1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Yemen'deki Savaşın Vekâlet ve Asalet Boyutu
Yemen'deki Savaşın Vekâlet ve Asalet Boyutu

Yemen'deki Savaşın Vekâlet ve Asalet Boyutu

Yemen'de Husiler ortak paydası üzerinden icra edilmek istenen tuzak, sahiplerini kuşatmaya başlayınca hızlı ve kapsamlı bir savaşın parladığını görmek hiç de sürpriz olmadı.

A+A-

KENAN ALPAY'ın yazısı:

Yemen'deki Husi darbesinin Suudi Arabistan'ı iyice kuşatan bir İran planı olduğu aşikâr hale gelinceye kadar hem bölge ülkelerinin hem de küresel hegemonyanın keyfine diyecek yoktu. Tunus'ta başlayan intifada süreci Mısır, Libya ve daha kanlı bir yıkımla Suriye'de boğulmak istenirken İran ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgenin despotik iktidarları bütün imkanlarıyla seferber olmuştu. İslami hareketlerin hassaten İhvanı Müslimin'in "öncelikli tehdit" konseptine yerleştirilmesi, darbe ve işgallerle tasfiye edilmesi noktasında geniş fakat alabildiğine yüzeysel ve kırılgan bir konsensüs sağlanmıştı.

Şii ve Fars karakterin imparatorluk heveslerini Şah'a kaldırdığı İran, Umman denizinden Akdeniz'e kadar geniş bir alanda hegemonyasını ilan etmek üzere öylesine kirli ve kanlı yöntemleri icra eder olmuştu ki "tutabilene aşk olsun" havasına çoktan girmişti bile. Rusya'dan AB ve ABD'nin de İran'ın Suriye ve Irak kadar Yemen'e ilişkin stratejik plan ve icraatlarını gayet anlayışla karşılamış olması ayrıca cesaret ve cüret artırıcı faktörler olmuştu. Zaten Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ın ne Suriye'deki ne de Irak'taki İran işgali e katliamlarına ilişkin eleştirel bir duruşu vardı. Ama Yemen'de Husiler ortak paydası üzerinden icra edilmek istenen tuzak, sahiplerini kuşatmaya başlayınca hızlı ve kapsamlı bir savaşın parladığını görmek hiç de sürpriz olmadı.

Nüfuz Savaşına Mezhep Maskesi

İran Meclisi'nde Rehber Hamaney'e yakın isimlerden biri olan Ali Zakani'nin Beyrut, Şam ve Bağdat'ı kast ederek "Üç Arap başkenti bugün İran'ın elindedir. Sana'da dördüncüsü oldu" beyanatını verdiği günlerde neler oluyordu? İran onlarca yıl aradan ve her türlü askeri-istihbari ve lojistik desteğiyle sahaya sürdüğü Şii Husi milisler eliyle ülkenin dört bir tarafını işgale girişen darbe süreci sonrasında Tahran-Sana arasındaki uçak seferlerini başlattığı günlerde söyleniyordu bu sözler.

Denizden ve havadan Tahran-Sana arasında askeri-stratejik köprülerin kurulduğu vasatta İran, Suriye ve Irak'ın ardından Yemen'deki hegemonyasını kolayca ilan etmenin rüyasını çoktan görmeye başlamıştı bile. Yoksa İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi'nin "Irak şu an bizim sadece bir medeniyet havzamız değil; kimliğimiz, kültürümüz, merkezimiz ve payitahtımızdır" sözlerinin boşboğazlıktan kaynaklandığı mı düşünülüyor? Kudüs Ordusu komutanı Kasım Süleymani'ye bağlı on binlerce İran askeri ve Şii milisin Suriye ve Irak'a 'kutsal türbeleri' ziyaret etmek maksadıyla ziyarette bulunan ne türden 'hacı adayları' olduğunu resmi ve stratejik planlar dahilinde itiraf ve izah eden beyanatlar bunlar. Kimlik ve başkent vurguları esas itibariyle işgale girişilen bölgelere dair geçmişten geleceğe uzanan askeri ve siyasi meşruiyetin temellerine işaret etmektedir. (...)

YAZININ DEVAMI >>>

 

HABERE YORUM KAT