“Selam, mü’minler arasında güven sözleşmesidir”

“Selam, mü’minler arasında güven sözleşmesidir”

​​​​​​​Başakşehir Özgürder’de Ayetler Işığında Hayat programında “Selam” konusunu ele alındı. Fevzi Zülaloğlu, selamlaşmanın yalnızca bir nezaket ifadesi olmadığı, Kur’an’ın inşa etmeyi hedeflediği iman kardeşliğinin, esenliğin ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı.

29 Ekim'de gerçekleştirilen Ayetler Işığında Hayat programında Fevzi Zülaloğlu, Kur’an-ı Kerim’de selam kavramının anlamını, peygamberlerin hayatındaki örneklerini ve Müslümanların gündelik hayatında selamlaşmanın taşıdığı sorumlulukları değerlendirdi.

Konuşmasına Hz. Peygamber'in Medine'de Müslümanlar arasında kardeşliği güçlendirmeye yönelik tavsiyelerini hatırlatarak başlayan Zülaloğlu, “Aranızda selamı yayın” öğüdünün İslam toplumunun inşasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Selam basit bir karşılaşma sözü olarak görülmemelidir. Selam, yalnızca bir nezaket ifadesi değil; Kur’an’ın inşa etmeyi hedeflediği iman kardeşliğinin, esenliğin ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir. Müminler arasında selamı yaygınlaştırmak, sevgiyi, dayanışmayı ve kardeşliği güçlendirmek anlamına gelir.

Selam, İslam kardeşliğinin temelidir

Hz. Peygamber, Mekke'den Medine'ye hicretinin ardından Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşliğin gelişmesine büyük önem vermiş, “Aranızda selamı yayın” tavsiyesinde bulunmuştur.

İlk bakışta basit görünen bu öğüt, İslam toplumunun inşasında önemli bir yere sahiptir. Selam, yalnızca bir karşılaşma sözü değil; müminler arasında sevgi, muhabbet, dayanışma ve güven ilişkisini güçlendiren bir çağrıdır.

Kur’an'da selam, Yunus suresinin 25. ayetindeki “Allah esenlik yurduna çağırır” ifadesinde olduğu gibi her şeyden önce ilahi bir davettir.

Ayette geçen Darüsselam, ahirette cenneti ifade eder. Ancak bu kavramın dünya hayatında da bir karşılığı vardır. Müminlerin Allah'ın kitabını öğrenmek, vahyin rehberliğinde yaşamak ve salih ameller işlemek üzere oluşturdukları ortamlar da esenliğin yaşandığı mekânlardır. Evlerimiz ve mescitlerimiz, barışın, güvenin ve kardeşliğin hâkim olduğu yerler olmalıdır.

Selam, imana ve hayata davettir

Kur’an'da selam ile birlikte üzerinde durulması gereken kavramlardan biri de Tahiyye’dir. Tahiyye, dirilik ve hayat temennisiyle ilişkilidir.

Enfal suresinin 24. ayetinde “Allah ve Resulü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığında bu çağrıya uyun” buyrulur.

İnsana gerçek anlamda hayat veren şey imandır. İmanın hayata yansıması ise salih amellerle gerçekleşir. Selamlaşma bu bakımdan müminlerin birbirlerine iman, esenlik ve dirilik temennisinde bulunmalarıdır.

Nisa suresinin 86. ayetinde ise verilen selama aynı şekilde veya daha güzeliyle karşılık verilmesi emredilir. Daha güzel karşılık vermek, yalnızca kullanılan kelimelere yeni ifadeler eklemek değildir. Güler yüz, tebessüm ve samimiyet de selamı güzelleştirir.

Haşr suresinin 23. ayetinde Allah'ın güzel isimleri arasında Es-Selâm da yer alır. Bu nedenle “Esselamu aleyküm” ifadesi, sıradan bir merhabalaşmanın ötesinde Allah'ın esenliğini ve güvenini dilemeye yönelik bir duadır.

Kur’an'da peygamberlere ve müminlere selam

Kur’an'da Allah'ın peygamberlerine yönelik selamları önemli bir yer tutar. Saffat suresinde Hz. Nuh'a, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a selam verilir.

Meryem suresinin 15. ayetinde Hz. Yahya için “Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden diriltileceği gün ona selam olsun” buyrulur. Hz. İsa da aynı surenin 33. ayetinde doğduğu, öleceği ve yeniden diriltileceği gün için selam duasında bulunur.

Selam, yalnızca dünya hayatındaki karşılaşmalarla sınırlı değildir. Yasin suresinin 58. ayetinde cennet ehline yönelik “Rahmân olan Rab'den selam” müjdesi yer alır.

Ölüm anında müminlerin melekler tarafından selamla karşılanması (Nahl, 16:32) ve cennete girenlere “Sabretmenize karşılık size selam olsun” denilmesi (Ra'd, 13:24), selamın ahiret hayatındaki önemini gösterir.

Selam, bu yönüyle yalnızca dünya hayatının değil, cennet hayatının da dilidir.

bas2

Selam, ailede bereketin ve kardeşliğin vesilesidir

Nur suresinin 61. ayetinde evlere girildiğinde Allah katından bereketli ve güzel bir esenlik dileği olarak selam verilmesi öğütlenir.

Hz. Peygamber'in Enes bin Malik'e ailesinin yanına girdiğinde selam vermesini tavsiye eden rivayeti de bu ilahi öğüdün günlük hayattaki karşılığıdır.

Evlerimiz birer esenlik yurdu olmalıdır. Aile içerisinde yaşanan kırgınlıklar, anlaşmazlıklar ve yorgunluklar, içtenlikle verilen bir selamla hafifleyebilir. Selam, aile hayatında merhameti, bereketi ve muhabbeti artırır.

Nur suresinin 27. ayetinde ise başkalarının evlerine izin alınmadan ve selam verilmeden girilmemesi emredilir. Bu aynı zamanda insanların mahremiyetine ve haklarına saygı göstermenin gereğidir.

Hucurat suresinin 10. ayetinde “Müminler ancak kardeştirler” buyrulur. Bu kardeşlik yalnızca sözle ifade edilen bir bağlılık değil, hayatın içerisinde karşılığı olması gereken bir sorumluluktur.

Hz. Peygamber'in Müslümanların birbirleri üzerindeki haklarını anlatan hadisinde selamlaşma ilk sırada yer alır. Tanıdık tanımadık herkese selam vermek ve yemek yedirmek de teşvik edilen davranışlardandır.

Kardeşlik yalnızca güzel sözlerle kurulmaz. Selamın yanında paylaşma, ikram, yardımlaşma ve dayanışma da bulunmalıdır.

Selam, karşılıklı bir güven sözleşmesidir

Selamlaşmanın da bir adabı vardır. İnsanların ibadetle meşgul oldukları veya uygun durumda bulunmadıkları ortamlar gözetilmeli, selamın anlamına ve değerine uygun davranılmalıdır.

Kur’an'da Hz. Musa'nın Firavun'a yönelik “Esenlik, doğru yola uyanların üzerine olsun” ifadesi (Tâhâ, 20:47), selamın aynı zamanda bir hidayet daveti ve barış mesajı taşıdığını gösterir.

Selamın en önemli anlamlarından biri güvendir.

“Benden sana zarar gelmez.”

Bu ifade, selamın taşıdığı ahlaki sorumluluğu özetler. Bir Müslüman kardeşine selam verdiğinde onun canına, malına, onuruna ve haklarına zarar vermemesi gerektiğini de hatırlamalıdır.

Selam verirken kardeşlikten söz edip davranışlarımızla haksızlık üretmek, selamın anlamıyla çelişir. Çünkü selam yalnızca dilde kalan bir dua değil, hayata yansıması gereken ahlaki bir taahhüttür.

İman kardeşliği; birbirine güvenen, birbirinin hakkını koruyan, zor zamanlarda dayanışma gösteren ve birbirini yalnız bırakmayan insanların oluşturduğu bir ilişkidir.

Selamı yaygınlaştırmak, yalnızca daha fazla selamlaşmak değil; kardeşliği, merhameti, güveni ve dayanışmayı hayatın her alanına taşımaktır.

Doğduğumuz gün, öleceğimiz gün ve yeniden diriltileceğimiz gün Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun.

Haber: Mehmet Suyuti Dindar

Fotoğraf: Ali Rıza Gökçe

HABERE YORUM KAT
1 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir