Türkiye 19 Aralık 2000 sabahına yeni bir cezaevi operasyonu ile uyandı. Yaklaşık iki aydır pek çok cezaevinde sol siyasi tutuklu ve hükümlülerin F Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla sürdürdüğü açlık grevi ve ölüm orucu eylemine müdahale edildi. Yetkili zevatın beyanlarına ve onların açıklamalarını en küçük bir şüphe duymaksızın yayınlamayı habercilik kabul eden medyanın yayınlarına bakılırsa bu müdahalenin büyük bir başarıydı. Çizilen tablodan devletin cezaevlerini düşmandan kurtararak yeniden vatan topraklarına kattığı şeklinde bir görünüm ortaya çıkarlıyordu. 19 Aralık tarihi de şanlı fetihlerle dolu tarih dersi kitaplarında yerini aldı!
Gerçekten de 19 Aralık 2000 saldırısı devletin dört duvarla çevirdiği insanlara karşı kanlı operasyonlara girişmesi geleneğinde bir zirveyi temsil ediyor. Yirmiden fazla cezaevinde aynı anda başlatılan operasyon şimdiye kadarki operasyonların en büyüğü ve en kanlı bilançoya sahip olanı. Otuzdan fazla insanın ölümü, yüzlercesinin yaralanması ile sonuçlanan bu operasyonun ismi ise belki de en insanlık dışı yönünü oluşturuyor. Bunca insanın ölümüne yol açan bir operasyona "Hayata Dönüş" isminin verilmesi hangi psikolojik harp uzmanının buluşudur bilemeyiz ama ülkenin içine sokulduğu cinnet halini çok iyi simgelediği açık.
2000 tarihinin şair Başbakanı Ecevit'in "teröristleri kendi terörlerinden kurtardık" şeklindeki açıklaması ile de örtüşen bu post modern mi yoksa post insani mi olduğu tartışılabilir durum ne yazık ki her geçen gün biraz daha kanıksanır hale gelen garabetin bir parçası sadece. Kutsal devlet tapınması ve medyanın büyücülük fonksiyonu ile elbirliğiyle gerçekleşen sistematik yalan ve çarpıtma ortamı bu duruma gerekli zemini hazırlıyor.
Müdahale öncesinde Meclis üyeleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle ölüm orucu eylemcileri arasında sürdürülen uzlaşma görüşmelerinin nerede, nasıl tıkandığı hala kamuoyu tarafından bilinmiyor. Halen Bakanlık mevcut haliyle F Tipi dayatması dışında bu insanlara görüşmelerde ne önerdiğini, uzlaşma adına hangi adımları attığını açıklamış değil. Anlaşılan o ki görüşmeler bilinçli olarak tıkanma noktasına getirilerek, zaten tek taraflı bilgilendirilen, biçimlendirilen kamuoyunda operasyon için gerekli atmosferin oluşturulması hedeflendi. Bunu görüşmeler sürecinde Adalet Bakanı'nın F Tipi cezaevlerinin açılmasının süresiz ertelendiği, TMK'nın 16. maddesi değiştirilmeden F Tipi'ne sevk yapılmayacağı ve benzeri sözlerinin bir anda buharlaşıp uçmasından da anlamak mümkün. Tutuklu ve hükümlülerin uzlaşmaya yanaşmadıkları ve kabul edilemez talepler ileri sürdükleri iddiaları da aynı hesabın bir parçası olmalı.
19 Aralık 2000 günü "Hayata Dönüş Operasyonu" adı altında 20 cezaevine birden yapılan askeri saldırılarda, 2'si asker 30'u tutuklu 32 kişinin öldü, yüzlerce kişinin yaralandı, saldırılarda yaklaşık 10000 asker görev aldı.
F tipi cezaevlerinin mimarlarından olan ve Operasyon sırasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü görevinde bulunan ve Ali Suat Ertosun'a 2004 yılında AKP hükümeti kararıyla Devlet Bakanı Cemil Çiçek tarafından 'Devlet Üstün Hizmet Madalyası' verilmişti. Aynı Ertosun şimdi HSYK üyesi.
Haksöz Haber
19 Aralık Saldırısının Belgeseli