1. YAZARLAR

  2. Eymen Halid

  3. Türkiye'de iktidar ve muhalefet
Eymen Halid

Eymen Halid

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'de iktidar ve muhalefet

A+A-

Türkiye'nin en önemli ayrıcalığı, çekişen bütün tarafların Türkiye gündemini temsil etmesi ve dolayısıyla dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi çıkarları dışarıyla bağlantılı veya talimatlarını dışarıdan alan iç kesimlerin bulunmaması.

Birbirine zıt farklı taraflar, bazılarının çıkarlarının kesişmesi bir yana tamamen Türkiye ile bağlantılılar. Fakat hiçbir taraf dış güçten destek almayı kesinlikle düşünmüyor.

Muhalefetin başarısızlığı tek bir başlık taşıyor. O da muhalefetin zamanın gerisinde kalan gerçeklerin sürmesinden ibaret olması. Türkiye'de muhalefet, iktidara gelmesi durumunda sokakları, ihtiyaçlarını karşılayabileceğine ikna edecek bir programa sahip değil. Başörtüsü basit örneklerden biri. Özellikle de istatistiklere göre Türkiye'de başörtüsü oranının yüzde 61'e vardığını öğrendiğimizde. Bu rakamın Ankara, İstanbul, Antalya, Adana ve Alanya sokaklarında dolaşanlarca abartılı olduğunu varsaysak bile Malatya, Kayseri, Konya, Diyarbakır, Adıyaman ve Maraş şehirlerini dolaşanlar farklı bir tablo görecektir. Başörtüsü CHP'deki siyasilerin ve müttefiklerinin en büyük zayıflık noktası. Bu siyasiler Türk kadınının başörtüsünün Türk uzay gemilerinin Merih'e çıkmasını engellediğini keşfettiler ve başörtüyü göçmenlere yönelik özel programlarının siyasi gerekçesi edinen bazı Avrupalıları örnek aldılar. Başörtülülerin oranının sadece yüzde 10 olduğunu varsaysak bile siyaset dünyasındaki akil isimler, hacmi ne olursa olsun her seçmen gücüne yönelmeyi düşünürler. Hem CHP ve ortakları iktidara dönmek istiyorlarsa Türkiye'deki kadın nüfusunun yarısından fazlasını nasıl görmezlikten gelebilir ki?

Ekonomik düzlemde AKP'nin iktidara gelmesinden önce Türkiye dünyadaki her fakir ülke gibi Amerikan yardımlarını alıyordu; ancak halihazırdaki hükümetin deneyimi, Türkiye'ye saygınlığını geri getirdi. AKP hükümeti Amerikan yardımlarını geri çevirdi, ekonomi deneyimini başarıyla tamamladı ve korkunç bir büyüme gerçekleştirdi. Bu yılki oranı yüzde 11 oldu. Farklı renklerin katıldığı son referandum Türk siyasi gelişiminin yeni bir göstergesi oldu. Zira sunulan program belli bir kesimi temsil etmiyordu ve herkesin istifade edeceği ulusal bir hizmetti.

CHP burada zayıf kaldı. Askerî despotluk ortamında büyüyen her parti gibi halka kabul edilir bir dile ve gerçekçi bir programla hitap edemez. Bu yüzden AKP'yi İslamcı bir ajandayı temsil etmekle suçlaması gibi korkutma ve kuşkulandırma yöntemlerine başvuruyor. Bu suçlama gerçekçi değil ve AKP'ye büyük bir haksızlık. Zira parti CHP'den daha laik, rasyonel ve Türk halkının gerçekleriyle daha fazla iletişim içinde. CHP ordunun gücünden ve geçmişin hayallerinden destek alarak kendisinin Türkiye'nin tek bekçisi olduğunu düşünüyor. Bu tür hayallerin yorumu halihazırdaki ve gelecekteki siyaset literatürüne uygun değil.

Türkiye'nin herkesi düşündüren içerideki sorunları ekonomi ve başörtüsünün yanı sıra PKK dosyası. Bu dosya farklı çevrelerin dış politikada birleşmesini etkiliyor. İç sorun farklılığın özü olarak kalıyor. Anayasa bütün dünyada değişiyor. Bütün canlı halklar anayasa değişikliklerinin yanında durmak zorunda görüyorlar kendilerini. Hatta İslam'da ve Kur'an metinlerinde insanların çıkarlarıyla çelişmeyen ve zarar vermeyen örflerle hüküm verme meselesi var. Fakat Türkiye'de anayasanın değiştirilmemesi gerekiyor!. Tabii sadece Türkiye'de veya CHP Türkiye'sinde böyle... Bu görünüm krizin derinliğini, AKP'nin rakiplerinin zayıflığının derinliğini yansıtıyor.

Türkiye'de CHP istediğini söyleyebileceği bir halka istiyor. AKP'deki siyasiler ise farklı düşünüyorlar. Ordu komutanlarının Gül'ün eşi başörtülü olduğu için cumhuriyet kutlamalarını boykot etmesi AKP'ye yaradı. AKP başörtüsüne çözüm sunduğunda pratik olarak halkın büyük bir kesimi hayata aktif olarak katılacaktır. Bu da başörtüsü sorununun sadece başı örten bir örtü değil, büyük bir seçmen kitlesinin AKP'nin yanında yer alması anlamına gelecektir. Doğal olarak bu kesimi CHP kaybedecektir. İşin garibi, Türk muhalefeti Arap yöneticilerine benziyor. Zira hepsi de askerî kurumun ürünü ve hepsi de halkı değiştirmek istiyor. Sadece halkı değiştirmek. Londra'da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, Filistinli yazar, 8 Kasım 2010

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT