1. YAZARLAR

  2. Necmettin Turinay

  3. Yılanın başı ve kuyruğu
Necmettin Turinay

Necmettin Turinay

Yazarın Tüm Yazıları >

Yılanın başı ve kuyruğu

A+A-

Hatırlarsanız koca koca komutanlar tutuklandı. Ardından iki günlük patırtı yapıldı ve geldi geçti. Yani arkasını takip eden bile olmadı. Fakat Soner Yalçın’dan itibaren havada bir değişiklik var. Hele de Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın göz altına alınıp tutuklanmasından sonra!..

Nedir bu değişiklik öyleyse?

Önce adını koyalım. Ondan sonra da kademe kademe tahliline doğru ilerleyelim. 2007 yılında A.Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından başlatılan Ergenekon tutuklamaları hakkında, ilk defa ciddi bir çatlama yaşanıyor. Ergenekon konusunda hükümeti bile zaman zaman eleştiren, yeteri kadar askerin üzerine gitmediğini vurgulayıp duran liberal sınıflar, Nedim Şener ve Ahmet Şık hadisesini fırsat bilerek, kaşla göz arasında kendilerini geriye çekiverdi. Yani şimdiye kadar Ergenekon aleyhtarlığının bayraktarlığını yapan bu sınıf, ne olduysa oldu, garip bir havaya kaptırdı kendisini. Dahası, hükümet yanlısı kesimlerden kendini ayrıştırarak, Ergenekoncu bilinen sınıflarla garip bir dayanışma içine giriverdiler!..

Ayrıca bu ray değiştirme, kademeli bir seyir de takip etmedi. Ne oluyor, bu işin altında ne var bile demeden, ani bir refleksle çıktılar ortaya. Nitekim hadisenin hemen ardından Taraf’ın manşeti şu oldu: “Ergenekon Bu mu? / Ergenekon ve Hrant Dink suikastına yönelik kitaplarıyla tanınan Ahmet Şık ile Nedim Şener’in göz altına alınması şaşkınlık yarattı.” Tabii aynı mantıktan yorumlar, manşeti takip etmekte de gecikmedi.

Hükümete ve asıl Ergenekon davasını yürüten sınıflara karşı, kuşkusuz ilk defa olmuyor bu dirsek çevirme. Mahalle baskısı edebiyatı, içki şarlatanlıkları, Diyarbakır kongresi ve işte şimdi de dananın kuyruğunun koptuğu son nokta!..

Nitekim kendilerini Taraf’tan, muhafazakâr bazı gazetelerden ve Doğan grubundan tanıdığımız bu gayretkeşler, Ahmet Şık’ı da yalnız bırakmamışlar. Etrafında bir hale oluşurarak, amigoluğa bile soyunmuşlar. Ali Bayramoğlu’ndan tutun Ahmet İnsel’e varıncaya kadar!.. Tabii ilgili destek sınıf bu isimlerle de sınırlı değil. Eski Ergenekon avukatları ile onların yeni versiyon liberal ortaklarını, her akşam televizyonlarda yan yana görmüyor musunuz?

Dolayısıyla bunun adını koymak da lâzım. Başından bu yana, Ergenekon’a karşı mücadele veren ortak cephede, ilk defa böyle bir ayrışma yaşanıyor. Lütfen buna dikkat!.. İkincisi de, sözünü ettiğimiz liberal sınıfların yarıya yakınının, AK Parti veya Fethullah Hoca cemaati ile dayanışma içindeki gazetelerde yazıyor olmaları!.. Lütfen buna da dikkat!.. Çünkü seçime doğru giden Türkiye’de, seçmenin kafasını karıştırmaya dönük her türlü mizansen beklenebilir. Zira muhafazakâr veya sağcı olarak nitelenebilecek bu tür gazetelerin siyasi yorumları, ekseriyetle bu sınıflar tarafından kaleme alınıyor. Dahası ilgili gazeteler okunurken, tek tek bağımsız yorumlardan ziyade, bir nevi kutuplaşma havası işte bundan doğuyor. Dolayısıyla bu çelişkili manzaranın ne getirip ne götüreceği, düşünülmeye değer bir durum arz etmektedir.

Fakat hadisenin ikinci bir boyutu daha var. Sözünü ettiğimiz ortak cephedeki çatlama ile; İngiliz ve Amerikan gazetelerinin Türkiye’ye dönük baskı denemelerinin aynı anda vuku bulmuş olması!.. Yani burada tesadüfi bir çakışma mı sözkonusudur, yoksa düşünülmeye değer bir “zaman planlaması” mı? İsterseniz buna bir de, son haftalarda Türkiye’den çıkış yapan on milyar dolar sıcak para ile, kredi derecelendirme kuruluşu Moodys’in Türkiye düşmanlığını ekleyin!.. Eğer gene de tatmin olmazsanız, PKK’nın seçim sonuna kadar devam edeceğini ilan ettiği ateşkese ne oldu, bir de onu düşünün!..

İşte Ergenekon adı verilen yılanın hem başı, hem de kuyruğu ortaya çıkıyor buradan? Yani demek istiyoruz ki, şimdiye kadar Ergenekon karşıtı bildiğimiz sınıfların da, kimlerle ve nerelerle ortak hareket ettikleri gerçeği? İşin enteresan tarafı da zaten burda yatıyor. Bir yandan liberal sınıflara kütle halinde yer değiştirebilen, öbür yandan da uluslararası basını ve kredi derecelendirme kuruluşlarını manipüle edebilen bir merkez!..

Ortadoğu’daki devrimler sürecinde tarihi bir fırsat yakalamış olan Türkiye, herhalde bu kuşatmayı yaracak güçtedir. Ayrıca ilgili sınıfların ilkesel değil, konjonktürel hareket ettiği de görülerek, çok yakında bazı suratların kızardığı görülebilecektir.

Ancak yaşadığımız bu ortak cephe çatlamasını hükümetin yanı sıra, Fethullah Hoca grubunun da iyi okuması gerekmektedir. Söyleyeceğimiz budur.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT