1. HABERLER

  2. HABER

  3. DÜNYA

  4. Afrika, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinin merkezinde
Afrika, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinin merkezinde

Afrika, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinin merkezinde

Afrika kıtası, savaşlar, siyasi istikrarsızlık, etnik çatışmalar ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle dünyanın en büyük zorunlu göç ve yerinden edilme krizlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor.

20 Haziran 2026 Cumartesi 11:56A+A-

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre, Afrika'da milyonlarca kişi, çatışmalar ve insani krizler nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalırken kıta, aynı zamanda dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor.

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında değerlendirildiğinde, Afrika'daki yerinden edilme hareketlerinin büyük kısmının kıta içinde gerçekleşmesi dikkati çekiyor.

Afrikalı göçmenlerin ve mültecilerin önemli bölümü, komşu ülkelere sığınarak güvenlik ve geçim imkanı arıyor.

Uganda: Afrika'nın en büyük mülteci ev sahibi

Doğu Afrika'da yer alan Uganda, 2 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yaparak Afrika'nın en fazla mülteci barındıran ülkesi konumunda bulunuyor.

Ülkedeki mültecilerin büyük bölümünü Güney Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Somali'den kaçan kişiler oluşturuyor.

Ancak artan nüfus baskısı, finansman eksikliği ve insani yardım kaynaklarının azalması nedeniyle Uganda'daki mülteci kamplarında gıda güvenliği, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi zorluklar yaşanıyor.

Sudan krizi, kıtanın en büyük insani felaketlerinden biri haline geldi

Afrika'daki yerinden edilme krizlerinin merkezinde son yıllarda Sudan bulunuyor.

Nisan 2023'te Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Sudan'dan kaçan yüz binlerce kişi, Çad, Güney Sudan, Mısır, Etiyopya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne sığındı.

Sudan'da yaşananların, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen yerinden edilme krizlerinden biri olduğu belirtiliyor.

Çad ve Güney Sudan ağır yük taşıyor

Sudan'dan kaçan mültecilerin önemli bir kısmı komşu Çad'a yerleşirken ekonomik imkanları son derece sınırlı olan ülke, artan insani ihtiyaçlarla mücadele ediyor.

Benzer şekilde Güney Sudan da hem iç istikrarsızlıkla mücadele ederken hem de Sudan'dan gelen yüz binlerce mülteciyi ağırlamak zorunda kalıyor.

Doğu Afrika'nın iki önemli ülkesi Etiyopya ve Kenya da uzun yıllardır Somali, Güney Sudan, Eritre ve Sudan kaynaklı mülteci akınlarının başlıca adresleri arasında yer alıyor.

Kenya'daki Dadaab ve Kakuma kampları, dünyanın en büyük mülteci yerleşimleri arasında gösteriliyor, Etiyopya da bölgesel çatışmalardan kaçan yüz binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor.

Güney Afrika, ekonomik göçün başlıca merkezi

Afrika'daki göç hareketlerinin tamamı zorunlu nedenlere dayanmıyor.

Kıtanın en gelişmiş ekonomilerinden Güney Afrika Cumhuriyeti, milyonlarca uluslararası göçmeni çekmeye devam ediyor.

Özellikle Zimbabve, Mozambik, Malavi ve diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenler, iş ve yaşam imkanları nedeniyle ülkeye yöneliyor.

Ancak Güney Afrika'da son yıllarda yüksek işsizlik oranları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle yabancı karşıtı söylemlerin ve şiddet olaylarının arttığı görülüyor.

Batı Afrika'nın çekim merkezi: Fildişi Sahili ve Nijerya

Batı Afrika'da Fildişi Sahili, özellikle Burkina Faso, Mali ve Gine başta olmak üzere komşu ülkelerden gelen göçmenler için önemli bir ekonomik merkez olarak öne çıkıyor.

Kakao ve tarım sektörünün yanı sıra inşaat, ticaret ve hizmet alanlarında sunduğu istihdam olanakları dolayısıyla ülke, bölgenin en fazla göç alan ekonomilerinden biri konumunda bulunuyor.

Nijerya ise hem Batı Afrika'nın en büyük ekonomisi hem de Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) çerçevesindeki serbest dolaşım uygulamalarının etkisiyle milyonlarca uluslararası göçmene ev sahipliği yapıyor. Bununla birlikte Nijerya, aynı zamanda Afrika'nın en büyük iç yerinden edilme krizlerinden birini yaşıyor.

Ülkenin kuzeydoğusunda terör örgütleri Boko Haram ve DEAŞ'ın Batı Afrika kolu ISWAP'ın yıllardır süren saldırıları, milyonlarca kişinin evlerini terk etmek zorunda kalmasına neden olurken silahlı çetelerin fidye amaçlı saldırıları, çiftçi-çoban çatışmaları ve etnik gerilimler de özellikle kuzeybatı ile orta kuşak bölgelerinde zorunlu göçü artırıyor.

Ülkede güvenlik sorunları ile ekonomik kırılganlıkların bir araya gelmesi, Nijerya'yı hem göç veren hem de göç alan ülkelerden biri haline getiriyor.

Sahraaltı Afrika'dan Libya üzerinden Avrupa'ya uzanan göç rotası

Afrika'daki göç hareketlerinin büyük bölümü kıta içinde gerçekleşse de her yıl on binlerce kişi, Sahra Çölü'nü aşarak Libya ve Tunus üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor.

Özellikle Nijer, Nijerya, Mali, Burkina Faso, Gine, Sudan, Eritre ve Somali'den yola çıkan göçmenler, düzensiz göç rotalarını kullanarak önce Kuzey Afrika ülkelerine ulaşıyor.

Libya, uzun süredir Orta Akdeniz güzergahının en önemli geçiş noktalarından biri olarak öne çıkarken göçmenler, insan kaçakçılarının faaliyetleri, kötü yaşam koşulları ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Libya kıyılarından hareket eden düzensiz göçmenler, Akdeniz üzerinden başta İtalya'nın Lampedusa Adası olmak üzere Avrupa'nın güney kıyılarına ulaşmaya çalışıyor ancak bu rota, aşırı yüklenmiş tekneler, olumsuz hava koşulları ve insan kaçakçılığı nedeniyle dünyanın en tehlikeli düzensiz göç güzergahlarından biri olarak kabul ediliyor.

İklim değişikliği, yeni göç dalgalarını tetikliyor

Uzmanlar, Afrika'daki yerinden edilme hareketlerinin yalnızca çatışmalardan kaynaklanmadığını vurguluyor.

Kuraklık, çölleşme, seller ve aşırı hava olayları, özellikle Afrika Boynuzu ve Sahel kuşağında milyonlarca kişinin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden oluyor.

Somali, Etiyopya, Kenya, Nijer ve Çad gibi ülkelerde iklim kaynaklı baskıların gelecekte sınır aşan göç hareketlerini daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre Afrika'daki göç hareketlerinin büyük çoğunluğu kıta içinde gerçekleşiyor.

Afrikalı göçmenlerin önemli bölümü, Avrupa, Kuzey Amerika veya Körfez ülkelerine yönelmek yerine komşu ülkelere gidiyor. Bu durum, Afrika ülkelerinin küresel mülteci ve göç yönetiminde üstlendiği rolü daha görünür hale getiriyor.

Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle uluslararası kuruluşlar, Afrika'daki ev sahibi ülkelere yönelik mali desteğin artırılması ve zorunlu göçün temel nedenlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik uzun vadeli çözümlerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

HABERE YORUM KAT