1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ’Ukrayna’ Örneğinden Alınacak Ders
’Ukrayna’ Örneğinden Alınacak Ders

’Ukrayna’ Örneğinden Alınacak Ders

Selahaddin E. Çakırgil, Ukrayna ve Kırım'daki gelişmeleri yorumladı...

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil'in analizi:

Ukrayna’da sokak gösterileri ve protestolar, -24 yıl önce Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan- Karadeniz’in kuzeyinde ve Kırım Yarımadası gibi oldukça hassas stratejik mıntıkaları da elinde bulunduran, bu 620 bin km.kare büyüklüğündeki ve yaklaşık 55 milyon nüfuslu ülkeyi çözülmenin, çöküşün eşiğine getirdi ve o sokak gösterilerinden iktidar koltuğuna geçiveren güçler şimdi şaşkın vaziyetteler..

Çünkü, hayallerinde bile yoktu böyle bir netice..

97 yıl önce de, Rusya’daki asırların Çarlık rejimi ve bu rejimin başında bulunan 300 yıllık Romanofflar Hanedanı büyük sosyal buhranlar sonucunda çöktüğünde, o çöküşün gerçekleşmesi için on yıllardır mücadele veren yığınla gruplar bir araya gelip, günü kurtarmak için, Alexander Kerensky liderliğinde bir Menşevik Hükûmeti kurmuşlardı. Ancak, en küçük muhalefet gruplarından olan ve amma Kerensky liderliğindeki hükûmette yer almayan ve sadece iktidar için bir araya gelen grupların birbirleriyle iktidar kavgası içine gireceklerini ve bu yüzden,  sonunda iktidarın  kendi ellerine düşebileceğini ve bunun için önlerinde iki senelik bir zaman dilimi olduğunu düşünen Bolşevik- Komünist Partisi lideri Lenin -asıl adıyla Viladimir İllich Ulyanov -, 6-7 ay gibi kısa bir süre sonra, o Menşevikler Hükûmeti’nin kendi aralarındaki iç iktidar kavgalarıyla yıkılması üzerine, hazırlıksız olarak yakalanmış ve beklemediği bir anda iktidara gelivermişti. Lenin bu durumu, ’Sosyal karışıklıklar çalkantılar alanından, meydanlardan, Agora’dan iktidar mevkıine o kadar hızlı geçtik ki, başım dönüyor..’  şeklinde itiraf edecekti.

Bugün  Ukrayna’da da benzer bir tablo tekrar yaşanabilir. Çünkü, sadece yıkmakta ve iktidara gelmek hedefinde birleşmiş olanların, neyi nasıl yapacakları ve iktidarı nasıl paylaşacaklarının iç hesablaşması içinde, enerjilerini tüketirken,  sahneye daha küçük ve amma yıpranmamış güçlerin çıkması da muhtemeldir. Nitekim yolsuzluk suçlamasıyla 7 yıllık hapis cezasına çarptırılan ve  bu son hadiseler sonunda  cezasının son 4 yılı kaldırılarak serbest bırakılan eski başbakanlardan  Julia Timoşenko daha şimdiden, kendisini geleceğin devlet başkanlığına hazırlarken, eski ağır siklet dünya boks şampiyonu Dr. Vitali Klischko da -arkasına Almanya’nın desteğini de alarak- devlet başkanlığı adaylığına hazırlandığının işaretlerini vermektedir. Hakezâ, daha başkaları da..

Ukrayna, sadece AB (Avrupa Birliği) üyeliğine (ve savunma açısından da NATO sistemi içine) girmeyi sağlıyacak bir anlaşmanın imzalanması eşiğindeyken, bu büyük ülkeyi AB’ne kaptırmamak için Rusya Lideri Putin bir hamle yapmış ve doğalgaz bakımından yoksul olan Ukrayna’ya verecekleri gazın fiyatını, neredeyse yüzde 45 kadar ucuzlatmış ve Viktor Yanukowitz de, esasen gönlünün de istediği şekilde, Rusya tarafında yatıvermiş ve o AB anlaşması imzalanmamış ve Ukrayna’nın geniş fakir halk kitleleri de bu durumdan memnun gözükürken..  AB tarafdarları, sokak gösterilerinde şiddeti giderek artan bir yöntem izlemeye koyulmuşlardı.

Ve bu gelişmeler içinde, hele de son haftalardaki birkaç gün içinde ölenlerin sayısı 150’yi aşınca.. Hadiselerin kontrol edilemez boyutlara geleceğini tahmin etmek zor değildi. Nitekim, öyle de oldu ve protestocular başkent Kiev’deki Başkanlık sarayını ve önemli kamu binalarını ele geçirmeye başlayınca, işin iyice sarpa sardığının işaretleri de böylece verilmiş oldu.

Üç yıl önce seçimle iktidara gelen Ukrayna Devlet Başkanı Yanukowitz, onca sert müdahalelerden sonra, uzlaşmayı kabul etmiş, muhalefet liderleriyle bir araya gelmiş ve anlaşma imzalanmıştı, ama, sokaktaki kalabalıklar yatıştırılamamış ve  muhalefet liderleri de duruma hâkim olamayıp sokaktan gelen dalgalara teslim olmuşlardı. Ve Devlet Başkanı Yanukowitz de, -kendisini daha güçlü hissettiği-, ülkenin ikinci büyük şehri ve rusça konuşan halk kitlelerinin asıl merkezi durumundaki Harkov’a gitti ve sonra da kamuoyunun gözü önünden gaiblere karıştı.. Sonunda da, Moskova’da ortaya çıkıverdi ve orada yaptığı basın toplantısında, kendisinin hâlâ Ukrayna C. Başkanı olduğunu ve istifa etmediğini ve Rusya’dan askerî müdahale talebinde bulunmadığını da ekliyordu, ama, artık, ne dese boştu..

 (8-9 ay kadar önce İstanbul- Taksim’de meydana ge(tiri)len karışıklar sırasında, Tayyîb Erdoğan da, aşağıdan alınmasını düşünen yakın çalışma arkadaşları gibi hareket etseydi, muhtemelen aynı sonuca ulaşılacaktı. Ama, o, orada büyük sessiz kitleleri meydanlara çağırınca, uluslararası ellerin de içinde olduğu o oyun bozulabilmişti.)

Yazının Devamı…