12 yıllık zorunlu eğitim, toplumun mezarını kazıyor!

12 yıllık zorunlu eğitim, toplumun mezarını kazıyor!

Yusuf Kaplan, 12 yıllık zorunlu eğitimin yalnızca eğitim sistemini değil, aile yapısını, evlilikleri, gençlerin karakter gelişimini ve toplumun değer dünyasını da olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Yeni Şafak / Yusuf Kaplan

12 yıllık zorunlu eğitim, toplumun mezarını kazıyor!

12 yıllık zorunlu eğitim toplumu çökertti, evlilik kurumunu ve aileyi öldürdü; anlam ve değer temelli olmayan, laik, ruhsuz, pozitivist / materyalist ve ezberci eğitim, çocukların karakter gelişimini olumsuz yönde etkiledi, yozlaştırdı, genç kuşakları hedonizmin ve nihilizmin kucağına fırlattı; değerlerimize ve kültürümüze önce yabancılaşırdı, sonra düşman yaptı ve sonunda mankurtlaştırdı.

Oysa tek 1 çocuğumuzu bile kaybedecek lüksümüz yok bizim: Dünya bize gebe, biz hakikate.

Biz toparlanamazsak, dünyanın bu cehennemi andıran cendereden, çıkmaz sokaktan çıkabilmesi çok zor: Batılılar da, Doğulular da narsist ve ufuksuz! Doğulular derken Çin, Hindistan ve Japonya’yı kastediyorum: Ufuksuzlar çünkü Çin, Hint, Japon ve Kore kültürleri, insanlığın ürettiği en incelikli, en derinlikli kültürleri arasında en ön sıralarda ama bunların hepsi kapitalistleşmek için can atıyor; kapitalistleşirken de intihar ettiklerini, Batılıların karikatürü olduklarını göremeyecek kadar kendilerini yitirmiş, ufuklarını ve ruhlarını kaybetmiş durumdalar!

Dünyayı “ben, ben” diyerek cehenneme çeviren Batılıların kuyruğuna takılıp, maymun gibi taklit etmeyi bir marifet zannediyorlar! İntihar ediyorlar!

Biz Müslümanlar, “ben, ben” değil, “önce sen!” diyen bilge bir medeniyetin çocuklarıyız ve bu kuşatıcı idrakle insanlığın önünü açacak medeniyet fikrini biz sunacağız dünyaya.

İÇ CEPHE ÇÖKMÜŞSE, DIŞ CEPHENİN GÜÇLÜ OLMASI TOPLUMUN ÇÖKMESİNİ ÖNLEMEYE YETMEZ!

Ama bir sorun var: “Dış cephe”de çok büyük atılım yaptık fakat iç cephe fokur fokur kaynıyor: Yönünü, yörüngesini yitirmiş, ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklenen ve derhal kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri geliştirilmesi gereken zihnen felçleşmiş, birbirini anlamayan, birbirinden uzaklaşan, ülkenin yumuşak karnını sürekli kaşımaya ve patlatmaya hazır hastalıklı bir toplum manzarası sergiliyoruz.

İç cephesi çöken bir toplum, dış cephede ne kadar mesafe kat ederse etsin, yok olmaktan kurtulamaz!

İki asırdır büyük bir medeniyet krizi yaşıyoruz: Tanzimat’la yönünü, Meşrutiyet ve Cumhuriyet’le yörüngesini yitirmiş, son 40 yıldır da ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklenen, neşter vurulması gereken belirsizliğe doğru hızla sürüklenen bir toplum manzarası bu.

Toplum tam ortadan ikiye yarıldı; patlamaya hazır bomba gibi iki farklı toplum icat edildi! Birbirini tanımayan, birbirine saygı duymasını bilmeyen, birbirinin altını oyma mücadelesi veren iki Türkiye!

Böyle gitmez!

Bu toplumun tarih yapmasını ve bu toprakları vatan kılmamızı mümkün kılan ama henüz aşılamamış ve anlaşılamamış, anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamış adalet, hakkaniyet ve merhamet / ahlak’tan oluşan kurucu sütunlara dayanan evrensel medeniyet dinamiklerimizi dinamitlemek yerine en iyi şekilde çocuklarımıza öğretemezsek, ikinci bir Endülüsleşme (yok olma) vakası yaşamaktan kurtulamayız Allah muhafaza!

BİR TOPLUM, ÇOCUKLARINI ATEŞE ATAR MI?

Çağımızda savaşlar dışarıdan işgallerle değil içeriden zihnî / kültürel işgalle veriliyor. Ülkeler savaşmadan ele geçiriliyor içeriden…

O yüzden ülkedeki eğitim, kültür, medya rejimini bizim medeniyet dinamiklerimiz doğrultusunda silbaştan yeniden inşa etmek zorundayız.

Ülkesine, değerlerine, kültürüne aidiyet bilinci kazandıramayan bir eğitim sistemi iflas etmiştir ve ülkenin altını oymaktan, toplumun mezarını kazımaktan başka bir işe yaramıyor demektir.

Bunları söyleye söyleye dilimde tüt bitti…

Çocuklarımız elimizden kayıp gidiyor, herkes seyrediyor!

Çocuklarımızı ateşe atıyoruz!

Kendi ülkemizde çocuklarımızı nasıl kaybetmekten kurtarırız korkusuyla yaşıyoruz!

Çocuklarını kurtaramayan bir toplumun, ülkesini yok olmaktan kurtarabilmesi imkânsızdır!

Bir ülke kendi çocuklarını ateşe atar mı?

Uyguladığı eğitim sistemiyle toplumun mezarını kazar mı?

Gelinen nokta ürpertici: Bütün eğitim kurumları, özellikle de özel okullar, çiftlik gibi, felsefesiz, iddiasız, dertsiz gönüllü köle yetiştiren makinaları andırıyor…

Ülkenin değerlerini, medeniyet birikimini ve ruhunu kurşuna dizen; dünyaya söyleyeceği hiçbir sözü olmayan, ülkenin en parlak çocuklarını hedonizmin, kariyerizmin ve egoizmin, kısacası kapitalizmin kölesi yapan; ülkesini, değerlerini, aidiyet bilinçlerini yok eden ülkelerinin kültürlerinin ve medeniyet dinamiklerinin altını oymaya ve küresel şebekeler ve ideolojiler tarafından her türlü kullanılmaya hazır bir kuşak yetiştiriyor.

Ülkesini, değerlerini anında terk etmeye hazır bir kuşak!

Hayal görme melekeleri yok edilen bir kuşak!

Çocuklarımızı değil, onları dert, iddia ve ideal sahibi yapamayan sistemi, hükümeti, aileleri suçluyorum. Dertsizseniz, dert siz’siniz, diyorum.

Dünyaya söz söyleyecek, insanlığın önünü açacak derde, ideale, hayallere sahip öncü kuşaklar yetiştiremezsek, bu ülke yok olmanın, intiharın eşiğine sürüklenmekten kurtulamaz!

12 yıllık kesintisiz eğitim, eğitimi felçleştirdi; sanayiyi öldürdü; aileyi paramparça etti; evlilik yaşını tırmandırdı ve evlilikleri bitirdi; işsiz, hızla evlenip boşanan, geçimsiz, dertsiz, idealsiz genç kuşaklar, bir de uyuşturucu ve sanal kumarın pençesinde kıvranıyor…

12 yıllık kesintisiz eğitimin, son 2 yılı değil, son 4 yılı zorunlu olmaktan çıkarılmalı, ülke de, sanayi de, toplum da nefes almalı, nüfus artmalı, toplum önünü görmeye başlamalı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir