Onları Kendi Medyalarında Uyardım Ama…

14.08.2016 14:11

Hayrettin Karaman

Ülkemizde sağda ve solda, İslamî kesimde ve ötekilerde birçok grup (parti, mezhep, tarikat, cemaat ve stk'lar) var, bunları yok etmek de mümkün değildir. Başarabilirsek yapacağımız şey dinde ortaklıkları daha fazla olanlar arasında bu ortak alanda birlik ve dayanışma, dinde ve ideolojide birbirine uzak olanlar arasında ise beraberlik ilişkisi kurmaktır.


Örnekle maksadıma açıklık getireyim:

Asr-ı Saâdet'ten beri Müslümanların gayr-i Müslim ortakları, komşuları, arkadaşları da oldu, Müslümanlar arasında kardeşçe birlik vardı, Müslümanlarla ötekiler arasında ise aynı ülkenin vatandaşları ve komşuluk gibi sebeplerle adalet ve iyilik dairesinde ilişkiler oldu; işte ben bu ilişkiye “beraberlik” diyorum. Bu ilişkinin meşru olduğunu yüce kitabımızdan öğreniyoruz:

“Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah adaletli olanları elbette sever. /Allah ancak, din konusunda sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza yardım etmiş olanlarla dostluk kurmanızı yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte bunlar kendilerine yazık etmişlerdir” (Mümtehine:8-9).

Bundan beş altı yıl öncesine kadar bazı kusurları ve tenkit edilecek tarafları olsa da iyi niyetli ve faydalı olduklarına pek çoğumuzu inandıran Gülencilerin bir kusurları da dinde ve ideolojide bizden olmayanlarla sıkı ilişkiler ve diyaloglar kurdukları halde bizden olanlara en azından soğuk davranmaları idi. Bunlar hakkında iyi zan beslemeyen bazı şahıslar ve gruplar cepheden saldırarak mücadele yolunu seçtiler. Benim gibi bazıları da onlarla diyalog içinde kendilerini doğru yola sevketmeye, yanlışlarını düzeltmeye çalıştık. İktidarlar da ya siyasi çıkar ya da iyi zan sebebiyle desteklediler.

Onlar bizi dinliyormuş gibi göründüler ama olup bitenler onların yalnızca bir kişiyi dinlediklerini, başkalarını ise oyaladıklarını ortaya koydu. Peki hıyanet ve ticaret katmanları dinlemedi, dinlemek işlerine gelmezdi, ama taban (ibadet katmanı), üstelik kendi yayınları arasında çıkan, yayınlanan uyarıları niçin dinlemedi!

Bugünlerde “fetöcü, terörist örgüt, pdy” gibi isimlerle anılan ve ülkemizin başına bela olan Gülenistlerin içyüzü konusunda önemli açıklamalar yapılıyor. Bunlar arasında onların “İslam ve diyalog anlayışları” da var. Bir iki yazıda bu iki konuda yaptığım uyarılar ve doğru olana yönlendirme çabalarımı anlatacağım.

21.03.2005 günü sayın Hüseyin Gülerce STV'de program yapıyor, programda bana telefonla bağlanarak bazı sorular soruyor, cevapları verdikten sonra aramızda şu konuşma geçiyor:

H. Karaman: Son bir şey söyleyeyim. Efendim diyalog farklılar arasında olur. Eğer Müslümanlar da şu veya bu şekilde büyük ya da küçük guruplara ayrılmışlarsa, farklılaşmışlarsa onlarla da diyalog yapılmalıdır. Ben Hüseyin beyle yaptığım bir başka Pazar sohbetinde -hatırlarlar kendileri- şunu söylemiştim: “Size itiraz eden guruplara karşı deyin ki, sizinle de diyaloga açığız, istediğiniz yere gelelim, siz istediğimiz yere gelin. Ama tabii konuşalım bir birimizi anlayalım, dinleyelim, belki bizim bir sürü kusurlarımız vardır. Hakikaten “iyi yaptığımızı zannediyoruz, ama hata ediyor da olabiliriz, lütfen bizi, “biraz katmalı, biraz da mübalağalı, abartılı, saptırmalı olarak âleme teşhir etmek yerine bir araya gelelim, elâlemle yaptığımız diyalogu bir de kendi aramızda yapalım!”

Hüseyin Gülerce: Hocam imzalıyorum sözlerinizin altını. Dolayısı ile tekrar etmiş oluyoruz.

Hayrettin Karaman: O da bana dedi ki, “Harun beylerle de görüşeyim inşâllah, hakikaten bu arkadaşlarla bir görüşelim”. Bunu bir daha buradan tekrarlıyorum. İnşallah diyalogumuzun kanadı bütün dünyayı kaplasın, bütün dünyayı kaplıyorsa hemen yanı başımızdakileri de kaplasın. Eğer üzüm yemekse maksat, bağcıyı dövmek değilse, dilerim, temenni ederim ve umarım ki bu üzüm yenir, yan yana gelmişsek diyalogla bu üzüm yenir, eğer başka maksat varsa bu diyalog onu da ortaya çıkarır!

Hüseyin Gülerce: Peki hocam tekrar teşekkür ediyoruz, sağlık afiyet diliyoruz…

Evet söz verildi ama taraflardan çeşitli bahaneler ileri sürüldü ve bir türlü bu manada diyaloglar gerçekleşmedi.

“… Muhammed Resûlullah” demeden İslam olmayacağı ve zararlı olan dinler arası diyalog konularındaki uyarılarımı da gelecek yazılarda anlatayım.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim