1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. AK Parti'den ikinci talep: Sosyal adalet
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti'den ikinci talep: Sosyal adalet

06 Haziran 2011 Pazartesi 03:46A+A-

Cumartesi, seçmenin bir kez daha iktidar yapma kararında olduğu AK Parti'den, kangrenleşmiş sorunlarının çözümü için "yeni bir anayasa" talep ettiğini yazmıştık.

Bu, taleplerden ilkiydi. İkinci önemli talep "ekonomik durumun düzeltilmesi ve sosyal adaletin sağlanması" talebidir.

Liberal iktisatçıların sözlüklerinde teknik süreçlere indirgenmiş "ekonomi" vardır, ama "sosyal adalet" yoktur. Bu yüzden liberal felsefenin şekillendirdiği piyasayı politikalarının merkezine alan hükümetler, başarı ölçütünü mali piyasaların, finans sektörü, borsa, döviz, faiz vb. unsurların dolaşımındaki işleyişe bağlar, ancak asıl ekonominin can damarlarının attığı reel ekonomide yaşanan sıkıntıları mümkün mertebe görmezlikten gelirler. Oysa ekonominin sahiden başarılı olduğunun ölçütleri a) Reel ekonomideki iyileşme, b) Gelir bölüşümündeki adalettir.

Makro dengelere baktığımızda 2001-2011 arasında kişi başına milli gelir 3 bin dolardan 10 bin dolara; büyüme yüzde -5,7'den yüzde 6,8'e; Türkiye, dünyada 26. ekonomiden 17'ye; ihracat 25 milyar dolardan 114 milyara; GSYH 187 milyardan 730 milyar dolara çıkmış bulunmaktadır.

Üretim artışı var, büyüme sağlanıyor. Pekiyi gelir bölüşümü nasıl yapılıyor? Asıl reel ekonomiyi omuzlayan orta sınıflar, küçük ve orta ölçekli tüccar ve sanayici, çiftçi ve esnaf ne durumda? Mali piyasalardaki iyi göstergeler burada da gözüküyorsa mesele yok. Ama üretim artışı ve büyüme bir zümrenin lehine, ana kitlenin aleyhine işliyorsa burada bir parça durmak gerekir. Tabloya bakalım:

Holdingler, mesela Koç grubu 2015 hedefini 2008'de gerçekleştirmiş, Aydın Doğan 8 kat büyümüştür.

Bütçe gelirlerinin yüzde 67,5'i halktan toplanmaktadır. Yakıta ödenen paranın yüzde 67'si vergidir. Petrol fiyatları artsın artmasın, durum değişmiyor. Dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyor, en pahalı suyunu içiyoruz.

12 Haziran'da AK Parti'ye oy vereceğini söyleyenler üç şikâyet konusunu öne çıkarıyor: 1) Emeklilerin ve yoksul kesimlerin çektiği sıkıntı: TÜİK'in rakamlarına göre açlık sınırı 899, yoksulluk sınırı 2.900 liradır. 9 milyon emekliden 900 TL emekli maaşı alan kaç kişi var? Net asgari ücret ise 630 liradır ki çalışanların yaklaşık yüzde 50'si asgari ücret almaktadır. 3 milyona yaklaşan işsizi saymayalım. 2) Belediyelerin ve diğer kuruluşların artık kurumsallaştırdığı anlaşılan taşeron işçiliği. Burada öylesine sıkıntılar yaşanıyor ki, anlatması birkaç köşe yazısı gerektirir. 3) AVM'lerin esnafın kolunu kanadını kırması. İstanbul'da 2005 yılında AVM'lerin sayısı 106 adet iken, bugün 279'a çıktı. Sektörün büyümesi yüzde 20-25 civarında; 2013'te hedef bu sayıyı 400'e çıkartmak. Şimdi AVM'ler Anadolu'yu zaptetmeye çıkmış bulunmaktadırlar. AVM'ler orta sınıfa karşı haksız bir rekabet gücüne sahip, esnafı öldürüyor, geleneksel şehir kültürünü yok ediyor ve ulaşımı/trafiği felç ediyor.

Milli gelirin bölüşümü başka bir adaletsizlik. Nüfusun ilk yüzde 20'lik zümresi gelirin yarısını alıyor. Son yirmi yüzde 20'lik yoksul kesimler yüzde 5,5'luk pay alıyor. Asıl korunması ve rekabet gücü artırılması gereken yüzde 60'lık orta sınıftır, genel iktisat politikaları yeterince onların lehine değil.

Bu programı hazırlayan Kemal Derviş bile "sosyal boyutunun zayıf" olduğunu söylemişti. Bu seçimde CHP ağırlıklı olarak AK Parti'yi emekliler, yoksulluk ve gelir adaletsizliği üzerinden vurmaya çalışıyor. Seçim sonuçları üzerinde ne gibi etkisi olacak, göreceğiz. Ancak bu can yakıcı soruna CHP çare değildir. Çünkü hem ana seçmen kitlesi milli gelirin yarısına el koyan zenginler zümresidir, sosyal adalete izin vermezler; hem CHP reel ekonomi ve sosyal adaletle ilgili -doğrudan parasal kaynak aktarma dışında- ikna edici bir program sunmuş değildir.

Üçüncü iktidar döneminde bu sorunun çözümü yine AK Parti'den bekleniyor. Bugüne kadar haklı veya haksız mazeretleri her ne idiyse, bir kenara bırakıp bu ciddi sorunu yeni hükümetin ana gündem maddeleri arasına katma mecburiyeti vardır. Seçmenin neredeyse yarısı AK Parti'ye bu fırsatı belki de son bir kez verecektir.

Unutmayalım, adaletsiz refah felah getirmez.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum