HAKSÖZ HABER
Bangladeş’te, onlarca yıllık despotik Avami Birliği (Halk Partisi) diktatörlüğünün halk devrimiyle devrilmesinin ardından göreve gelen yeni hükümet, eski rejimin kötü uygulamalarına benzer bir yol izlediği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Seçimlerin ardından mecliste 69 sandalye ile güçlü bir ana muhalefet çizgisi inşa eden Bangladeş Cemaat-i İslami Partisi, iktidar koltuğuna oturan Bangladeş Milliyetçi Partisi'nin (BNP) meydanlarda verdiği "hukuk, adalet ve liyakat" sözlerini hatırlatarak, iktidarın ilk 6 ayını mercek altına alan bir rapor yayınladı.
Cemaat-i İslami Genel Sekreteri Mia Golam Porwar, devlet kurumlarının nasıl birer birer partizanlaştırıldığını kanıtlayan belgeleri basınla paylaştı.
İktidarın devleti adilleştirmek yerine kurumsal bir kadrolaşma mekanizmasına dönüştürdüğünü belirten Porwar, mevcut durumu "Önce Bangladeş değil, önce BNP" sözleriyle özetledi. Kamu atamalarında mülakat, ehliyet ve niteliğin tamamen rafa kaldırıldığını vurgulayan Porwar, devlet kadrolarına seçilmenin tek kriterinin iktidar partisine olan sadakat haline geldiğini öne sürdü.
Raporda yer alan en vahim iddialardan biri de bürokraside yaşanan gizli ittifaklar oldu. Şeyh Hasina döneminde Müslüman halka kan kusturan, zulüm çarkının dönmesini sağlayan Avami Birliği yanlısı bürokratların yeni dönemde tasfiye edilmek bir yana, kritik görevlere getirilerek terfi ettirildiği belirtiliyor. Cemaat-i İslami, bu korumacı refleksin eski tek parti düzenini ülkede yeniden hortlatmaya yönelik karanlık bir komplo olduğunu söyledi.
Hasina’nın devrilmesinin ardından halkın en büyük beklentisi olan can ve mal güvenliği de BNP yönetiminde adeta dibe vurmuş vaziyette. Cemaat-i İslami’nin şeffaflık örgütlerinin resmi verilerine dayanarak paylaştığı bilanço, ülkedeki asayiş krizinin ulaştığı korkunç boyutları kanıtlar nitelikte. Hükümetin ilk aylarından bu yana sokaklarda 915 cinayet, 461 nitelikli soygun ve özellikle kadın ile çocukları hedef alan 3 bin 416 şiddet vakası kayıtlara geçti. Cinayet ve hırsızlık olaylarının katlanarak sürdüğünü belirten Porwar, halkın can güvenliğinin kalmadığı bir vasatta adalet ve kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti.