Başbakan Erdoğan: EMASYA Kaldırılacak!

Başbakan Erdoğan: EMASYA Kaldırılacak!

Başbakan Tayyip Erdoğan, EMASYA Protokolü ile ilgili tartışmalara son noktayı koydu. Toplumsal olaylarda askere doğrudan müdahale hakkı tanıyan protokolün kaldırılacağını söyleyen Erdoğan, "Koordinatör bakanımız çalışıyor. Kısa zamanda bu işi halledeceğiz

Başbakan Tayyip Erdoğan, darbe planlarına dayanak gösterilen Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolü'nün kaldırılacağını açıkladı. TRT 1'de yayınlanan "Enine Boyuna" programında gazete genel yayın yönetmenlerinin sorularını cevaplayan Erdoğan, "EMASYA Protokolü diye bir şey olamaz, olmayacak. Bunun adımını atıyoruz, atacağız. Protokolü gündemimizden çıkaracağız, ortadan kaldıracağız." dedi. Konuyla ilgili koordinatör bakanın çalışmalarını yürüttüğünü belirten Başbakan, gerekirse yasal bir düzenleme yapılabileceğinin altını çizdi. Erken seçim tartışmalarına da değinen Erdoğan, 2011'in seçim yılı olacağını vurguladı. Partisinin yüzde 47 oy aldığını ve Parlamento'nun yüzde 65'ini oluşturduğunu hatırlatan Başbakan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın "Kapatma davası açılacak partiler bunu hisseder." açıklamasına ise tepki gösterdi: Türkiye'yi yargı devleti yapmaya gayret gösteren bir zihniyetle karşı karşıya bırakmak istiyorlar. Bu çok ciddi bir sıkıntı.

Erdoğan, "Kapatma davası açılacak partiler bunu hisseder." diyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya tepki göstermeye de devam etti. "Yargıtay Başsavcısı ortada herhangi bir şey yokken nasıl böyle bir ifadeyi kullanır? Böyle bir şey olur mu? Bunu kullanacaksınız, ondan sonra bu ülkede siyaset yapacaksınız. Bu olacak iş mi?'' diye sordu. Partisinin yüzde 47 oy aldığını ve Parlamento'nun yüzde 65'ini oluşturduğunu hatırlatan Başbakan, şöyle devam etti: "Allah aşkına yani biz bu filmi tekrar tekrar seyretmeye mecbur muyuz? Bizim sağlıklı bir şekilde çalışmamız gerekiyor. Yani biz her şeyi bırakacağız, bundan sonra tekrar hissetmeye başlayacağız. Ondan sonra da 'sivil vesayet'... Hani nerede sivil vesayet? Böyle bir sivil vesayet olur mu? Bu sivil vesayetin üzerinde başka bir vesayet var. Ne o? Yargı vesayeti. Türkiye'yi yargı devleti olmaya iten bir zihniyetle karşı karşıya bırakmak istiyorlar. Çok ciddi bir sıkıntı. Yargıçlar yönetimi noktasında çok açık tavrı hep birlikte almamız gerekiyor. Yoksa hakikaten yargıçların dudakları arasına iş sıkışıp kalırsa durumumuz çok kötü.''

Başbakan, siyasi kapatma davalarına ilişkin mevzuat değişikliğiyle ilgili bir soruya, "Böyle bir adımı atabilmek için önümüzde birçok engel var. Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki Parlamento'da bir konsensüs oluşsun.'' şeklinde ilginç bir cevap verdi. Bir adım atmak istediklerinde 14 Mart olayı (AK Parti hakkında kapatma davasının açıldığı tarih) olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu nedenle siyasi ve ekonomik anlamda kayıplar yaşadıklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, erken seçim beklentilerine de nokta koydu. 2011'in seçim yılı olduğunu vurgulayarak, "Seçimin tarihi de temmuz ayının mevsim koşulları sebebiyle belki biraz öncesine alınabilir. Onun dışında bir şey asla düşünülemez. Türkiye buna alışmalıdır. Yani biz 16 ayda bir hükümet değiştiren ilkel bir Türkiye olmamalıyız.'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, başta Ergenekon ve faili meçhuller olmak üzere hiç bir konuyu sümen altı etmediklerini vurguladı. Kararlılıklarının da süreceği mesajını verdi. Kamuoyunda 'kırmızı kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ile ilgili soruları da cevapladı. Bu yıl siyaset belgesinin yeniden ele alınacağını kaydeden Erdoğan, "Endişeleri de tamamen ortadan kaldırmaya yönelik adımları atmakta hükümetimiz kararlıdır.'' açıklamasını yaptı. "Bundan sonra iç tehdit olmayacak diyebilir miyiz?'' sorusuna da, "Asla. Böyle bir şeyi asla düşünemeyiz ve bu tür yapılanmalara müsaade edecek, bu tür zemini oluşturmaya müsaade edecek imkânlara fırsat vermeyecek şekilde bir düzenleme yapılacak." cevabını verdi.

Başbakan Erdoğan, Ergenekon süreciyle birlikte Türkiye'nin normalleşmeye gittiğini savundu. Bu çerçevede Genelkurmay Başkanı ile de uyumlu çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı'mız olsun, kuvvet komutanlarımız olsun, olaylara yaklaşımında bizim paslaşmamız olumlu bir şekilde gelişiyor. Eğer bu olumlu gelişmeler olmamış olsa zaten bu neticeleri almakta da zorlanırız. Silahlı Kuvvetleri'miz de işin üstüne ciddi anlamda gidiyor. Çünkü, bu kurumlarımız öyle pek şaibe kaldıracak kurumlar değil.'' diye konuştu.

Başbakan, CHP lideri Deniz Baykal'ın "Sizi asker değil ama TEKEL işçileri iktidardan indirecek" açıklamasına da cevap verdi. TEKEL işçilerinin sorunlarını çözmek için çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, "Şunu da bir meydan okuma olarak almayın ama bizi TEKEL işçisi iktidar yapmadı, bizi milletimiz iktidar yaptı.'' dedi.

GATA' da yatan Nejat Uygur'un eşi, Emine Hanım'a 'Burada görüşmeyelim' demiş.

Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın GATA'da tedavi gören Nejat Uygur'u ziyaret etmek istediğinde yaşadıkları olayı şöyle anlattı: "Nejat Uygur'un hanımı arıyor ve 'Ne olur sizinle dışarıda buluşsak, buraya gelmeseniz. Çünkü yetkililer 'Sıkıntı doğabilir, gelmemesi isabetli olur.' diyor. Bunu en üst düzeyde gündeme getirdim. 'Nedir bu? Ne yaptıklarının farkında mısınız?' diye sordum. Bunu artık söylemek zorunda kaldım. Bugüne kadar söylemedim, bazı gazeteler yazdı. Biz bunları istemiyoruz.

Bize gaz verenler arasında Baykal da var, kendine göre kurnazlık yapıyor.

Başbakan Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı'nı görevden al'' diye gaz verenler arasında CHP lideri Deniz Baykal'ın da bulunduğunu ifade etti. Erdoğan şunları söyledi: "Silahlı Kuvvetleri'mizin bu kadar hassasiyetle korunması gerektiğini bir taraftan ifade edeceksin, bir taraftan da 'madem güvenmiyorsun görevden alırsın' diyeceksin. Bir taraftan, ağzıma dahi almak istemiyorum ama 'biz darbelere karşıyız' diyor, ama öbür taraftan 'acaba nasıl biz bu işi tahrik ederiz' diye kendisine göre kurnazlıklar yapıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, partisinin grup toplantısında söylediği, "Bize gaz veren gazeteciler var." sözüyle kimleri kastettiği ortaya çıktı. TRT'de katıldığı programda bu isimlerin kimler olduğu sorulunca Başbakan, dosya içinde bazı yazılar gösterdi. O dosyada beş yazarın olduğu ve Erdoğan'ın ilgili yazıları fosforlu kalemle işaretlediği görüldü. 'Gaz verenlerin' tamamı Doğan Grubu gazetelerinde yazıyor. Bu isimler Yalçın Doğan, Oktay Ekşi, Güngör Mengi, Tufan Türenç ve Mehmet Ali Birand.

Milliyet Gazetesi'nden Yalçın Doğan'ın ilgili yazısının başlığı, 'Özal uyguladı, Erdoğan nutuk atıyor' şeklinde. Başbakan'ın altını çizdiği cümlelerse şöyle: "Özal'da nutuklar, tehditler, derin demokrasi dersleri yok. Anında uygulama var. İktidar gücü, demokrasi pratiği. Tayyip Erdoğan o günkü gazeteleri açıp baksa, tek taraflı konuşmayacak, asıl Özal'ın ne yaptığını görecek."

Hürriyet'ten Oktay Ekşi de 'Başka ne deseydi' başlıklı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı: "Benim gibi veya bu sütunu okuyan binlerce insan gibi değilsin ki, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın -bizim kelimelerimizle söylemek gerekirse- dediği gibi, "Madem kuşku duyuyorsun, yetkini kullanır, görevden alırsın. Ama orasından burasından imalarla, şurada burada çıkmış, doğruluğu tartışmalı haberleri esas alarak bu ulusun yaşam güvencesi olan bir kurumun yıpratılmasını amaçlayan kampanyalara destek vermezsin."

Vatan Gazetesi'nden Güngör Mengi'nin, "O sözü Başbakan söylemeliydi..." başlıklı yazısında da Erdoğan'ın işaretlediği şu cümleler var: "Baykal doğru şeyler söylüyor: "Başbakan komutanların işin içinde bulunduğuna kani olmuşsa bunu araştırır. Böyle bir hüküm oluştuysa derhal yapması gereken iş, görevden almaktır. Düşünmüyorsa da yıpratma kampanyasına izin vermemektir."

Hürriyet'ten ikinci isim Tufan Türenç. "Seminer'de sunulan darbe planı" başlıklı yazısında 'gaz veren' cümleleri şunlar: "Türk Silahlı Kuvvetleri, Başbakan'a bağlı bir kurum. Ama Başbakan suskun. Bu iddialara inanıyor mu, inanmıyor mu? İnanıyorsa gereğini yapsın. İnanmıyorsa kendisine bağlı olan ülkenin en önemli kurumunu gerektiği gibi savunsun."

Posta'dan Mehmet Ali Birand'ın yazısının başlığı 'Askerin bu noktaya gelmesinde siyasetin suçu yok mu?" şeklinde. Başbakan'ın önündeki dosyada işaretli cümleler şöyle: "Asker daima siyasi boşlukları doldurmuştur. İyi yapmıştır, demiyorum, ancak siyasetçi cesaretle hareket edemedikçe, sorumluluk ve kararlılık göstermedikçe, askere alan açmıştır. İsmet İnönü'nün askere yaklaşımını hepimiz biliyoruz. Genelkurmay ağzını dahi açamazdı. Diğer bir örneği Turgut Özal döneminde yaşamadık mı? Genelkurmay Başkanlığı'na istemediği Org. Necdet Öztorun'un adını silivermişti.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir