Afganistan’ı “Resmen Tanıma” zamanı gelmedi mi?

Afganistan’ı “Resmen Tanıma” zamanı gelmedi mi?

Mehmet Özcan, işgal sonrası geçen beş yılda güvenliği ve toplumsal düzeni sağlayan Afganistan yönetiminin Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerce resmen tanınarak bölgesel ittifaklara dâhil edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Afganistan’ı “Resmen Tanıma” zamanı gelmedi mi?

Mehmet Özcan / Doğru Haber

Afganistan Yüksek Şeriat Mahkemesi, Afganistan'ın bağımsızlığının yıldönümü vesilesiyle, ülke genelindeki hapishanelerden 8299 mahkûmun serbest bırakıldığını ve cezalarının azaltıldığını duyurdu.

İslam ceza hukukuna göre kısas gerektirecek haller dışında olan, devlete yönelik veya kamu suçu işlemiş kişilere yönelik affetme adımıyla kalpleri İslam’a ısıtan böylesi ıslah edici kararlar kulağa hoş geliyor. Bu kararları dolayısıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti yetkililerini tebrik ediyoruz.

Yanı sıra sahada da suça sürükleyici argümanlara karşı önemler alan Afgan yetkililer bu anlamda mevcut uluslararası literatürün dışında kurdukları bir bakanlık üzerinden faaliyetlerini yürütüyorlar. Bakanlığın ismi; Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker… Yani İyiliği Emretme Kötülüğü Nehyetme Bakanlığı…

Ülke genelinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında beş yıl gibi kısa bir sürede büyük bir başarı gösteren bakanlığın faaliyet alanları arasında en önemli yeri uyuşturucuyla mücadele alıyor. Bakanlık, ayrıca ahlaksızlığa karşı iffet seferberliği, batı tandanslı film, sosyal medya ve benzeri tüm kültürel ifsat edici fıtrat bozucu söylem ve eylemlerde bulunan kötülük hareketlerine karşı iyiliğe çağıran çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Bugün önüme düşen bu haber üzerine; 2021’de ABD’nin işgalini sonlandıran bu yiğitlerin zaferini bizzat müşahede için Afganistan’a gittiğimiz o günler aklımda yeniden canlandı.

Beş yıl önce Afganistan’a gittiğimizde açıkçası bizi neyin beklediğini bilmeden ülkeye adım atmıştık. 20 yıllık Amerikan işgalinin ülkeyi getirdiği nokta; halkın neredeyse kuru ekmeğe muhtaç olduğu, kapkaç, hırsızlık, çeteler ve ölümlerin kol gezdiği şehirlerde hiç kimsenin birbirine güvenemediği bir atmosfer bırakmıştı geriye...

Başkent Kabil’i kan dökmeden ele geçirdikten sonra zaferini ilan eden Taliban yönetiminin halka karşı tutumu, işgalin oluşturduğu hırsızlık, kapkaç ve cinayetleri nasıl sonlandıracağı ve rakip sayılabilecek gruplara karşı tavrının intikam alıp almayacağı şeklinde birçok soru işaretleri vardı Afganların akıllarında.

Başta Mezarî Şerif ili olmak üzere Kabil’de kaldığımız yirmi gün boyunca bu soruların cevaplarını aradık. Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid’ten tutun farklı bakan ve bakanlık yetkilileri… Çarşıda alışveriş yapan halktan tutun esnaflara kadar... Geçmişte başbakanlık yapmış Hikmetyar’dan tutun farklı birçok grubun lider ve önde gelenleriyle yayınlanmış, yayınlanmamış görüşmeler yaptık.

Tüm görüşlerin ortaklaştığı konu; işgalin sonlandırılmış olması sevinci, hırsızlık, kapkaç ve cinayetlerin Taliban hükümetinin işbaşı yapmasıyla bir anda neredeyse sıfır noktasına gerilemesi; tüm ülke genelinde emniyet ve güven içinde dolaşım ve yaşam hakkına kavuşulması...

Herkes memnundu. Ancak endişeler de yok değildi. Kimileri de bu barış ortamının geçici olduğuna inanıyordu.

Ayrıca uluslararası hiçbir kurum ya da ülkenin resmi olarak tanımaya yanaşmadığı Afganistan İslam Cumhuriyeti hükümetinin ülkeyi nasıl kalkındıracağı, ekonomiyi nasıl düzelteceği ve ülkelerle ilişkileri nasıl sağlayacağına dair sorular dillendiriliyordu.

Aradan beş yıl geçti. Bu süre zarfında Afgan hükümeti, ABD’nin tüm izole etme ve sabotaj girişimlerine rağmen ülkenin tarım, şehirleşme ve ekonomik kalkınma ile devlet kurumlarının siyasal inşası noktasında büyük mesafeler kat etmiş durumda. Şu anda sadece Rusya’nın resmi olarak tanıdığı Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin başta Türkiye olmak üzere dünyanın onlarca ülkesinde bulunan büyükelçilikleri diplomatik faaliyetlerini sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Amerikan işgalinden kurtarılışının 5. Yıldönümü dolayısıyla Afganistan’ın Ankara Büyükelçiliğinde verilen davette Sayın büyükelçi Şeyh Saniullah Farahmand’ın ülkesine dair anlatımları, Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin emperyalistlerin tehditlerine ve uluslararası izolesine rağmen katettiği mesafeyi ortaya koydu.

Afganistan İslam Cumhuriyetinin beş yıllık süre zarfında yaptığı hizmetleri anlatan sinevizyon gösterimi, ülkenin işgal altındayken halkın adeta uçurumun kenarından nasıl da selamete kavuşturulduğunu resmeden hizmetlere imza atıldığını müşahede etmiş olduk.

Sonuç itibariyle; ülkesini siyonistlerin güdümünde olan ABD yönetiminin işgalinden kurtardıktan sonra milletine hizmet eden ve çevre komşu Müslüman ülkelerle iyi geçinerek ilişkilerini geliştirmek isteyen Afganistan İslam Cumhuriyeti’ni başta ülkemiz olmak üzere tüm Müslüman ülkeler resmen tanımalıdır. Ekonomi, siyasi, askeri ilişkiler geliştirilmeli ve hatta Mekke Anlaşması’na katılmaları için Afganistan, Suriye, İran, Irak, Mısır ilk etapta davet edilerek ittifak güçlendirilmelidir.

Siyonist emperyalistlerin İslam coğrafyamızı tehdit, saldırı, işgallerine karşı dik durabilmek ve doğal zenginliklerimizi sömürmelerine izin vermek istemiyorsak birlik şart… Ehli kıble Müslüman olmanın, kardeşliğin gereği bu…

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir