Sperm bankacılığı

15.05.2009 13:25

Nihal Bengisu Karaca

TÜRK medyasının ve entelijansiyasının "dindarlıkla ilişkisi sahiden problemli. Beklenti şu: Bütün toplumsal kurumlar, ilişkiler düzenlenme safhasında dinden alabildiğine bağımsız olsun, ama iş kritik noktaya geldiğinde, bir "trend" belirdiğinde, din de bir şey söylesin, bizi rahatlatsın. Oraya gelindiğinde soruluyor: Caiz mi ?
Caiz değil denilirse, "ama"lar başlıyor, hatta mevzuu "işte bu yüzden ilerleyemiyoruz, geri kalıyoruz"a kadar geliyor. Bu türden "işte bu yüzden geri kaldık"ları dine, ve dahi dinle ilgili bir sahayı seçmiş olmalarından dolayı "kendilerine de" yapılmış bir hakaret olarak gören din bilginleri ise cevaz yolunu açmaya meylediyor.
Çevre dostu, hayvan dostu, bilim dostu terakkiperver bir din şablonu ortaya koyma gayreti içinde, bir bakıyorsunuz modern felsefenin, seküler ahlak üzerinde kafa yoran filozofların bile "hayır" dediği işler, bizim ilahiyatçılardan cevaz almış...
Bu işin öncesi 19. yüzyılda Ernest Renan'ın Mısır'da verdiği "İslam gelişmeye mani midir?" konulu konferansa kadar gider. Renan, sözkonusu konferansta öyle bir tablo ortaya koymuştur ve bu İslam dünyasını öyle derin bir kompleksin içine yuvarlamıştır ki, "İslam gelişmeye mani değildir" hükmü çıksın diye, kendimizi yırtarız. Oysa "ilerleme" başlıbaşına sorgulanması gereken bir kavramdır, bakalım sana ilerleme görünen bana öyle görünmekte midir, vs.
Nitekim oyuncu Leyla Bilginel'in ardından tiyatrocu Güner Özkul'un da aynı yöntemle hamile kalmayı seçmesi, "sperm bankasından sperm alma yoluyla hamile kalmak caiz mi?" sorusunun sorulmasına yol açıyor. Bu soruya muhatap kalan Prof.Dr. Beyza Bilgin'in verdiği cevap ise "ezber bozan tavır" ifadesiyle taltif ediliyor. (showhaber 13.05.2009) Oysa "din" ve "ezber bozmak" ifadelerini yan yana kullanırken bile biraz düşünmek lüzum eder. "Ezber bozmak" siyasette bilimde ve kültürde makul, revize edici, tazeleyici bir tutum olabilir ama dini konular sözkonusu olduğunda iltifat görmesi mümkün bir tutum değildir. Düşünsenize "ezberlediğimiz" ayetlerin bir bir "bozulduğunu"... Ama bu medyanın ve medyatize dilin umrunda mı? Elbette değil.
Nitekim "Sperm bankasından sperm almak caiz mi?" sorusuna muhatap kalan Prof. Dr. Beyza Bilgin, Polyanna iyimserliği içinde şu cevabı vermiş: "Bu böbrek nakli gibi bir şey. Allah buna izin vermek istemeseydi, bu yolu kapalı tutardı." Sonra eklemiş: "Kayıtlar belli. Çocuk büyüdüğü zaman tahkik edebilir."
Beyza Bilgin "yapabiliyor" olmakla "yapma ehliyetine sahip olmak" arasında önemli bir fark olduğunu bilmiyor olamaz. Nefret ettiğimiz bir adamı kenara çekip gebertme gücüne sahip olmamız, onun hayatına son verme yetkimiz, ehliyetimiz olduğunu göstermiyor. Allah'a madem bu adamı boğmamı istemiyordun, neden kollarımı bu kadar uzun yarattın? diyebilir miyiz?
Bilgin "Kur'an'da buna dair bir yasak bulunmadığını" kastediyor ise, "Pardon ama daha ne olacak?" diye sormak gerekir. Nesep meselesinin önemi daha ne kadar vurgulanabilirdi? "Zina" sözgelimi, sadece "ihanet" nedeniyle yasaklanmış değil ki.
Ben din bilimci değilim, ama bu kısıtlı bilgimle bile, zina ile sperm bankasından hamile kalma arasında kapı gibi bir benzerlik bulunduğunu görebiliyorum. İkisinde de baba belirsiz. İkisinde de eyleminin sonuçlarını önemseyen bir adamdan neş'et edecek diğer veledlerin bir araya gelip ilişkiye girmesi, onlardan da çocuk meydana gelmesi gibi durumlar var. Binde bir, onbinde bir, yüzbinde bir, ama o "bir" her kimse, hayatı kayıyor.
Bunu nasıl tahkik edecek mişiz, sperm alınan kişinin daha başka kaç kişiye sperm verdiğini nasıl takip edecek mişiz? Dahası çocuk büyüyüp tahkikat yaptı diyelim, para karşılığı spermini satan o adamı tanıması ihtimali de en az tanımaması ihtimali kadar sarsıcı değil midir?

'KİM OLDUĞUNU BİLMEK' EN TEMEL İNSAN HAKKIDIR

Bu yolla hamile kalmış kadınların moralini bozmak istemem, yeterince güç bir işe soyunmuş durumdalar, babasız çocuk büyütmek kuşkusuz cesaret işi; ama insan "hangi cesaretle?" ya da "cahil cesaretiyle" gibi ifadeler kullanmamak için de kendisini zor tutuyor. Yok, sanmayın ki okul taksitlerinden servis ücretlerinden filan bahsediyorum. Bu annelerin, ayna karşısında durup, burnunun neden böyle kemerli olduğunu, gözlerinin rengini nereden aldığını bir türlü anlayamayan çocuğun yaşayacağı boşluğa hiçbir cevap vermeyecek olmalarından bahsediyorum. "Ben kimim?" "Gözlerimi aldığım kişi kim?" sorusunun giderek bir kimlik sorununa, bir aidiyet sorununa dönüşmesi ihtimalinden ve bu ihtimal karşısında yaşanacak çaresizlikten bahsediyorum.
Kadınlara anne olma imkanı veren sözkonusu bankacılık faaliyeti, çocukları en temel haklarından mahrum bırakıyor. "Kim olduğunu bilme hakkı" temel bir haktır, çocuğa "Senin baban bir köpüktü yavrum" demek büyük haksızlıktır. Velev ki "Şam babası" olsun, velev ki "yalı kazığı"; her çocuğun bir babaya ihtiyacı vardır.

HABERTURK

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim