11 Eylül’ü anmayı ne zaman bırakacağız?

11 Eylül’ü anmayı ne zaman bırakacağız?

11 Eylül, hiçbir öncül veya bağlam olmaksızın kendiliğinden gerçekleşmedi.

Matthew Hot’un Counter Punch’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.


Elbette 11 Eylül'ün yıldönümünde pek çok düşünce akla geliyor, ancak benim zihnimde baskın olan şey – lütfen beni bağışlayın, kanlarını gördüğüm ve buna katkıda bulunduğum Iraklılar, Afganlar ve Amerikalılar – sadece bugün, bu yıldönümünde değil, son 25 yıldır 11 Eylül saldırılarına yol açan olaylar hakkında hâlâ bir tartışma yapılmamasıdır. ABD’de, özellikle medya ve siyasi çevrelerde, El Kaide’nin o gün ABD’ye neden saldırdığını tartışmak kutsal bir şeye saygısızlık olarak görülüyor ve zorla dayatılan bir tabu haline getirilmiş durumda. Uçak korsanları şikâyetlerini oldukça net bir şekilde dile getirmişlerdi:

  • ABD’nin İsrail’e verdiği destek, özellikle de İsrail’in Lübnan ve Filistin’i işgaliyle ilgili olarak;
  • Suudi Arabistan’daki ABD kuvvetlerinin varlığı;
  • ABD’nin himayesi sayesinde iktidarda kalan, Ortadoğu’daki zalim ve yozlaşmış hükümetler;
  • 1990’lar boyunca ABD’nin Irak’a uyguladığı yaptırımlar ve bombardımanlar.

11 Eylül, hiçbir öncül veya bağlam olmaksızın kendiliğinden gerçekleşmedi. Neredeyse tüm yorum ve değerlendirmelerin – ABD’nin iç politikadaki tepkisini ve Küresel Terörle Savaşı eleştirenlerin yorumları da dâhil olmak üzere – onu bir tarihsel başlangıç noktası olarak sunmasına rağmen, öyle değildi.

Günümüzde, ABD’nin Orta Doğu’daki ve daha geniş Müslüman dünyasındaki dış politikası hâlâ askeri işgaller, despot yöneticilere verilen destek, yoksulluğa sürükleyen yaptırımlar ve savaşla şekillenmektedir. Son çeyrek yüzyıl boyunca bu politikalardan hiçbir zaman uzaklaşılmamıştır.

2023 yılından bu yana 5.000 İranlı, 10.000 Lübnanlı ve 80.000’den fazla Filistinli, ABD ve İsrail güçleri tarafından öldürüldü. Bu canlar, 11 Eylül’ün ardından ABD’nin on yıllardır süren saldırganlığı sırasında öldürüldüğü tahmin edilen 4 milyondan fazla kişiye ekleniyor.

Bir noktada muhtemelen bir tür intikam ya da daha doğru bir ifadeyle bir karşı saldırı yaşanacaktır; bunun 11 Eylül’e mi benzeyeceği, yoksa daha önce gördüğümüz ya da hayal edebileceğimiz başka bir şeye mi benzeyeceği konusunda bir fikrim yok. Ancak şundan eminim ki ABD, diğer etkenlerin yanı sıra haklı mağduriyet duygusu, çökmekte olan imparatorluğumuz, giderek yoksullaşan halkımız ve elimizdeki tek araç olan ordumuzun itici gücüyle, çizdiğimiz yolda ilerlemeye devam edecektir.

Korkarım ki, politikalarımızın yarattığı geri tepme bizi yeni bir trajediyi hatırlamaya zorladığında, 11 Eylül’ü anmayı bırakacağız.

*Matthew Hot, Eisenhower Medya Ağı’nda kıdemli araştırmacıdır.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir