1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Karaman

  3. Niçin yazdım?
Hayrettin Karaman

Hayrettin Karaman

Yazarın Tüm Yazıları >

Niçin yazdım?

06 Haziran 2014 Cuma 23:18A+A-

İslam her önüne gelenin kendi inanç, düşünce ve tarafına göre şekil vereceği bir balmumu değildir; onun değişmezleri, kırmızı çizgileri, belli bir usul dairesinde değişime açık tarafları vardır. O, hak batıl, iyi kötü, güzel çirkin her beşeri oluş, kurum ve kuruluşa uyum yapmak için değil, iyi olmayanı iyi, çirkin olanı güzel, batıl olanı hak ile değiştirmeye gelmiştir. Ayrıca Allah birdir ve müminler yalnızca Allah'a kulluk ederler. Kulluk bölünme kabul etmez; kulun bütün işlerinin, davranışlarının, işlemlerinin Allah rızasına, O'nun hüküm ve iradesine uygun olması iman ve İslam şartıdır.

'İnsanoğlu ana rahmine nasıl düşecek sorusundan vefat edince nasıl defnedilecek ve mirası nasıl paylaşılacak sorusuna kadar' hayatın her adımına dair meselemizi İslam'a danışmak durumundayız. Bunun içinde siyasi hayatımız da var. İslam'a uygun düşen ve düşmeyen siyasi sistemler de var.

Peygamberimiz'den (s.a.) sonra otuz yıl, İslam'ın talimatına ve ruhuna uygun bir devlet, bir siyasi sistem ve bir idare bulunmuş ve uygulanmış. Otuz yıl sonra biri çıkmış, gücü, şiddeti ve hileyi kullanarak saltanata geçiş sağlamış, 'Râşid halifelerin yolundan ayrılmış'. Alim diye bilinen bazı kimseler 'zalim saltanatın da İslam'a uygun olduğuna' dair yorumlar yapmış, fetvalar vermişler. Ümmet parçalanmış, birden fazla 'halife-sultan' ortaya çıkmış, 'bunun da olabileceğine' dair fetvalar vermişler. Meşruiyet mührünü almış istibdaddan sonra meşrutiyet gelmiş, ulema büyük bir heyecan ve gayret ile 'meşrutiyetin İslam'a en uygun sistem olduğunu' savunmuşlar. Derken hilafet kaldırılmış, şeriat ilga edilmiş, cumhuriyet ilan edilmiş bir kısım ulema 'bunların da İslam'a aykırı olmadığını' savunmuşlar. Tek parti devrinde kimse ulemadan fetva istememiş, ulema da bu konularda konuşamaz olmuş, çok partili demokrasiye geçince -ben iyi hatırlıyorum- bazı anlaşmalı hatipler Türkiye'yi dolaşarak yeni rejimi savunan hutbeler okudular. Arada askeri darbeler oldu, bunların da İslam'a uygun olduğuna fetva veren sözde alimler çıktı. Sıra laikliğe, çoğulculuğa, dinler ve ahlak anlayışları arasında hakikat ve değer farkı bulunmadığı düşünce ve hükmüne… geldi, bazı ilahiyatçılar ile köşe fetvacıları bunların da 'İslam'ın ta kendisi' olduğunu söyleyip yazdılar.

Ben de dedim ve diyorum ki:

Ya Müslüman olun, kendinizi İslam'a teslim edin, İslam'ı yabancıya teslim etmeye, onu her şeye benzetmeye uğraşmayın, yahut da laik-seküler-liberal-demokrat olacaksanız öyle olun, İslam'ın yakasını bırakın, kendi rejiminizi, sisteminizi savunun ve yaşayın. Hem kuş, hem deve olmayın.

Müslümanlar, siz de ötekilere kendinizi beğendirmek için kılıktan kılığa girmeyin, ne iseniz o olarak görünün, konuşun ve yaşayın. Herkesin dini, düşüncesi, ahlakı, hayat tarzı kendine. Biz Müslümanlar olarak kimseyi kendi dinimize girmeye, ibadetlerimizi yapmaya zorlamayız. Ama tebliğ ederiz, anlatırız, kazanmaya çalışırız. Başkaları da bunu yaparlar; bu onların da hakkıdır; sonunda iyi olan kazanır ve kazansın!

Bizim inancımız göre 'iyi olan' İslâmî olandır.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum