Aynur Tezcan'ın Ölümünden Kimler Sorumlu?

Aynur Tezcan'ın Ölümünden Kimler Sorumlu?

Bu ülkede başörtüsü yasağı, insanların yaşam hakkına kasteden boyutlarda yaşanıyor. Tesettürlü oldukları için tedavi edilmeyerek hayatını kaybedenlere Aynur Tezcan da katıldı.

Soğuk algınlığı ve yüksek ateş nedeniyle bu yılın bahar mevsiminde gittiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çarşaflı olduğu için tedavisi yapılmayan Aynur Tezcan 14 Kasım'da vefat etti.

Bağcılar'da oturan Kalender Tezcan, 23 Nisan'da 2009'da 30 yaşındaki kızı Aynur Tezcan'ı soğuk algınlığı ve ateş şikayetiyle sağlık ocağına götürmüş, ancak resmi tatil olduğu için muayene yaptıramayan baba kızını eve geri getirmişti. Bir süre sonra kızının fenalaştığı haberini alan baba, kızını, 12 yaşındayken beyin ameliyatı geçirdiği İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürmüştü. Ailesinin ifadesine göre, 16.30'da gittikleri hastanede 23.30'a kadar kendileriyle kimse ilgilenmemişti. Hastanede beklerken solunum yetmezliğine bağlı olarak kalbi duran Aynur Tezcan'a elektroşokla müdahale edilerek kalbi yeniden çalıştırılmıştı. Doktorların, hastanede yer olmadığını ve hastanın başka yere götürülmesini istemeleri üzerine de özel bir hastaneye götürülen Aynur Tezcan, 6 aylık tedaviden sonra eve gönderilmişti. Birkaç gün önce yeniden rahatsızlanan Aynur Tezcan bu kez Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü ancak bir gün sonra hayatını kaybetti.

Hatırlanacağı üzere geçenlerde benzer bir vaka da Eskişehir'de yaşanmış, Fatma Arduç, tesettüründen rahatsızlık duyan bayan doktor tarafından muayene edilmemişti. Ve yine hatırlanacağı üzere Medine Bircan, onca yaşına rağmen yine örtülü olduğu için ve yine Çapa'da tedavi edilmemiş; o yaşında ailesi tarafından fotoshopla açık fotoğrafı verilmek zorunda bırakılmış; ancak geciken tedavisi nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Tezcan Ailesine İkinci Şok

Cenazeyi almak için hastaneye giden Tezcan ailesi ikinci bir şok yaşadı. Aynur Tezcan'ın cenazesinin, hastanede ölen Mehmet Kılıç'ın cenazesi yerine Erzurum'a gönderildiği ortaya çıktı. Baba Kalender Tezcan, haberi alır almaz kızının cenazesinin Erzurum'a ulaşmadan Giresun'dan geri döndürdüklerini belirterek, "Akrabalarım bugün cenaze var diye toplandı. Her şeyi hazırladık. Ancak hastaneye gelince cenazelerin karıştırıldığını öğrendim. Şimdi biz acımızı mı yaşayalım. Yoksa burada yaşanan skandalla mı uğraşalım. Bu hatayı yapan kim ise cezasını çekmeli" diye konuştu.

Kızının ilk gittiği İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde karşılaştıkları ilgisizlik nedeniyle hastane hakkında dava açtıklarını da belirten Tezcan, cenazelerin karışmasında ihmali olan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri hakkında da şikayetçi olacaklarını söyledi.

AYRIMCILIK SINIR TANIMIYOR

Hasta Hakları Aktivistleri Derneği ve Mazlumder İstanbul Şubesi, 23 Nisan'da Çapa Tıp Fakültesi'ne soğuk algınlığı ve ateş şikâyeti ile getirilen Aynur Tezcan'ın ihmal sonucu beyin ölümünün gerçekleşmesi üzerine, doktorlar ve sağlık personeli hakkında Fatih Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu ve konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Mahir Orak şunları söyledi:

"Başörtülü ve dindar insanlara karşı yıllardır ekilen ayrımcılık ve kin tohumları bir kez daha başak vermiş ve hayatının baharında bir genç kız yasakçı zihniyetin ektiği tohumların son kurbanı olmuştur. Soğuk algınlığı ve ateş şikâyetiyle 23 Nisan 2009 tarihinde İ.Ü. Tıp Fakültesi Çapa Hastanesi acil servisine kaldırılan Aynur Tezcan sağlık hizmeti almak için gittikleri Hastaneye götürüldüğü andan itibaren birçok haksızlığa uğramıştır. Aynur Tezcan'ın sağlık durumunun kötülüğü yanlış uygulamalar neticesinde geri dönülemez bir hal almış ve Tezcan'ın -tıpta ölüm olarak nitelendirilen- beyin ölümü gerçekleşmiştir. Ambulansla Çapa'ya götürülen Tezcan'ı gören sorumlu servis doktorunun ambulans şoförüne mağdur ve beraberinde gelen annesinin kıyafetlerini göstererek azarladığı iddia edilmektedir. Bunun dışında 7 saat boyunca doktorların hastayla ilgilenmediği, yapılması gereken tıbbi işlemlerin ise alelade bir şekilde koridorda yapılmaya çalışıldığı, yapılmayan veya yapılmasında gecikilen müdahaleler sonucunda Tezcan'ın kalbinin durduğu ve elektroşok ile kalbinin çalıştırılmaya çalışıldığı, bütün bunlara rağmen acil hastalara yapılması gereken tıbbi teşhis ve tedavilerin uygulanmadığı, yer olmadığı iddiasıyla yoğun bakıma alınmadığı gibi somut iddialar bulunmaktadır. Bütün bu olaylar neticesinde derneklerimize başvuran Tezcan ailesinin iddialarının ciddiliği, ilgili kişi ve kurumların suskunluğu karşısında görevli doktorlar ve sağlık personeli hakkında; Kasten (olası kast) İnsan Öldürme, Ayrımcılık, Görevi Kötüye Kullanma ve TCK'nin ilgili sair sevk maddeleri gereğince suç duyurusunda bulunma zorunluluğu hâsıl olmuştur. Bu olay bir kez daha göstermiştir ki ayrımcılığın kimseye faydası olmadığı gibi yaşama hakkı gibi temel bir hakkın bile hiçe sayılmasına neden olmaktadır. En azılı suçlulara bile ayrımcılık yapılması en azından tıp etiği açısından mümkün değilken insanların kıyafetleri dolayısıyla karşılaştıkları ayrımcılıkların sınır tanımaz hale gelmesi çok acıdır."

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir