Bir Vicdani Retçinin Dilinden İşkenceler…

Bir Vicdani Retçinin Dilinden İşkenceler…

İslami kimliğine ve değerlerine yapılan hakaretler, işkence ve şahsiyetsizleştirme çabaları karşısında vicdani retçi olan Necip Fazıl Kocaoğlu, 2002 yılında gittiği askerde ve vicdani ret kararı vermesi sonrasında yaşadıklarını anlattı.

Vicdani Retçi Kocaoğlu: "Rüyalarımda Nezarethaneleri Görüyorum!"

 

Vicdani Red İnisiyatifi'nden Metin Aydın'ın "Askeri Cezaevlerinde yaşananlar aydınlatılmalıdır" başlığı ile yaptığı araştırmada önemli ayrıntılar ortaya çıktı. Araştırma kapsamında etnik ve inançsal kimliği nedeniyle askerlik yapmak istemeyerek vicdani reddini açıklayan kişiler ile görüştü. Aydın, bir süre askerde kaldıktan sonra kaçmak zorunda kalan Necip Fazıl Kocaoğlu ile yaptığı görüşmede askerde ve askeri cezaevlerinde maruz kaldığı kötü muamele ve işkenceleri anlattı.

Kocaoğlu'nun anlatımlarından Askeri cezaevinde sistematik işkencenin bulunduğu, işkencenin kamuoyundan gizlendiği, işkence mağdurlarının ise korkudan yaşadıklarını anlatamadığına dikkat çekiyor.

Metin Aydın'ın yaptığı görüşmede, Kocaoğlu 24 Mayıs 2002 askere gittiğini belirtirken, 6 ay askerlik görevi ardından yaşadıklarının etkisi ile askerden askerden kaçtığını belirtiyor. Kocaoğlu, 26 Mayıs 2002 tarihinde askeri birliğine katılması ardından 09 Kasım 2002 tarihinde kısa süreli kaçma, 19 Kasım 2002, 23 Şubat 2003, 01 Kasım 2003, 25 Mart 2005 ve 08 Mayıs 2007 tarihinde olmak üzere altı defa askerden kaçtı.

Askerden kaçması ardından her defasında yakalanarak disiplin cezalarına ve askeri cezaevlerinde kalan Kocaoğlu, toplam 7 ay 26 gün askerlik yaptı. Kocaoğlu'nun 3 defa Askeri Cezaevi, 2 defa Askeri Disiplin Evi, 4 defa hücre, 16 defa nezarethane ve toplam 7 şehir gezdirildi.

 

Kocaoğlu, bu 8 yıllık süreçte yaşadıklarına ilişkin soruları ise şöyle yanıtladı:

Askerlik yaptırdıkları zaman zarfında, etnik kimliğinizden ya da dini inancınızdan dolayı bir ayrımcılığa uğradınız mı?

Dinimi yaşamama izin vermediler göz açtırmadılar, açıkça hakaretlerde bulundular.

Allah yok Peygamber tatile çıktı dediler. Dayak atarken nerde Allah'ın dedikleri bile oldu.

Namaz kılana 'hey sen ne yapıyorsun, öyle eğilip bükülüp çabuk yanıma gel asker' diye bağırıyordu komutanlar.

BAĞIRAMAZ RAPORU ALDI

 

Neden altı ay askerlik yaptıktan sonra firar ettiniz? Neler yasadığınız askerlik yapmış olduğunuz o surede?

Sesim biraz kısık çıktığından askerliğimin üçüncü gününde fena şekilde dövüldüm ve revire yollandım. Bağıramaz raporu almak istediğimi söyledim. Doktorda 'hayatımda ilk kez veriyorum' dedi. Bağıramaz raporu aldım. Gece 2-4 terlik nöbetini hep bana yazdılar 5'tede dışarıda oluyorduk. Sonrasında ağır eğitim ve yüz metre ileriye birini koyup. Sesim oraya gitmedikçe sürünme dayak cezaları verildi.

10 gün dağıtım izninden sonra Erzurum Oltu Tank Taburu'na gönderildim. Önceden almış olduğum, 'bağıramaz raporum vardı.' Komutan bunu alıp yırtıp attı. Tekrar git al dedi. Doktoru da aramış verme demiş. Vermedi tabi. Sabah akşam dayak eziyet yaptı, çakıl taşlarında süründürdü kollarım kan içinde kaldı sırf bağırmıyorum diye. Askeriyeyi her gün üç beş tur koşturuyordu. Çarşı iznimi yasakladı. Telefon açmamı engelledi, parama el koydu.

Fırsatını bulup, sivil elbise alıp çarşıya çıktım ve kaçtım.

6 ay sonra yakalandım, Kayseri garnizon komutanlığında dayak eziyet yaptılar. Ardından Ardahan Askeri Mahkemesine çıkarıldım, disiplin evinde 20 gün kaldım. Oradan Kars Sarıkamış'a götürüldüm.

Bize özelikle Sivas Askeri Cezaevinde yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Sivas Askeri Cezaevi'ne götürülmem ardından vicdani red dilekçemi verdim. Bir kaç gün içinde savcı denetlemeye geldi. Denetlemeye gelen Yarbaya 'ben Vicdani Retçiyim ve kesinlikle askerilik yapmayacağım bilginize sunarım' dedim. Bırakırsanız 'eve giderim, askere gitmem' dedim. İki gün sonra serbest kaldım eve geldim.

TUVALETİN İÇİNE ELİNİ SOKUP KURCALATMIŞLAR

 

Peki, Kayseri'de neler yaşadınız?

En korkunç eziyetleri Kayseri Komando Tugayı Disiplin Evinde 8 gün ve Ardahan Disiplin Evinde 20 gün içinde yaşadım. Sadece 2 saat ellerim ranzanın demirine kelepçeli uyku. Yarım saatte bir dayak, sürünme hakaretleri, ağır spor ağır eğitim, tuvalete elini sokup kurcalatma, ayaklarını yalatma karda dışarıda çırılçıplak soyup bekletme, tek tip ile karda süründürme sonra üzerini değişmene izin vermemeleri. Atatürk'ün ilkeleri, Gençliğe Hitabe ve İstiklal Marşını zorla ezberletme en ufak şaşırmada dakikalarca yerlerde süründürerek dayak ailene dinine açıkça küfür. Koğuş çok pisti yataklar çürük, çarşaflar yırtık ve kirli simsiyah ve sinekler uçuşuyordu. Ne banyo, ne temizlik yapamayacak durumlara düştüm. Başkada zaten basına yansımış çoğu eziyeti söylemedim.

Cezaevinin iç işleyişi nasıldı?

2003 yılında Kars Sarıkamış Üçüncü Sınıf Askeri Ceza Evindeydim. Etrafı yüksek duvarlarla çevrili üstünde tel örgüler vardı, en dışarıda anayola bakan kocaman bir demir kapısı vardı oradan içeri girince ufak bir alan ve yüksek bir duvar daha vardı. Rütbelilerin ve düz asker tutuklu olanların koğuşları ayrı ayrıydı.

Her an ne olacağını bilmiyordum. Sanki düşmanlar ülkeyi almış ve bende esir düşmüşüm gibi hissediyordum. Tek tipi giyip böyle uyum sağlarsan işkence yapmıyorlardı ama ben dayanamıyorum diyen birini saatlerce dövdüler ve hastaneye de götürmediler.

İşkencenin etkilerini günlük yaşamınızda hissediyor musunuz?

Her gün kötü rüyalar görüyorum, askerleri görüyorum nezarethaneleri görüyorum. Odamdan çıkamıyorum 8 yıldır saç traşı ve benzeri durumlarda evden çıktım. Yakalanırsam işkence edip öldüreceklerinden yada bir şekilde ölümüme sebep olacaklarından korkuyordum. Sürekli karnımda bir ağrı oluyor. Ruhen çökmüş bir durumdayım sesim soluğum kesik başıma bir şeyler gelmesin diye dua ediyorum. İnsanlara hiç güvenim kalmadı bügün yüzüme gülenler yarın farklı koşullarda karşılaşırsak işkence bile yaparlar sanıyorum...

Asker kelimesinden elbisesini görmekten nefret ediyorum birini görürsem nefesimi tutuyorum gözümün önüne karanlıklar geliyor.

(Kaynak: Özgür Baran / ANF
)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir