1. HABERLER

  2. HABER

  3. HUKUK

  4. "Bu Gerekçeli Karar AYM’yi Tartışmalı Hale Getirmiştir"
"Bu Gerekçeli Karar AYM’yi Tartışmalı Hale Getirmiştir"

"Bu Gerekçeli Karar AYM’yi Tartışmalı Hale Getirmiştir"

Anayasa Mahkemesi, Türkiye’nin gündemine oturan Can Dündar ve Erdem Gül hakkında yayınladığı gerekçeli kararı yine tartışma konusu oldu.

10 Mart 2016 Perşembe 08:58A+A-

Hukukçular ve siyasiler bu gerekçeli kararın birçok çelişkiyi içinde barındırdığını belirtiyor. MİT Tırlarının deşifre edilmesi ihanetini ilk günden bu yana takip eden Tevhit-Selam Örgütü kumpası davasının avukatı Cüneyt Toroman Anayasa Mahkemesi’nin çelişkilerde dolu kararını Sabah.com.tr’ye 7 maddede özetledi.

Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını açıklaması, birçok açıdan sorunludur

BU AÇIK BİR ANAYASA İHLALİDİR

1)-Anayasa Mahkemesi'nin, daha önce açıklamış olduğu kararının gerekçelerini sonradan yazması, Anayasa ihlalini ortadan kaldırmamaktadır. Anayasanın 153.maddesi – "Anayasa Mahkemesinin .... İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz." şeklindedir. Anayasa mahkemesinin, gerekçeli kararını hazırlamadan kararını açıklaması açıkça bir anayasa ihlalidir. Gerekçeli kararın sonradan açıklanmış olması, bu anayasa ihlalini ortadan kaldırmamaktadır.

MAHKEME TARTIŞMALI HALE GELMİŞTİR

2)-Anayasa Mahkemesinin, kararını açıkladığı halde gerekçeli kararını yazmadığı kararları varsa, ve bu kararları yazmadan, Can Dündar ve Erdem Gül kararına alelacele gerekçe yazmışsa, veya diğer başvurularda karar gerekçelerini bu kadar kısa süre içinde yazmamışsa, bu durum, mahkemeyi tartışılır hale getirir.

AYM KENDİ ÜYELERİNİ BİLE İKNA EDEMEMİŞ

3)-Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının yarısı, bazı üyelerin karşı oylarından ibarettir. Sayın Anayasa mahkemesi, kendi üyelerini dahi ikna edememişken, bu kararının kamuoyunu nasıl ikna etmesini bekleyebilir?! AYM'nin "367 kararı" neyse, bu karar da aynı niteliktedir! O kararı veren hakimler, kendilerini feda etmişti, bu karara olumlu oy veren hakimler de hukukun üstünlüğünü siyasi sonuçlara feda etmiştir! Gelecek kuşaklar, bu kararın kendisine değil, bu karara katılmayan, karşı oy yazan, karşı oylarına saygı duyacaktır. 

NEDİM ŞENER CASUSLUK FAALİYETİNDEN YARGILANMADI

4)-Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararında, AİHM'nin, Nedim Şener/Türkiye kararını emsal göstererek, ifade özgürlüğü konusunda başvuruyu inceleme yetkisinin olduğu sonucuna karar vermiştir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı AİHM' kararının, bu başvuruyla emsal niteliği bulunmamaktadır. Nedim Şener, casusluk faaliyetinden yargılanmamıştır. Başvuruyla hiçbir emsal niteliği olmayan bir kararla kendisine alan açmıştır, yetki tecavüzünde bulunmuştur.

İÇ HUKUK YOLLARI TÜKETİLMEDEN

5)-Can Dündar ve Erdem Gül'ün, Kişi özgürlüğü ve Güvenliği, İfade Özgürlüğü ve basın özgürlüğü olmak üzere üç konuda başvurusu vardır. AYM, sadece "kişi özgürlüğünü" (tutuklamayı) inceleyebilir, diğer iki başvuru için, iç hukuk yollarının tüketilmesi, kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Kişi özgürlüğüyle ilgili başvurunun da, Anayasanın 19.maddesi hükmü son derece açık olup, tutuklama (özgürlüğünden yoksun bırakılma) mahkeme kararına dayandığı için, ön inceleme sonunda reddetmesi gerekirdi.

DAVA DOSYASINI GÖRMEDEN KARAR VERDİ

6)-AYM, başvuru sahiplerinin yargılandığı dava dosyasını görmezden gelmiştir. Bu dava dosyasında gizlilik kararı mevcut olup, AYM, dosyayı dahi istememiştir. Zaten isteseydi bile, yargılamayı yapan mahkeme, "gizlilik kararı" nedeniyle, bu başvurusunu reddedecekti. AYM, başvurucuların, savcı ve mahkeme huzurundaki ifade tutanaklarını yeterli görmüştür. AYM, bundan kısa süre önce, dava dosyasını dahi görmeden 60'tan fazla sanığın tahliyesine karar veren ve FETÖ kapsamında tutuklanan hakimle aynı konuma düşmüştür.

DEVLET SIRRI VE CASUSLUK FAALİYETİ GÖRMEZDEN GELİNDİ

 

7)-AYM'nin kararındaki gerekçeler, başvuru sahiplerinin üç ihlal gerekçesini de açıklayamamıştır. Başvuru sahiplerinin mahkeme tarafından tutuklanmalarının (özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının) niçin hukuka aykırı olduğunu ispatlayamamıştır. Devlet sırlarının gazete ile yayınlanmasının İfade özgürlüğü kapsamında olduğunu kanıtlayamamıştır. Basın özgürlüğünün, hiçbir sınırlama olmaksızın, devlet sırlarının yayınlanabileceğini de ispatlayamamıştır. Uymakla ve uygulamakla yükümlü olduğu Ceza kanununu hiçe saymıştır. BU kanundaki devlet sırrı ve casusluk suçlarını görmezden gelmiştir!

AK PARTİ MİLLETVEKİLİ EMEKLİ SAVCI REŞAT PETEK ANAYASA MAHKEMESİ'NİN GEREKÇELİ KARARINI SABAH.COM.TR'YE YORUMLADI

ANAYASA MAHKEMESİNİN GEREKÇELİ KARARI TATMİN EDİCİ DEĞİL

Karar kendi içinde çelişkili zira bir taraftan ifade ve basın özgürlüğünün milli güvenlik suçların önlenmesi suçluların cezalandırılması devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması devlete ait gizli bilgilerin açıklanmasının önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilirceğini tutuklama kararında da mahkemenin bu gerekçeleri dayanarak karar verdiği kabul edilirken diğer taraftan Anayasa'nın 26 ve 28. maddelerinin ihlal edildiğini hukuki bulmamak çelişkili bir gerekçe.

YARGITAY'IN GÖREVİNİ ÜSTLENMİŞTİR

Her ne kadar yargılamanın özüne girmediğini ifade etsede ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlali yönünde karar vermekle iddianamede sanıklara yüklenen siyasi ve askeri casusluk gizli kalması gereken bilgilerin açıklanması üye olmamakla birlikte silahlı terör götüne yardım suçları konusunda görüş belirtmekle ilk derece mahkemesi üzerinde vesayet makamı gibi baskı altına alan bir karar vermiştir. Yargıtay'ın görevini adeta üstlenmiştir.

Anayasa mahkemesinin bu karara itibar edilmesi halinde milli güvenlik açısından zorunlu olan ve devlet sırrı niteliğindeki bilgilerin açıklanmasının önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

BELİRLİ ÇIKAR VE ÖRGÜTSEL BAĞLANTI...

Milli güvenlik ve devlet sırrı denildiği zaman her ülke için subjektif bir değerlendirme söz konusu olacaktır ülkemiz açısından MİT'in eylemlerini denetleme yetkisi verilmeyen adli ve idari makamların örgüt bağlantılı olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni terör örgütlerine yardım yapıyor algısını oluşturmak amacıyla planladıkları bir operasyonun varlığı ve bu suça iştirak eden hakim savcı ve güvenlik görevlilerinin çoğunluğunun tutuklu olarak yargılandığı bir dava devam ederken basın yoluyla da bunları ifşa eden bu ifşa işlemini de belirli çıkar ya da örgütsel bağlantıları sebebi ile yaptıkları hususunda iddianamede önemli delillerin ortaya konduğu dikkate alınmadan hak ihlaline karar verilmesi gerçekten kabul edilebilir değildir, hukuki değildir yetki aşımı ile ilk derece mahkemesinin görev alanına gerilmek suretiyle Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir karar söz konusudur.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KURULUŞUNA TAMAMEN AYKIRIDIR

Sonuç olarak kanun yolu tüketilmiş olduğu gerekçesiyle tutukluluk konusunu incelemek anayasa mahkemesinin yetkisi kapsamında olsa da ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü yönünden kanun yolları tüketilmeden kabul edilebilirlik kararı arkasından da hak ihlali kararı verilmesi Anayasa ve Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş ve yargılama usülleri kanunundaki bireysel başvuruyu düzenleyen hükümlere tamamen aykırıdır.

HABERE YORUM KAT