PKK ateşkesi İmralı vapuruna mı bağlı?

13.08.2010 02:25

Murat Yetkin

Hükümetin, ay sonundaki bayramda 12 Eylül halkoylamasının yapılacağı ramazan ayı boyunca PKK’nın eylemsizlik kararı alması beklentisinde olduğunu dün duyurmuştuk.
Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan son güvenlik toplantısında bu durum ele alınmış, PKK’nın eylemsizlik kararının da bir şaşırtmaca olması ihtimaline karşı güvenlik güçlerinin rehavete kapılmaması, teyakkuzda tutulmaya devam edilmesi kararlaştırılmıştı.
Buna karşın PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları önceki gün PKK’nın yarı resmi sesi konumundaki Fırat Haber Ajansı’na verdikleri demeçte Öcalan ile iki haftadır görüşemediklerini, kendilerini İmralı Cezaevi’ne nakledecek tekne bulunamadığını ve bu durumun ‘ateşkesi istemeyenlerin engellemesi’ olabileceğini söylemişlerdi.
Avukatların kurduğu mantık şuydu: 

* Geçen hafta sonu Diyarbakır’da toplanan PKK etkisi altındaki Demokratik Toplum Kongresi (DTK) hem BDP’li belediyelerden başlayarak özerklik oluşturulması kararı almış hem de ‘çifte ateşkes’ (yani PKK eylem yapmayacak, ama asker ve polis de kışla ve karakollarından dışarı çıkmayacaktı) istemişlerdi. 
* Bu toplantı ve çağrı, 15 Ağustos’a ayarlı yapılmıştı. Dolayısıyla avukatların 15 Ağustos’tan önce Öcalan ile görüşüp onun düşüncelerini ‘kitleye’ duyurmaları gerekiyordu. İmralı vapurunun kalkmaması, Öcalan’ın 15 Ağustos öncesi tutumunun bilinmesini engelliyor, hem Diyarbakır, hem de Kandil daha sonra ‘liderik’, yani Öcalan tarafından yanlış bulunacak bir iş yapma riskini üstlenmek istemiyordu.
Diğer taraftan başka dengeler de vardı. Hükümet açısından PKK eylemlerindeki artış, güvenlik ortamındaki zafiyet ve Batı ve Orta Anadolu illerinde muhalefet oylarının güçlenmesine yol açıyordu. Ama aynı nedenlerle, PKK eylemleri nedeniyle mağdur olan bölge halkı, PKK ve BDP’nin ilan ettiği halkoylaması boykotuna uymayıp, durumlarında nispi düzelme adına ‘evet’ oyu verme eğilimine girmişti. Bu da PKK’yı 13 Eylül sabahında kitlesi üzerindeki hâkimiyeti yitirmeye başladığı görüntüsüyle baş başa bırakabilirdi.

İmarlı ve 15 Ağustos açıklaması
‘Ramazan’da eylemsizlik’ formülü bu ortamda icat edildi. Ancak ortada bir sorun vardı. PKK’nın asıl amacı halkoylaması değil, özerklik projesine adım atmak ve ‘liderliğin’ devletle resmen muhataplığını sağlamaktı.
Diyarbakır Kongresi’ne gelen süreçte bunun siyasi altyapısı PKK bakımından hazırlanmıştı. İmralı görüşmesi bu nedenle önemliydi. Çarşamba günü tekne bulunamadığı için yapılamayan görüşme, bugün, yani 15 Ağstos’un yıldönümünden iki gün önce yapılabilecek miydi?
15 Ağustos, 1984 yılında bugün PKK’nın kanlı Şemdinli ve Eruh baskınlarıyla gerilla savaşını başlattığı tarih olarak biliniyor ve PKK her yıl bugüne özel can alıcı, ses getirici eylemler planlıyor, uyguluyor. Acaba bu yıl PKK tarafından yapılan açıklama, bugün avukatlarının İmralı’da Öcalan ile görüşmesine mi bağlı olacak?
Bu ve bağlı soruları dün telefonda Öcalan’ın avukatlarından Hatice Korkut’a sordum.
Aldığım yanıtları aktarıyorum.  
* Başvuruyu yaptık. Yarın (bugün) Mudanya’ya gittiğimizde araç temin edilip edilmediğini göreceğiz. Araç bulunamazsa, yapacak bir şey yok, arkadaşlarımız geri dönecek. Araç bulunamaz ise, özellikle bu süreçte, kasıt olduğunu düşüneceğiz.
* (‘Nasıl bir kasıt?’ sorusu üzerine) Sayın
Öcalan gündemi belirleyen bir kişi. Bunu gündeme, Kürt gündemine müdahale olarak düşüneceğiz. Öcalan’ın gündem üzerinde etkisi var mı?
Var. O halde bunun da süreç üzerinde etkisi olacaktır. En azından belirsizliğin sürmesi demektir.
* Referandum (halkoylaması) Öcalan açısından o kadar önemli değil, teknik bir mesele görüyor. Referandumda ‘evet’ ya da ‘hayır’ çıkması Kürtler açısında bir şey değiştirmeyecek diye düşünüyor. Ama yeni bir anayasa iradesinin boşa çıkarılmamasını istiyor.
* (Ramazan eylemsizliği beklentisi ve PKK eylemeleri üzerine etkisi sorulduğunda) Kamuoyu 15 Ağustos’ta bir açıklama bekliyor. Hem KCK, hem de HPG (PKK’nın askeri eylem grupları) bu durumu kendilerince değerlendireceklerdir, ben onlar adına konuşamam. Ama görüşme yapılamazsa, bu durum 15 Ağustos’ta beklenen açıklamayı etkileyecektir diye düşünüyorum.
Dün İmralı’daki yetkililere de ulaşmaya çalıştım, başaramadım. İmralı’nın iç idaresi Adalet Bakanlığı’na, dış idaresi de mayıs ayından bu yana İçişleri Bakanlığı’na bağlı.
PKK’nın 1 Haziran’dan bu yana ‘aktif savunma’ adı altında başlattığı yeni saldırı aşaması, ramazanda, yani halkoylamasına bir ay kala süreçte askıya alınacak mı? Devam mı edecek? Bunun yanıtını belki bugün İmralı vapuru ile alabileceğiz.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim