Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Ahmet Türk, çabaların demokratik bir Türkiye için olduğunu belirterek, bu ortamda Kürt ve Türk halkının sevgi ile kucaklaşacağını ifade etti.
DTP Genel Başkanı Türk, "Bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Özgür, eşit, kardeşçe yaşamayı esas alıyoruz. İsteğimiz özgürlük, kardeşliktir. Birileri bu sürecin önünü tıkamak için farklı senaryolar üretiyorlar. Türkiye bölünecek diyorlar. Türkiye demokratik ve özgürlükle bölünmez, daha da güçlenir. Bunu başarırsak Ortadoğu'yu da demokratikleştiririz." dedi.
Diyarbakır Batıkent Meydanı'nda, dağdan inen PKK'lıların karşılanması sırasında konuşan Ahmet Türk, toplanan on binlere duygularına kapılmamaları uyarısı yaptı. Ahmet Türk, bugünün barışın günü olduğunu belirterek, kalabalığa şu uyarıyı yaptı:
"Bugün sizler kadar coşku doluyum, heyecanlıyım. Heyecan ve coşkunuzu anlıyorum. Bu coşku, barış, özgürlük, özgür yarınların coşkusudur. Aynı duyguları taşıyorum. Aynı duygularla karşınızdayım. Ama şunu görmek gerekiyor. Artık duygularımızla hareket etmemeliyiz. Ortak aklı ortaya çıkarmak için birlikte hareket etmeliyiz. Barışı sağlamak için yollardayız. Dilimiz barış dilidir. Bugün barışçıl bir sürecin gelişmesi konusunda belki bu ilk adımdır. Barış güzeldir, onurludur, kutsaldır. Ama kendimizi kandırmayalım. Burada mücadelemiz kahramanlık için değil, gerçek bir barış sağlamak içindir. Bu mücadelede yenilmek de yok, yenmekte yok, barış var."
Mitingde CHP'ye Eleştiri
CHP'nin süreçteki tavrını eleştiren Türk, bazıların barıştan rahatsız olduğunu ifade etti. Barışı ve dilini Türkiye'ye egemen kılmak için çabaladıklarını aktaran Türk, "Bugün savaştan beslenenler barıştan rahatsız oluyorlar. Ama inadına barış diyeceğiz. Çünkü ırkçılar, milliyetçiler bu ülkede barışın kalıcı hale gelmesini istemiyorlar. Yok olacaklar, tarihten silinecektir. Barışçıl sürecin tartışıldığı günden bugüne kadar büyük çabalar gösterdik. Ama bizi görmezlikten geldi. Bunu gören Öcalan bu demokratik siyasetin önünü açmak için önemli tarihi bir hamle yaptı. Biz bu hamlenin barış için özgürlük için çok anlamlı olduğunu biliyoruz. DTP, demokratik siyasetin gelişmesi çaba içerisinde olacağız. Çünkü bizim mücadelemiz özgür bir Türkiye mücadelesidir. Türkiyeli kardeşlerimize seslenmek istiyorum. Korkmayın, korkularınızın esiri olmayın. Kürtlerin özgürleşmesi sizin de özgürleşmenizdir. Bu çabalar demokratik bir Türkiye içindir. Demokratik bir ortamda Kürt ve Türk halkı sevgi ile kucaklaşacaktır. Bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Özgür, eşit, kardeşçe yaşamayı esas alıyoruz. İsteğimiz özgürlük, kardeşliktir. Birileri bu sürecin önünü tıkamak için farklı senaryolar üretiyorlar. Türkiye bölünecek diyorlar. Türkiye demokratik ve özgürlükle bölünmez daha da güçlenir. Bunu başarırsak Ortadoğu'yu da demokratikleştiririz."
ABD Başkanı Obama'nın 'Yapabiliriz' ifadesine vurgu yapan DTP'li Türk, "Biz de buna inanıyoruz. Aynısını istiyoruz. Yapabiliriz, gerçekleştirebiliriz. Türkiye'nin kaderiyle oynanmasına izin vermeyiz. Sayın Türk halkı ırkçılara, milliyetçilere kulak asmayın. Sayın yazarlar, aydınlar, siyasetçiler, barışseverler gelin bu tarihi anı barışla onurlandıralım, taçlandıralım. Bu fırsatın kaçmasına izin vermeyelim. Türklerle barış daha güzel olacak." şeklinde konuştu.
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna da süreci başlatanlara ve bugün yaşananlara katkı yapanlara teşekkür etti. Dağdan inenlerin Habur Sınır Kapısı'ndan serbest bir şekilde geçmelerinin çok önemli olduğunu anlatan Ayna, şunları ifade etti: "Gelen kapıdan serbest geçtiler. Bunu hazırlayanlara teşekkür ediyorum. Sorunun çözümü için önemliydi. Umudumuz bugün, her zamankinden daha çok. Barışın geleceğine dair umudumuz arttı. Kritik eşiği aştık. Ama Kürt sorunu birçok eşiği olan bir sorundur. Daha çok eşikleri aşmamız gerekir. Dün bu eşikleri aşacağımıza dair umudumuz arttı."
DAĞDAN İNEN PKK'LILARIN SÖZCÜSÜ: BARIŞ VE ÇÖZÜM İÇİN GELDİK
34 kişilik PKK'lı grup adına konuşan Mehmet Şerif Özkan, barış ve Kürt sorununun çözümü için geldiklerini söyledi. Etkin pişmanlıktan yararlanmak gibi bir niyetleri olmadığını belirten Özkan, bütün kesimlerin, aydınlar ve siyasetçilerin bunu doğru okuması gerektiğini vurguladı. Öcalan'ın çağrısı üzerine geldiklerini aktaran Özkan, şöyle konuştu: "Çözüm yolunun açılması için geldik. Barışı bütün halklar için Türk, Kürt ve Arapların eline vermek için geldik. Gelişimiz bazı isteklerimiz de olacak. Kürt sorununun çözümü için operasyonlar durdurulmalı. Diyalogun yolu açılmalı. İsteklerimiz mütevazidir. Kimliğimizi istiyoruz. Tarih, kültür, edebiyat ve sanatımızı anadilimizle yapmak istiyoruz. Sivil bir anayasa yapılmalı. Elimiz havada kalmamalı. Barışın eli tutulmalı. Gelişimiz herkes iyi anlamalıdır. Kürt halkı, Türk halkı, aydınlar, siyasetçiler gelişimizi doğru anlamalıdır. Barışın sağlanması için geldik. Kürtler tarihinin hiçbir döneminde savaş istemedi, barış istedi. Savaş çözüm yolu değildir. Diyalog, müzakere çözümün yoludur. Biz TCK 221. maddesinden yararlanmak için gelmedik. Biz barış için geldik, bu iyi anlaşılmalıdır."
ANLI: KANDİLDEN SELAM VE BARIŞIN MÜJDESİNİ GETİRDİLER
Grubun Kandil'in selamını getirdiğini söyleyen Diyarbakır DTP İl Başkanı Fırat Anlı ise PKK'lıları, "Diyarbakır'a, barış başkentine hoş geldiniz" diyerek karşıladı. Anlı, 'barışın elçileri' dedikleri grubun sadece selam değil, barışın müjdesini de getirdiğini söyledi.
Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Ayla Yıldırım ise Habur kapısının sadece 34 kişiye değil, barışa açıldığını belirtti. Cesaretli adımların devam etmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Cesaretle operasyonlar durdurulmalı." dedi.
Konuşmaların ardından, Batıkent Meydanı'nda toplanan on binlerce kişi olaysız bir şekilde dağıldı.
Erdoğan DTP'ye 'şark kurnazı' dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "demokratik açılım sürecini" istismar etmenin, süreci bir siyasi çıkar sağlama faaliyetine dönüştürmenin, milli birlik, beraberlik ve kardeşliğe fayda sağlamayacağını belirterek, "Yapılan şark kurnazlığıdır, kışkırtmadır, tahriktir. Ülkenin hissiyatına, hassasiyetlerine saygısızlıktır" dedi.
Başbakan Erdoğan, DSİ Toplantı Salonu'nda düzenlenen Hak-İş Mesleki Eğitim Kursiyerleri Sertifika Töreni'ne katıldı.
Törende konuşan Erdoğan, Türkiye'nin tarihi nitelikte bir sürecin içinden geçtiğini belirterek, dış ve iç politikada son derece önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.
"Türkiye'nin gelişmesinin, kalkınmasının, ilerlemesinin, demokratik standartlarını yükseltilmesinin önündeki engelleri tek tek kaldırıyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, bu süreçte, sendikalara, sivil toplum örgütlerine büyük görevler düştüğünü ifade etti.
"Mili birlik sürecine ilişkin olarak" İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, sivil toplum örgütlerini, yüzde 1'in üzerinde oy almış siyasi partileri ziyaret ettiğini, medya mensuplarıyla, akademisyenlerle, meslek mensuplarıyla görüşmeler yaptığını anımsatan Erdoğan, sürece ilişkin değerlendirmeleri paylaştığını kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu süreçten karlı, kazançlı çıkacak olan tüm Türkiye ile birlikte şüphesiz çalışanlarımız olacak, işsizlerimiz olacak, demokratik hak taleplerinde bulunan emekçilerimiz olacaktır. Esasen milli birlik süreci sadece terörle ilgili meseleleri değil, azınlıkların meseleleri, değişik mezhep gruplarının meseleleri, işsizlik meselesi, Ermenistan ile olan süreç, tüm bunlar, yani sorun alanlarını minimize etmeyi hedefleyen bir açılımdır, bu böyle bir süreçtir. Örgütlenme gibi çalışma hayatımızı yakından ilgilendiren sorunları da kapsıyor."
"ÇOK DAHA FAZLASINI BEKLİYORUZ"
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin yaklaşık 3 aydır bu meseleyi konuştuğuna işaret ederek, "Cesaretle, özgürce, demokrasi içinde konuşuyor" dedi.
3 aylık sürecin, bir olgunlaşma, hazırlık süreci olduğunu, şu anda da somut neticelerin ortaya çıkmaya başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Pazartesi günü 34 kişi Habur Sınır Kapısı'ndan giriş yaptı, sorgulandı. İlgili yasalarımız çerçevesinde serbest bırakıldı. Çok daha fazlasını bekliyoruz. Tamamının gelmesi için, silah bırakması için çağrımızı yineliyoruz. Ama ben burada, bu süreçten kendisine fayda devşirmeye çalışanları, süreci tahrik edenleri bir kez daha uyarmak istiyorum. Şark kurnazlığı ile bir yere varılmaz. Süreci istismar etmek, süreci bir siyasi çıkar sağlama faaliyetine dönüştürmek, inanın milli birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize asla yarar sağlamaz. Yapılan şark kurnazlığıdır, yapılan kışkırtmadır, tahriktir.
Ülkenin hissiyatına, hassasiyetlerine saygısızlıktır. Sürecin başarıya ulaşmasını arzuladıklarını madem ki söylüyorlar, madem ki söylüyoruz, ama aynı zamanda Habur'da, Diyarbakır'da tam tersi tavır görüyoruz. Bunlar samimi tavırlar değil. Samimi davranışlar değil. Bunlardan derhal vazgeçmemiz lazım. Bu tutarsız gayri samimi tavırlardan derhal vazgeçilmesi lazım. Aziz milletimden de rica ediyorum, lütfen bu geri dönüşleri, sorumsuz davranışlar sergileyen çeşitli şovları asla kendiniz için ölçü olarak telakki etmeyin. Biz bu yola çıktık."
"DAĞDAN İNİŞİ ELEŞTİRMEK NE KADAR DOĞRU"
Bu sürecin devlet projesi, muhatabının da milletin tamamı olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu ülkede, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Romanıyla hepimiz biriz, beraberiz ve etnik unsurlara herkes saygı duymak zorundadır. Kimse sonradan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü olmuyor, doğarken öyle doğuyor. Saygı duyacağız. Ama bir üst kimliğimiz var, o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Bunda bir olacağız, beraber olacağız, bütünleşeceğiz. Çünkü biz birbirimizi, Yunus'un diliyle, 'Yaratılanı severiz yaratandan ötürü' anlayışıyla seviyoruz, bağrımıza basıyoruz. Anlayışımız bu.
Kendimize çok net bir soruyu sormamız gerekiyor. Herkesin vicdanına bu soruyu sorması gerekiyor. Dağdan inişi eleştirmek, silahların bırakılmasını eleştirmek, terörün son bulmasını eleştirmek ne kadar doğrudur. Eli silahlı insanların dağda dolaşması, ülke için, millet için, anne, babalarımız için daha iyi bir durum mudur? Hayır. Bu tabloyu daha fazla sürdüremeyiz, sürdürmemeliyiz."
Şair Cemal Süreyya'nın, "Sizin hiç bananız öldü mü?" şiirinden alıntı yapan Başbakan Erdoğan, "Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum. Yıkadılar, aldılar, götürdüler. Babamdan ummazdım bunu, kör oldum..." dörtlüğünü okuyarak, "Hiçbir masum yavrunun babası ölmesin. Hiçbir hanım kardeşimin nişanlısı ölmesin. Hiç kimsenin kocası, yavrusu, evladı ölmesin. Arzumuz da hedefimiz de niyetimiz de budur" dedi.
Başbakan Erdoğan, bu süreci mutlaka tamamlamak zorunda olduklarını dile getirerek, "Ülkemiz için, kardeşliğimiz için bu süreci nihayete erdirmek zorundayız. Sorumluluk sahibi herkesi bu sürece destek, katkı vermeye davet ediyorum" diye konuştu.