen baba Ömer Soysal da, 9 aydır otel odalarında yaşıyor. Acılı baba, oğlu için Çankaya'dan af isterken, gözyaşlarını tutamıyor: "Sayın Cumhurbaşkanı'mız bir baba olduğu için beni anlıyordur. Nurettin'i bırakın, evine gelsin. Hiç olmazsa çoluk çocuğunun içinde ölsün."
Acılı baba, amansız hastalığın pençesindeki oğlu için Çankaya'dan af isterken, gözyaşlarını tutamıyor: "Nurettin gözaltına alırken İlhami 4 yaşında, Yasemin 8 günlüktü. Torunlarım hep baba hasretiyle büyüdü. Nurettin, çocuklarıyla vakit geçiremedi. Çocuğum için ciğerim yanıyor. Sayın Cumhurbaşkanı'mız bir baba olduğu için beni anlıyordur. Nurettin'i bırakın, evine gelsin. Hiç olmazsa çoluk çocuğunun içinde ölsün. Hapiste ölürse gözleri açık gider, biz de bu üzüntüyü ömür boyu yaşarız."
İşkence İle Suç Kabul Ettirmişler!
Diyarbakır Cezaevi'ndeki dramatik olayın geçmişi 16 yıl öncesine dayanıyor. Baba Ömer Soysal'ın anlattığına göre, Malatya'da çalışan Nurettin Soysal, hamile eşi doğum yapınca bebeği Yasemin'i görmek için ailesinin oturduğu Bingöl'ün Solhan ilçesine gider. Yol araması sırasında gözaltına alınan Soysal'a jandarma karakolunda 18 gün işkence yapılır. Sonra da önüne bir metin konularak 'imzala' denir. İşkenceye dayanamayan Nurettin, "Ekim 1993'teki Bingöl Asmakaya Jandarma Karakolu'na yapılan baskında yer aldım. Karakoldaki silah ve mühimmatları traktöre yükleyerek Şenyayla'da gerillalara teslim ettim." ifadelerinin yer aldığı kağıdı imzalar. Ardından Diyarbakır DGM'de yargılama başlar. Hâkim karşısına çıkar çıkmaz gözaltında imzaladığı ifadeyi ve suçlamaları reddeder. Karakol baskınının gerçekleştiği tarihte Malatya'da çalıştığını gösteren bir belgeyi de mahkemeye sunar. Ancak 'PKK terör örgütüne yardım ve yataklık etmek' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmaktan kurtulamaz. Önce Adıyaman, ardından Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderilir. Suçsuz yere yattığını düşünen Soysal, geçtiğimiz şubat ayında kansere yakalanır. Tedavi görmesi için Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne nakledilir. Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi Hematoloji Servisi'nde muayene edilen Soysal'a 'lenf kanseri' teşhisi konulur. Bunun üzerine Onkoloji Servisi'nde tedavi altına alınır.
Gelişmeler üzerine Nurettin'in babası Ömer Soysal da Diyarbakır'a gelir. Cezaevi savcısı ve müdürü, "Her an bize lazım olabilirsin. Sana ulaşacağımız bir yerde ol." der. Talihsiz baba, bu yüzden bir otel odasını mekân tutar. Bu arada oğlunun hastalığı hızla yayılır. Soysal, oğlunun en azından kalan ömrünü çocuklarıyla geçirmesi için girişimlerde bulunur. Temmuz ayında adli tıpa başvurur. Kendisi, oğlu ve 2 cezaevi görevlisi için borç parayla uçak bileti alıp İstanbul'un yolunu tutar. Ancak adli tıptan "Hastanın kemoterapisini tamamlayıp öyle gelin." cevabını alır.
Bunun üzerine çaresiz Diyarbakır'a geri döner. Dicle Üniversitesi Onkoloji Servisi'nde kemoterapi tedavisine devam edilir. Doktorlar, kasım ayında tedaviden umudunu keser. Hastanın en fazla 6 ay yaşayacağı kanaatine varılır. Bu durum resmi rapora da yansıtılır. Acılı baba, 17 Kasım günü yeniden adli tıpa başvurur. Şimdi bunun sonucunu bekliyor.
OĞLUM KOMPLOYA KURBAN GİTTİ
Ömer Soysal, oğlunun, yıllardır haksız yere hapis yattığını söylüyor. Bingöl'deki Asmakaya Jandarma Karakolu'na saldırı düzenlendiği tarihte, oğlunun Malatya'nın Akçadağ ilçesi Anadolu Öğretmen Lisesi lokalinde çalıştığını belirtiyor. Baba Soysal, "Baskının yapıldığı gün oğlum Nurettin, Akçadağ'da su ve elektrik faturası yatırmış. Bunu da dava dosyasına ekledik ama Nurettin, bir komploya kurban gitti." diyor.