Biri 33 yıl esir kaldı diğeri 30 yıldır esir olan nişanlısını bekliyor

Biri 33 yıl esir kaldı diğeri 30 yıldır esir olan nişanlısını bekliyor

İsrail cezaevlerinde 33 yıl kalan Filistinli yazar Mahmud İsa ile 30 yıldır esir tutulan Hasan Selame’nin nişanlısı Gufran Zamil, Taksim Camii Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Bir Direnişin Hikâyesi: Zindandan Özgürlüğe” söyleşisinde tecrit yıllarını, ailelerin bekleyişini ve özgürlük umudunu anlattı.

Davet ve Kardeşlik Vakfı öncülüğünde, Nida Yayınları, UFİDAB, Taksim Camii Kültür ve Sanat Merkezi ile Taksim Kitabevi iş birliğiyle düzenlenen program, 30 Ekim 2026 Cuma akşamı gerçekleştirildi. Program, Taksim Camii İmam Hatibi Yakup Aktaş’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Açılış konuşmasını Davet ve Kardeşlik Vakfı Başkanı Ali Kılıç yaptı. Kılıç, ümmetin sınırlarının dağlarla, nehirlerle, ırk ya da renkle değil, inançla çizilmesi gerektiğini vurguladı. Ümmetin, sınırlarını inanç ve kardeşlikle çizdiği gün en küçük evladı olan Filistin’in acısına cevap vereceğini söyledi. Gazze’de son üç yılda yaşanan katliam ve yıkımın önceki yetmiş beş yılı geride bıraktığını, buna rağmen halkın diz çökmediğini ve zalimlere boyun eğmediğini ifade etti. Kılıç, Gazze halkının inançlı bir insanın zulme karşı nasıl direneceğini adeta bir tablo gibi ümmete sunduğunu belirtti. Bu direnişin zalimlere karşı nasıl durulacağının dersini verdiğini ve inşallah ümmetin dirilişine vesile olacağını sözlerine ekledi.

Kılıç’ın konuşmasının ardından, Filistinli esirlerin yaşadıklarını ve Aksa Tufanı sonrasındaki takasla özgürlüğüne kavuşan esirleri konu alan bir sinevizyon katılımcılara izletildi.

Arapça yapılan söyleşinin moderatörlüğünü Davet ve Kardeşlik Vakfı Müdürü Mehmet Veysel Akarsu gerçekleştirdi. Söyleşi dört bölümde ilerledi: zindan öncesi hayat, duvarın ardındaki esaret yılları, duvarın öbür tarafındaki aileler ve özgürlüğe giden yol. Akarsu, İsrail cezaevlerinde halen 9 binden fazla Filistinli esir bulunduğunu hatırlattı.

“Hücreyi kabirden de kötü bir yer yaptılar”

Kudüs’ün Anata kasabasında doğan Mahmud İsa, şeriat eğitimi aldı ve gazetelerde çalıştı. 25 yaşında tutuklandı ve 33 yıllık esaretinin 13 yılını tek kişilik hücrede geçirdi. Kudüs’ten sürgün edilerek serbest bırakıldı.

Tecrit hücrelerinin yanına bilerek akıl hastalarının, adli mahkumların ve mafya üyelerinin konduğunu anlatan İsa, “Günün her saatinde bir akıl hastanesindeymiş gibi hissediyorsunuz. Aklınızı kaybetmemek için kendinizi bu çevreden de soyutlamanız gerekiyor” dedi. İsa, esirlerin on dakika bile kesintisiz uyuyamadığını belirtti.

İsa, bir hatırasını da paylaştı. Tecrit bölümündeki mahkumlar arasında kavga çıktığında bölüm müdürü hemen onun hücresine gelmiş, onu kulaklarını tıkamış halde Kur’an okurken bulmuş ve “Bunu yapacağını tahmin etmiştim” demiş.

Hasan Selame, Abbas es-Seyyid ve İbrahim Hamid gibi tecrit arkadaşlarıyla hücreleri üniversiteye ve ibadet mekanına çevirdiklerini söyleyen İsa, “Bizi bedenen, fikren ve ruhen kırılmış olarak çıkarmak istiyorlardı. Biz bu savaşı kazanmakta ısrar ettik” ifadelerini kullandı. Bir buçuğa iki metrelik hücrede spor yaptıklarını, ellerine geçen her kağıdı okuduklarını da kaydetti.

Annesini esaretteyken kaybettiğini anlatan İsa, “Özgürlük gelse bile annemi kaybetmemin yerini tutmaz. Çünkü özgürlüğü zaten onu sevindirmek için istiyordum” dedi.

İsa, cezaevinde yazdığı ve Türkçeye “Kur’an’dan İncelikler” adıyla çevrilen kitabına Meryem suresiyle başlamasının sebebini “Sure rahmetle başlıyor. Biz esarette Rahman’a hasret çekiyorduk” sözleriyle açıkladı.

7 Ekim’den sonra gardiyanların, esirlerin moralini bozmak için cezaevi avlularına yıkılmış Gazze fotoğrafları astığını anlatan İsa, “Büyü büyücüye döndü. Bütün esirler ayağa kalkıp onurlu Gazze’yi selamladı” diye konuştu.

“Bir gün Hasan benim yerime oturup size esareti anlatacak”

Kendisi de bir dönem İsrail cezaevinde kalan gazeteci Gufran Zamil, 1996’dan bu yana tutuklu olan Hasan Selame ile bugüne kadar hiç yüz yüze görüşemedi. Selame’nin tutuklanmasından yaklaşık 15 yıl sonra onunla nişanlandı. Bu bağın işgale verilmiş bir mesaj olduğunu vurgulayan Zamil, “Hayatımızı kontrol ettiğini sandığı anda, bu hayattaki hakkımızı söküp alan biziz” dedi.

Selame’ye yazdığı mektubu “Senin cihadın esaretindeyse, benim cihadım da seni beklemektir” sözleriyle özetleyen Zamil, “Bugün Mahmud İsa’yı nasıl dinliyorsanız, bir gün Hasan da benim yerime oturup size esareti ve Filistin davasını anlatacak” şeklinde konuştu.

Zamil, 2023’ten bu yana esirlerle iletişimin tamamen kesildiğine dikkat çekti. Kızılhaç’ın savaşın ilk gününden beri cezaevlerine giremediğini, Selame’den son haberi ağustos ayındaki avukat ziyaretinden aldığını belirtti. Zamil, Selame’nin bir mektubunda “Otuz yıl esaret ve on dört yıl aralıksız tecrit; hepsini bir kefeye, savaşın üç yılını öbür kefeye koyun. Acı bakımından denktir” diye yazdığını aktardı.

Selame’nin Gazze’deki son savaşta dört kardeşini kaybettiğini, onu yaklaşık 30 yıl bekleyen annesinin de oğluna kavuşamadan vefat ettiğini anlatan Zamil, bu acı haberi Selame’ye nasıl ilettiğini de paylaştı. Zamil, bir yıl boyunca avukat ziyaretleri aracılığıyla Selame’ye annesinin hastalandığını, hastaneye ve yoğun bakıma kaldırıldığını haber vererek onu hazırladığını, vefat haberini ise son esir takası sırasında ilettiğini söyledi.

Zamil, Selame’nin hatıralarını anlatan “Berzah Aleminde Geçirilen Beş Bin Gün” kitabının 2012–2021 yılları arasında yazıldığını, yazılanlara hücre baskınlarında defalarca el konulduğunu ifade etti. Selame’nin 2012’de tecritten çıktıktan sonra kitabın bir kısmını kaçak bir telefonla kendisine aktardığını, kendisinin de bunları yazıya geçirdiğini belirtti.

Kadınlara da seslenen Zamil, “Gazze’de eşlerini şehit veren, bugün çadırlarda yaşayan kadınları görüyorsunuz. Onların sesi olun. Bu sizin vazifeniz ve sizin meydanınız” çağrısında bulundu.

“Bu salonda üçüncü bir sandalye olacak”

Söyleşinin kapanışını yapan moderatör Akarsu, “Bu gece bize bir hücrenin okula dönüşebileceğini, bir mektubun duvardan güçlü olabileceğini öğreten iki tanığı dinledik” dedi. Akarsu, esaretin bireylerden önce evleri esir aldığını, özgürlüğün ise bir an değil uzun bir yolculuk olduğunu vurguladı.

Hasan Selame’nin özgürlüğüne dair umudunu da paylaşan Akarsu, şunları söyledi:

“İnşallah bir gün bu salona üçüncü bir sandalye koyup Hasan Selame’yi aramızda ağırlayacağımız günleri de göreceğiz. Bu sıradan bir hayal değil, bir iman ve güven meselesidir. On yıl önce biri, Taksim Meydanı’na bir cami inşa edileceğini ve işgal cezaevlerinde uzun yıllar kalan esirlerin özgürlüğüne kavuşup bu camide halka hitap edeceğini söyleseydi, kimse inanmazdı. Bugün şahit olduğunuz gibi, bütün engellemelere rağmen cami inşa edildi. İsrail de bir türlü bırakmak istemediği esirleri serbest bırakmak zorunda kaldı. Bu, iman, sabır ve umutla gerçekleşen bir ilahi lütuftur. Bu yüzden 48 kez müebbet hapse mahkum edilen ve şu anda tecritte tutulan Hasan Selame’nin de bir gün özgürlüğüne kavuşup bu sahnede bize hitap etmesi imkansız değildir. Biz sabredeceğiz ve ümitvar olacağız.”

Program, katılımcıların kitaplarını konuklara imzalatmasıyla sona erdi. Mahmud İsa, Nida Yayınları’ndan çıkan “Kur’an’dan İncelikler” ile Arapça “Esfadü’z-Zeheb” (Altın Prangalar) kitaplarını; Gufran Zamil ise Hasan Selame’nin yine Nida Yayınları’ndan çıkan “Berzah Aleminde Geçirilen Beş Bin Gün” ve “Otobüsler Yanıyor” kitaplarını imzaladı.

ekran-goruntusu-2026-11-01-132436

ekran-goruntusu-2026-11-01-132420

ekran-goruntusu-2026-11-01-132428

ekran-goruntusu-2026-11-01-132452

ekran-goruntusu-2026-11-01-132505

ekran-goruntusu-2026-11-01-132515

ekran-goruntusu-2026-11-01-132522

ekran-goruntusu-2026-11-01-132532

ekran-goruntusu-2026-11-01-132546

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir