Hekimoğlu İsmail

Hekimoğlu İsmail

Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmen...

A+A-

1940'lı yıllar... Ortaokuldaydık. Tarih öğretmeni Ortaçağı anlatıyordu. Peygamberimiz'in savaşlarını anlatırken sık sık, "Muhammed şöyle yaptı, Muhammed böyle dedi..." diyordu. Sınıftaki bir arkadaş da, öğretmen "Muhammed" dedikçe ağzını oynatıyormuş. Yanında oturan arkadaşı da demiş ki, "Öğretmen Muhammed dedikçe dudakların niye oynuyor?" O da hayretle "Peygamberimiz'in ismi anıldıkça salavat getirmek zorundayız." demiş. Dindar bir ailenin oğluydu.

Arkadaş bunu duyunca öğretmene söyledi. O öğretmen çocuğun yanına geldi, "Ben Muhammed dedikçe sen salavat getiriyormuşsun öyle mi?" Arkadaş "evet" dedi. Öğretmen bunu duyunca o arkadaşı sınıfın ortasında öyle dövdü ki, suratı kıpkırmızı oldu!..

Aradan yıllar geçti. O arkadaş mühendis oldu. Bir gün bir caddede yürürken kendisiyle karşılaştım. Hal hatır sorduk. Benim elimde kitaplar vardı. Sokrat'ın Müdafaası, Filozofça Düşünceler, İmam Gazali'nin İhya'sı... Dedi ki, "Filozofça Düşüncelerle, Sokrat'ı bana ver okuyayım. Gazali senin olsun, onu boş ver!.. " "Hiçbirini vermiyorum!" dedim. Yoluma devam ettim.

Düşündüm...

Dindar ailenin dindar çocuğu, orta okulda peygambere salavat getiren arkadaşım, Sokrat'ı beğeniyor Gazali'yi beğenmiyor... Okul, karşılaştığı öğretmenler ve çevre o dindar arkadaşı din düşmanı yapmaya yetmişti. Dine karşı olan öğretmenlerin tavsiye ettiği kitapları okuyarak bu hale gelmişti.

Oğlum ilkokula giderken öğretmeni sınıfta sormuş, "Evinde Kur'an olan var mı?" Oğlum da parmağını kaldırmış. Öğretmen "Yarın Kur'an'ı okula getir, arkadaşların da görsün" demiş. Ertesi gün oğlum Kur'an-ı Kerim'i sınıfta herkese göstermiş. Öğretmeni de "aferin" demiş. Bu olay oğlumda çok müspet tesir yaptı. Bugün oğlumun hayatında o öğretmenin payı büyüktür...

Mesela Mahir İz Hocamı unutamam... Kendisi edebiyat öğretmeniydi. Arkadaşlarla Mahiz İz Hocayı alır, Baltalimanı sahiline gider, caminin yanında sohbet ederdik. Cumhuriyet tarihini yaşamış bir insan...

Hoca, elindeki poşeti açar, "Buyurun çocuklar, yengeniz size kurabiye yaptı" der, ikram ederdi. Cami imamı da bir demlik çay getirirdi. Sohbetlerimiz cami teraslarında yahut bahçede olurdu. Ona sorular sorardık, o da hatıralarını anlatırdı...

Hepimiz öğretmenlerden çok şey öğrendik. Öğretmenler yalnız bilgileriyle değil hayat şekilleriyle de bize çok şey öğretti. Bugünkü insan hangi yaşta olursa olsun öğretmenlerin tezgâhından geçmiştir. Her millet her devlet öğretmenlerin meyvesidir.

Çocuk için öğretmen çok şey demektir. Çünkü çocuk, ebeveyni cahil, öğretmeni alim bilir. Bu sebepten çocuğumuzu yazdırdığımız okul önemlidir. Çocuğumuzun öğretmenleriyle tanışmak faydalıdır.

Tabii bu seviyeye çıkabilmek de ayrı bir mesele...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT