Bir Gazetecilik Gururu: Anna Politikovskaya

Bir Gazetecilik Gururu: Anna Politikovskaya

Anna Politkovskaya; Çeçenistan'daki Rus işgalinin haksızlığını ve kirli yüzünü Rusların yaptıkları katliamları dünyaya duyurmaya çalışırken, bir Rus infaz timi tarafından vurularak öldürülmüştü. Öldürüldüğünde, 48 yaşındaydı.

İsviçreli film yapımcısı Eric Bergkraut, Çeçenistan'daki çatışmalarla ilgili Coca: The Dove From Chechnya adlı belgeseli üzerinde çalışırken onunla çeşitli defalar söyleşi yapmıştı. Letter to Anna (Anna'ya Mektup) o söyleşilerde yapılan çekimlerden çarpıcı kareler içeriyor. Belgesel Film'de göründüğü ilk sahnede şöyle diyordu Anna Politkovskaya: "Niçin hala hayattayım? Ciddi konuşmak gerekirse, bunun bir mucize olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bir mucize."

Ve o mucize çok sürmedi. Bu konuşmasından sadece birkaç ay sonra, Özgürlük Radyosu'ndaki bir açık oturuma katılıp, "Ramzan Kadirov'un yaş günü için şahsen tek bir hayalim var: Bir gün, yasal standartlara harfi harfine uygun bir mahkemede, işlediği tüm cürümlerin listesi çıkarılmış ve incelenmiş bir şekilde sanık sandalyesinde otururken hayal ediyorum onu." demesinden ise sadece birkaç saat sonra, apartmanının girişinde vurularak öldürüldü.

Anna Politkovskaya, Putin döneminde öldürülen 12'nci gazeteciydi. Çeçenistan'daki tüm Rus katliamlarını, hatta Rus askerlerinin bile üstlerinden uğradığı hakaretleri ve intiharlarına kadar giden süreçleri, dünya, genelde hep onun kaleminden öğrendi.

Temmuz 2000'deki 'Cehennem'de' başlıklı makalesinde Rusların yerle bir ettiği Çeçenya'nın başkenti Caharkale'yi şöyle anlatıyordu: "Kentin harabeleri yeni bir Kafkasya dağ silsilesi gibi. Afrika tarzı bir kıtlık. Cılız çocukların acıları… Caddeler ölü gözlerle dolu. Aklını yitirmiş ya da yarı yarıya delirmiş insanlar. Sokaklar silah kaynıyor. Her yerde mayınlar var. Kalıcı patlayıcılar. Ümitsizlik."

Rus gizli servisinin ve Kadirov'un adamlarının hep ensesinde olduğunu hissetmesine rağmen sadece savaş zamanı tam 50 kez girmeyi başarabildiği Çeçenistan, tek ilgi alanı değildi. Diğer Kuzey Kafkas cumhuriyetleri de, Kaberdey Balkar, Karaçay Çerkes, İnguşetya ve Dağıstan'daki tüm insan hakları ihlalleri ile ilgili olarak çok sayıda yazı kaleme aldı.

Üç sene önce Kabardey Balkar'ın başkenti Nalçik'te, sadece namaz kıldıkları için Rus gizli servisinin ve polisinin baskılarına dayanamayarak bunalan yaklaşık 100 kadar Kabardey ve Balkar Türkü gencin silahlanıp, şehirdeki askeri kışlaları, polis karakollarını ve FSB merkezini basmalarının perde arkasını da o ve Yulia Latinina'nın kaleminden öğrenmişti, dünya. İlk bakışta sadece 'intihar' gibi gözüken bu eylemin arka planını araştıran bu Rus gazeteciler, İslam'ı yaşamak isteyen gençlere, çıkış yolu bırakılmadığını, polis baskısından bunalan gençlerin de Ruslara ders verme amacıyla, böylesine delice bir saldırıyı gerçekleştirdiğini ortaya çıkarmışlardı.

Politkovskaya olayların perde arkasını anlattığı yazısına başlarken şu ifadeleri kullanıyordu:

"Onlar gittiler… Nereye? Namazlarını daha rahat kılmak için dağlara… Ve namaz kılmak için de yeniden dönecekler…"

Tek istediği, Putin yönetiminin 1999 yılında başlattığı İkinci Rus Çeçen savaşının kirli yüzünü anlatmak, insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmaktı.



Onun kahramanları, ister Rus ister Çeçen olsun, çatışma nedeniyle hayatları mahvolan kişiler, sıradan sivillerdi. Sakatlanan vücutları, yanmış bedenleri ve tüm köylerin yıkılışını tasvir etmişti. Orduya alınan ve Çeçenistan'a gönderilen, komutanları tarafından orada, hani neredeyse bir köle muamelesi gören talihsiz Rus askerleri hakkında da yazdı.

Çeçenistan'da ister direnişçi olsun isterse sivil halk, büyük bir hürmet görüyordu.

Moskova'nın Dubrovka Tiyatrosu'nda 900'den fazla kişinin rehin alındığı olayda, Putin istememesine rağmen, arabuluculuk yaptı ama Ruslar'ın tiyatro baskınıyla 125 rehine ve 20 Çeçen direnişçi kişi hayatını kaybetti.

Beslan okul baskınında arabulucu olmaya giderken uçakta zehirlendi ve günlerce komada kaldıktan sonra kurtulabildi. Çünkü Putin, kimsenin arabulucu olmasını ve olayın barışçı bir şekilde sona ermesini istemiyordu.

Putin'den hiç hazzetmediğini söyleyen ve Putin'i Stalin'le kıyaslayan Politkovskaya onun hakkında şunları yazabiliyordu:

"Sovyetlerin tipik KGB yarbaylarından biri olan Putin, birkaç saat sonra bir kez daha Rusya tahtına çıkacak. Rütbesinin telkin ettiği gibi dar ve taşralı bir bakış açısı var; albaylığa terfi etmemiş bir yarbayın sevimsiz şahsiyetine, meslektaşları hakkında bilgi toplamayı itiyat edinmiş şu Sovyet gizli polisinin tavır ve terbiyesine sahiptir."

Kendisini Çeçenistan'da defalarca öldürmeye teşebbüs eden ama başaramayan şimdinin Çeçenistan'ın Rusçu devlet başkanı, o zamanın ise Rusçu Başbakanı Ramzan Kadirov'un sadece Çeçenlerin değil Rusya'nın da başına bela olacağını yazmıştı:

"Kremlin küçük bir ejder yetiştirdi. Şimdi onu beslemeleri gerekiyor. Aksi takdirde ateş püskürecek."

(Dünya Bülteni)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir