1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Mısır'da Ölüm Kalım Mücadelesi
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır'da Ölüm Kalım Mücadelesi

21 Haziran 2012 Perşembe 05:19A+A-

Mısır'da başkanlık seçimlerinin ikinci turu da gerçekleştirildi. Resmî açıklama bugün yapılacak. Onun öncesinde her iki aday da yaptığı basın açıklamasında "ben kazandım" dedi. Bu şekilde "şüpheli" noktada bırakılmış bir kazanım üzerinde resmî kayıtlarda oynama yapılabilmesi ihtimali de endişeye neden oluyor. O yüzden hadiselere dışarıdan bakan herkes tereddütlü ve resmî sonuçları bekliyor.

Biz bu yazıyı yazarken resmî sonuçlar henüz açıklanmamıştı. Fakat siz okurken belki açıklanmış olacak. Gerçi sonuçlar ortaya çıktı ama son itirazların gözden geçirilmesine ve sayım tekrarlarının sonuçlarının gelmesine de vakit kalması için açıklama geciktiriliyor. Fark çok az değilse itirazlar ve tekrarlar sonucu etkilemez. Gözlemcilerin ulaştığı bilgilere göre Mısır içinde Muhammed Mursi'nin aldığı oylar yaklaşık bir milyon daha fazla iken, dışarıda diplomatik temsilciliklerde ona verilen oylar Şefik'e verilenlerin üç katı. Dışarıdaki oyların sayı olarak fazlalığı ise 150 bin civarında. Dolayısıyla farkı hile ve rakam oyunlarıyla kapatma imkânının kalmadığı dile getirildi.

Bununla birlikte dikta kalıntısı kurumlar da bir ölüm kalım mücadelesi içinde. Son dönemdeki kararlar, oyunlar, taktikler hep bunun yansıması. Dolayısıyla ne yapacaklarından kimse emin değil. "Bir milyon küsûr oy farkıyla bu makamı size kaptırmayız!" diyerek seçimlerin şüpheli olduğu ve tekrar edilmesi gerektiği yönünde karar verip vermeyeceklerinden de herkes tam olarak emin değil. O yüzden rakamları kamuoyuna doğru açıklasalar bile sonuçlara razı olacaklarından hemen emin olmamak gidişatı takip etmek lazım.

Tavırları yakından izleyen bazı yorumcuların görüşlerine göre Yüksek Seçim Kurulu adaylardan ve taraftarlarından gelecek tepkilerin de ölçümünü yapıyor. Bu tepkilerin doğuracağı siyasal çalkantılara göre bir yol haritası çizmeleri ve seçimlerden çıkan sonuçları hayata ona göre yansıtmaları ihtimali var.

Anayasa Mahkemesi'nin parlamento seçimlerinde esas alınan yeni seçim kanununun bazı maddelerinin Anayasaya ters düştüğü iddiasıyla seçimleri ve bilvesile parlamentoyu ilga kararını tam da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesine denk getirmesinin amacının da böyle bir ölçüm metodu olması ihtimali var. Hemen ardından Yüksek Askeri Konsey'in yeni Anayasaya konulması için ek maddeler metni hazırlayıp yeni merhalede askerî mekanizmanın yetkilerini genişletme ve cuntanın önünü açma girişimleri de bu amaç için. Ama halktan gelen tepkiler Hüsni diktasını deviren halkın böyle bir şeye razı olmayacağını, cuntanın dayatmaları karşısında Tahrir Meydanını doldurmaya devam edeceğini gösteriyor.

Burada asıl düşündürücü olan dikta kalıntısı Şefik'le direnişi temsil eden Mursi'nin yarışında farkın sadece bir milyon küsurda kalması. Normalde Şefik'in adaylığına bile karşı çıkan, onun dikta artığı sıfatıyla yargıya sevkini ve yolsuzluklarının sorgulanmasını isteyen halktan adama gerçekten 12 milyon civarında oy çıktı mı?

Bunda tabii katılım oranının düşük olmasının önemli rolü olabilir. Bir taraf dört elle sarılırken diğer taraf "nasıl olsa bizimki kazanacak!" veya "dikta artığının kazanması zaten imkânsız!" ihmalkârlığına düşmüş olabilir. Çünkü bir tarafın dört elle sarılmasının sağlanması amacıyla propaganda merhalesinde İslâmî hareketin başkanlığı alması ihtimali karşısında endişelendirme, korkutma politikası çok yoğun ve etkin bir şekilde kullanıldı. Ayrıca eski rejimin ana sütunlarını oluşturan mekanizmaların elemanlarının aktif bir şekilde devreye girmesi sağlandı. Bir de hıristiyan nüfusu telaşlandırma amaçlı psikolojik boyutlu propaganda taktiklerinden de yararlanıldı.

Bütün bunlara rağmen yine de fark oranının bu kadar düşük olması ihtimali çok zayıftı. Çünkü bu halk parlamento seçimlerinde sandalyelerin üçte ikisini İslâmî hareketin adaylarına kazandırmıştı.

Fakat ilk sonuçlar alındığında oy oranlarının % 60 - 40 civarında Mursi lehinde olmasına rağmen sürekli yeni gelen rakamlarla aradaki açığın Şefik lehine kapanması ve en sonunda şüpheli bir noktada bırakılması bir "hile" taktiği ihtimaline işaret etmektedir. Çünkü Mısır'da henüz dürüst seçim yapıldığını kesin bir şekilde söyleyebileceğimiz bağımsız gözlem mekanizmasının oluşturulduğu söylenemez.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT