O, daha 12 yaşında sürgünle tanıştı. Ece Nur Özel, yüz binlerce başörtülü mağdura daha 12 yaşındayken katıldı. Bağnaz, yasakçı, tek tipçi eğitim sisteminin minik kurbanı…
Okuduğu Diyarbakır merkez Hamravat İlk Öğretim Okulunda başörtü taktığı gerekçesiyle, önce ikna odalarına alındı. Başını açması için günlerce psikolojik baskılara maruz kaldı. Olmadı, tutanak imzalatıldı. Son olarak da alıştığı okul arkadaşlarından koparılıp, oturduğu evin uzağında bulunan Vali Nafız Kaya İlk Öğretim Bölge Okuluna sürgün edildi.
Yüz binlerce sessiz çoğunluğun sesi olan Ece'nin sürgün haberinin basına yansıması üzerine harekete geçen Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, kitlesel bir basın açıklaması yaparak olayı kamuoyunun gündemine taşıdı.
Küçük başörtülüye yapılan sürgünü vahim bulan DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, cevaplandırılması talebiyle Meclis'e bir soru önergesi verdi.
Biz de Ece'nin direnişini Meclis'e taşıyan Selahattin Demirtaş'ın, gündeme getiren Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz'ın ve Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Selahaddin Çoban'ın görüşlerine başvurduk.
Bu arada olayla ilgili görüşlerine başvurmak istediğimiz Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurahman Kurt ise, olaydan haberi olmadığını ifade ederek görüş beyan etmek istemedi.
Demirtaş: Ak Parti Samimiyet Sınavında
12 yaşındaki Ece Nur Özel'in başörtüsü taktığı gerekçesiyle sürgün edilmesi ile ilgili Meclis'e soru önergesi veren DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, 12 yaşında bir kız çocuğunun başörtüsü taktığı gerekçesiyle sürgün edilmesini kabul edilemez buldu.
Demirtaş, Diyarbakır merkez Hamravat İlk Öğretim Okulunda okuyan Ene Nur Özel'in başörtüsü taktığı gerekçesiyle başka bir okula sürgün edildiği haberleri ve olayın Diyarbakır'daki sivil toplum kuruluşlarının gündeme getirmesi üzerine harekete geçtiğini ifade ederek, "Ben de bir Diyarbakır Milletvekili olarak, harekete geçtim. Bizler, başörtüsünü inanç özgürlüğü bağlamında değerlendiriyor ve kişilerin kendi inançları doğrultusunda yaşama haklarının hiçbir gerekçeyle engellenmemesi gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu.
"12 yaşındaki bir kız çocuğunun bulunduğu okuldan başka bir okula sürgün edilmesini ciddi bir inanç özgürlüğü ihlali" olarak değerlendiren Demirtaş, bu dayatmanın hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söylüyor.
Başörtü yasağının yüz binlerce kişiyi mağdur ettiğini sözlerine ekleyen Demirtaş, Ak Parti'nin soruna olan duyarsızlığından ve tutarsızlığından yakındı. Meclis'e verdikleri soru önergesiyle Ak Parti'nin samimiyetini sorgulamayı hedeflediklerini kaydeden Demirtaş, "Ak Parti bir çok konuda olduğu gibi başörtüsü konusunda da samimi değil. Bizler, Meclis'e soru önergesi vererek Ak Parti'nin samimiyetini sorgulamayı hedefledik. Olayın takipçisi olacağız." dedi
"Kürt açılımı"nın başörtülüleri kapsayıp kapsamadığıyla ilgili sorumuzu da yanıtlayan Demirtaş şunları söyledi:
"Kürt açılımı, inanç özgürlüğünü de kapsamalıdır. Bizler defalarca söyledik, bir daha söylüyoruz. Kürtler kendi anadillerinde dua etmedikçe, kendi anadillerinde ibadet etmedikçe, kendi anadillerinde, sosyal, siyasal ve ekonomik işlerini düzenlemedikçe, Demokratik açılım sorgulanmaya ve fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Ak Parti'nin tartışmaya açtığı açılım, bu gibi beklentileri karşılamaktan çok uzak. Bu beklentiler karşılanmadığı sürece, televizyonlarda Kürtçenin serbest edilmesinin fazlaca bir anlamı yoktur."
Çoban: Başka Okula Sürmek Çözüm Değil
Yasağı çağdışı olarak nitelendiren Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Selahaddin Çoban ise, "2009 dünyasında başörtüsü takıyor diye insanların ayrımcılığa tabi tutulması çağdışıdır. Çağdaş dünyada böyle bir uygulamaya yer yoktur" diyor ve ekliyor "12 yaşındaki bir çocuğun böylesine bir yasakla karşılaşması, hiçbir şekilde kabul edilemez"
Bu anlamsız yasağı ortadan kaldıracağı umuduyla insanların Ak Parti'ye oy verdiğine dikkat çeken Çoban, Toplumun büyük bir kesiminin inanç özgürlüğü noktasında Ak parti'den ciddi bir beklentisi olduğunu, Ak Parti'nin bu beklentiyi görmezlikten gelemeyeceğini dile getirdi.
Bir okuldan başka bir okula sürgün etmenin çelişkilerine dikkat çeken Çoban, "Eğitim hakkı hiçbir gerekçeyle engellenemez. Başörtü yasağı hiçbir hukuki temele dayanmamaktadır. İnanç özgürlüğü, eğitim özgürlü ve düşünce özgürlüğü güvence altına alınmıştır. İnsanların eğitim haklarından mahrum bırakılması suçtur. Kaldı ki, 12 yaşındaki bir çocuğun eğitim hakkının elinden alınmaya çalışılması "zorunlu eğitim" anlayışına da aykırıdır. Ece'nin bir okuldan başka bir okula sürgün edilmesi sorunu çözmeyecek. Sorun, bir okuldan başka bir okula taşınacak. Ece başörtüsü taktığı gerekçesiyle Hamravat İlköğretim Okulundan sürülüyor. Gideceği Vali Nafız Kaya İlk Öğretim Bölge Okulunda da aynı yasakçı uygulamayla karşılaşması muhtemeldir. Kendisi, yine başörtüsüyle derse girmek isteyecek, yine başörtüsünü çıkarması istenecek ve çıkarmadığı gerekçesiyle yine türlü baskılara maruz kalacak. Dolayısıyla sürgün çözüm değil, çözümsüzlüktür. Sistemin tıkandığının resmidir " şeklinde konuştu.
Yasağın dayandırıldığı kılık kıyafet yasasının uygulamalardaki tutarsızlıklar üzerinde de duran Çoban, "Dikkat çekmek istediğim diğer bir husus ise yasağın dayandırıldığı kılık kıyafet yasasıdır. Yıllardır siyah önlük zorunluluğundan bahsedilmektedir. Birer üniforma gibi öğrencilere giydirilmek istenen bu önlükler hiçbir çocuğun üzerinde yok. Şapka kanununda olduğu gibi bu da sözde kalmıştır. Siyah önlük giyen öğrencilere neredeyse hiç rastlanamamaktadır. Öğrenciler rengârenk önlükler giyebilmektedirler" diye konuştu.
Olayı temelde insan hakları ve inanç özgürlüğü ihlali olarak değerlendiren Çoban, Ece Nur Özel'in okuduğu okuldan başka bir okula sürgün edilmesini kınadı ve keyfi olarak uygulanan bu yasağın son bulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yılmaz: Olayın Meclise Taşınması Önemli
Sürgün edilen Ece ile ilgili kendilerine başvuruda bulunulan ve bir çok STK temsilcisinin de destek verdiği kitlesel basın açıklaması gerçekleştiren Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz da, konunun meclise taşınmış olmasını çok önemli bir gelişme olarak değerlendirerek, Demirtaş'ı bu duyarlılığından dolayı tebrik etti ve "umarım konunun takipçisi olur" dedi.
Sistemin otoritesini 12 yaşında bir kız çocuğu üzerinden tesis etmeye çalıştığını ifade eden Yılmaz, Ece Nur'un yaşadığı zulmü şu sözlerle özetledi:
"Ece Nur 12 yaşında bir kız çocuğu. Başörtüsüyle okumak istiyor. Başarılı bir öğrenci… Ancak bu kararı karşısında devlet tüm otoritesiyle karşısına dikiliyor. Sürgün ve tehditlerle yıldırmaya çalışıyor. Ece Nur'un yaşadıkları tam anlamıyla psikolojik bir şiddet ve işkencedir. Bu yaşadıklarından dolayı ailesi derslerinin şimdi çok kötü olduğunu, çalışma ve okuma isteğini yitirdiğini söylüyor. Sistem otoritesini 12 yaşında bir kız çocuğu üzerinden tesis ediyor."
Ak Parti İktidarının bu soru önergesine vereceği cevabı merakla beklediğini söyleyen Yılmaz, "AK Parti iktidarı ise anayasa mahkemesinin başörtü düzenlemesi konusundaki kararına boyun eğmiş veya onun arkasına gizlenmiş durumda. İktidar kulağının üzerine yatmış ve bu kitlelerin çığlığını duymuyor. Artık bu kanayan yaranın tedavi edilmesi gerekiyor. Şimdi top iktidarda… AK Parti iktidarının, Sayın Demirtaş'ın bu soru önergesine ne cevap vereceğini merakla bekliyoruz. Bakalım iktidar samimiyet testini başarıyla verecek mi?" şeklinde konuştu.
Emin Altun / Islah-Haber