Pimi Çekilmiş İnsanlık

06.09.2009 01:06

Bengin Boti

bengin_boti@hotmail.com

Ben er İbrahim! Henüz 25 yaşındayım. Umut doluyum, yaşam doluyum. Ama yorgunum. Göz kapaklarıma hakim olamıyorum. Kahrolası gece yarılarında, şu karanlık köşede bana ihanet ediyorlar.

Ben er İbrahim! Yalnızlığımla boğuşurken, ağır ağır gelen uykunun sıcaklığına teslim oluyorum. İnsan ne kadar da güçsüzmüş böyle. Ne kadar zayıfmışım. Dayanma gücüm ne kadar da azmış meğer. Bir uykuya yeniliyorum şurda. Ben ki; delikanlıyım, hayat doluyum. Ama nafile. Hiçbir övgü kar etmiyor, ağır ağır gelen küçük ölüme.

Nöbet diyorlar buna. Namus diyorlar. Kime karşı, neye karşı hiç bilmedim. Ama öyle diyorlar. Diyorlarsa öyledir. Uyursam suç, diyorlarsa öyledir. Uyumamalıyım. Gözkapaklarımın ihanetine kapılmamalıyım.

Ama dayanamıyorum. Başaramıyorum. Bir sıcaklık ayaklarımdan başlayarak yukarılara çıkıyor. Göz kapaklarım beni esir alıyor. Dedim ya! Yorgunum. Ah yorgunluk. Hain yorgunluk

Ben er İbrahim! Bir sıçrayışla gözlerimi açıyorum. Bilmem saniyeler mi geçmiş yoksa dakikalar mı? Zaman karıştı bende. Neredeyim, ne haldeyim, hangi çağdayım bilmiyorum. Nöbetteyim, bir bunu biliyorum. Bir de namustur diyorlar. Şereftir diyorlar. Bunu biliyorum. Uyumamalısın diyorlar. İrkiliyorum. Bir hatadır yaptığım biliyorum. Gözlerimi bir çanak gibi açıyorum. Acıtarak açıyorum. Kapanmasınlar diye direniyorum.

Bu gözlerin son kez açıldığını nerden bilecektim. Nasıl bilecektim. Daha hayallerim vardı çünkü. 75 gün sonra anneme dönecektim. Dizlerine uzanacaktım. Kınalı ellerini öpecektim.

Ben er İbrahim! Bir hata ettim. Yorgunluğuma teslim oldum. İçten gelen bir sıcaklığa boyun eğdim. Ama ihanet etmedim. Emri çiğnemedim. Çektiniz pimi itiraz etmedim. Pimi çekilmiş bombayı elime verdiniz. Kabul ettim. Ben bir emir eriyim. İtiraz Etme dediler, Etmedim. Emir emirdir dediler. Namustur dediler, uydum. Sorgulamadım, ihmal etmedim, çekip gitmedim.

Tamam, gecenin karanlığına, mevzinin yalnızlığına yenildim. Tamam, zayıf davrandım. Güçsüz davrandım. Ama Allah bir! Pimi çekilmiş bombayı hak etmedim. Bunca küçük düşürülmeyi hak etmedim.

Ben er İbrahim! Cezaysa çektim, korkuysa yaşadım, pişmanlıksa en âlâsındayım. Ama n’olur pimini takın şu meretin. Ellerim uyuşuyor. Gözlerim kan çanağı oldu. Tutamıyorum artık şu mandalı.

Parmaklarım! Bunca yıl baktığım, her güzelliği onlarla okşadığım parmaklarım! Şimdi bana ihanet edecek gibiler. Şimdi yenilecek gibiler. Ne olursunuz, beni parmakların insafına bırakmayın. Beni ağlatmayın. Daha fazla küçük düşürmeyin. Daha fazla yalvartmayın. Daha fazla ezmeyin.

Ben er İbrahim! sözüm sözdür. Görevse görev, emirse emir, uyarım. Emredilene ihanet etme dediniz. Bakın itiraz etmiyorum. İşte ellerimde tutuyorum emrinizi. Yüreğim ağzımda emriniz baş üstünde. Ama n’olur beni itaatle sınamayın. Beni pimi alınmış bombayla sınamayın.

Parmaklarım. Ah parmaklarım. Yalnızlığıma katlanamıyorlar. Bütün hücrelerimi parmak uçlarıma yükledim. Yüreğim avucumun damarlarına akıyor. Ama hava çok sıcak. Ölüm kusuyor hava. Bütün benliğim ter olup akıyor sanki. Heyecanlıyım, korkuluyum. Koşacak mevzi, gidecek nokta kalmadı. Tükeniyorum. Dakikalar saate, günlere dönüştü.

Ben er İbrahim! ter alnımda billur billur. Annemi düşlüyorum. Terimi öpecek, şefkatli elleriyle silecek annemi. Yüreğini pim yapıp elime verecek annemi.

 Ne olur yeryüzü bir pime dönüşse. Bütün sevdalar bir çivi olsa da kurtarsa beni bu azaptan.

Ben er İbrahim! İnsafa gelin, vicdana gelin. Hakk’a gelin. Ben bir hata ettim. Yenildim yorgunluğuma. Gözlerim bana hiç ihanet etmemişti. Ama şimdi ihanete uğradım. Suçluyum, üzgünüm. Yalnızım, çaresizim. Bir pime yüklendi bütün hayallerim. Çocukluğum, gençliğim, yeni terleyen umutlarım.

Ben er İbrahim! gidişim yaklaştı hissediyorum. Parmak uçlarım uyuşmaya başladı. Hücrelerimden kan çekiliyor sanki. Yüreğim üşüyor şimdi. Koşacak takat kalmadı dizlerimde. Havada ölüm sıcağı var. Ağustos hiç böyle düşman olmamıştı bana. Sıcak hiç böyle kuşanmamıştı bana karşı. Ter hiç bu kadar ölüme taşımamıştı yüreğimi.

Ben er İbrahim! uyumuşum nöbette. Düşman gelse imiş bundan beterini yaşayacakmışım. Nerden gelecek bu düşman diyemiyorum. Nerede bu düşman diyemiyorum. Emir eriyim çünkü. Düşman gelse elime pimi çekilmiş bombayı vermez diyemiyorum. Düşman gelse dakikalar boyunca her saniye yeniden öldürmez diyemiyorum. Çünkü ben emir eriyim. İtaat etmeliyim. Elimde ölümüme kurulmuş bir bomba olsa da sormamalıyım. Hele elimdeki bombayı atmayı asla düşünmemeliyim. Zaten bir suç işlemişim, zaten yenik düşmüşüm zayıflığıma. Birde laf getirmemeliyim cesaretime. Yiğitliğime. Hele birde zayi olmuş bomba için ceza verirlerse ne yapacağım. Pimi çekip üzerime atsalar ne yapacağım.

Ama ellerim. Ellerim beni korkutmasa. Parmaklarım terlemese bu kadar. Sıkı sıkıya sarabilsem şu kahrolası bombayı. Hiç gevşetmesem. Belki gelir bir insaf sahibi. Belki yetişir imdadıma annemin sabah namazlarında ettiği dualar. Belki çıkagelir bir delikanlı. Bir pim uzatır bana. Bir pim. Ahh… Bütün bir yeryüzü bir pim olup geçse elime. Bütün topraklar, bütün sınırlar, bütün kavgalar bir pim olsa da geçse elime. Kurtulsam şu ölüm anından.

Ben er İbrahim! Yalvarmalarım kar etmedi. Koşturmalarım kar etmedi. Yakındır ellerimin güçsüz kalması. Yakındır, size veda edeceğim. Bunu hissediyorum. Havada ölüm kokusu var, ter ecelime doğru akıyor çünkü. Ama bu meret öyle bir şey ki;  götürdü mü yalnız götürmüyor. Korkum o ki, başka canlar da gitsin. Korkum o ki başka yürekler de yansın.

Ben er İbrahim! sona yaklaşıyorum. Diriyim, dik duruyorum. Çünkü biliyorum bu hesaplaşma çetin olacak. Ama genede parmaklarım bana acı veriyor. Korku veriyor. Zayıf düşüyorum.

Demek gideceğim. Demek anneme gülümsemeden gideceğim. Demek annem bağrını  dağlayacak ben giderken. Kucağını güllerle değil közlerle açacak bana. 

Ben er İbrahim! gücüm tükeniyor. Umudum tükeniyor. Zaman tükeniyor. Kırkbeş dakikadır ölüyorum. Saniye saniye ölüyorum. Dakika dakika ölüyorum. Parça parça ölüyorum. Adım adım, hücre hücre ölüyorum.

Ben her öldüğümde insanlık yeniden ölüyor. İnsaf yeniden ölüyor. Şehir yeniden ölüyor.

Ve işte son kez öleceğim. Öleceğim ama şunu unutmayın ki; bir gün yüreğimin pimini çekerek aranıza döneceğim. Sözüm söz.

Ben er İbrahim! Henüz yirmi beş yaşındayım. Hayatı, ihaneti, insafsızlığı, azgınlığı öğrenerek gidiyorum. Kibrin en alçakçasını görerek gidiyorum.

 İşte bir patlamayla gidiyorum. Taşlaşmış yüreklere bomba yerleştirerek gidiyorum. Ama bilin ki; yeniden geleceğim.

Dedim ya ben er İbrahim!

Bismillahirrahmanirrahim…

  • Yorumlar 8
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim