Milli fukaralık

02.09.2009 02:59

Hüseyin Akın

Fakr bir mertebedir buna hiçbir itirazım yok. Fakat her geçen gün sabır sınırlarını zorlayan yoksulluğa sonuna kadar karşıyım. Biliyorum, yoksulluk da bana karşı; ama ondan bir an bile olsa korktuğum söylenemez.  Yoksulluk bir kaderdir deyip kenara çekilen insanlardan oldum olası haz etmem.

Bu ülkede yoksulluk hiçbir zaman kader boyutunda arz-ı endam etmemiştir. Bir sınıf toplumu oluşturmak için burjuvaziye nasıl milli bir hüviyet kazandırılmışsa yoksulluk da millileştirilmiştir. Literatüre geçmese bile bu ülkede adı konulmamış bir milli fukaralık hep devam ede gelmiştir. Milli fukara milli gelir pastasının kırıntılarına talim eder. Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul misali adaletsiz taksimata dur demeye sesi yetmediği için bu durumu kanaat haline getirip içselleştirir. Yoksulluk çaresizlikle birleşerek tuhaf bir mistisizme dönüşür. Ortada gayri safi milli hâsıla hesaplarını altüst eden bir durum vardır. Beş kişilik bir aile asgari ücretle nasıl yaşayıp ayakta kalabilmektedir!

Ya emekliler? Ağzını iştihayla sonuna kadar açmış tüketim canavarları önünde cılız bütçeleri ve zayıf bedenleriyle hâlâ nasıl emekleyecek gücü bulabiliyorlar? İşte yoksulların ve yoksulluğun mistisizmi burada başlıyor. İşin garip tarafı yoksullarımız da bu halin bir fizik ötesi durum olduğuna kendilerini fena halde kaptırmış durumda. Yoksulluk bir "fakr" mertebesi olmadığı için modern sömürü düzeni ona böyle yapay bir derece ihdas etmiştir. Aklı sıra yokluğu bir arınma gibi takdim ederek yoksulları hallerine şükür seviyesine çıkarmaya kalkmıştır.

Mülkiyet karşısında mahrum pozisyonunda olmakla âri konumunda olmak elbette aynı şey değil. Uzanamadığı ciğere "pis" diyen bir âcizin umudu üzdüğü için aynı ciğere ikinci kez elini uzatmaması sahte arınma maskesi taşıyan bir geri çekilme durumudur. Hz. Peygamber (S.A.V)'in "Yoksulluk neredeyse kâfirlik oluyordu" sözünü göz ardı ederek yoksulluktan ahlaki ve dini bir nasip çıkarmaya kalkmak sayısal çoğunluğa sahip yoksul kitleleri fukara cemaatine dönüştürmektir. Eğer yoksulları cemiyet (toplum) halinde kendi haline bırakırsanız varsıllar doğru düzgün gece uykusu uyuyamazlar. Zira sürekli kendi durumlarını başkalarıyla mukayese yaparlar.

Öte yandan yoksul çoğunluk karşısında varsıl azınlığa sorumluluk düşmektedir. Bütün bu sıkıntıları atlatmanın yolu yoksulluğu ve yoksulları manipüle etmekten geçiyor. Nötr bir topluluk olan yoksul kalabalıklara cemaat ahengi kattığınızda onları hakkına razı olan, ihtiyaç bilincine ulaşmamış zümreler haline dönüştürebilirsiniz.

Yoksulların daha çok muhafazakâr olması bu sebeptendir. Yani maddi anlamda muhafaza edebilecek fazlaca bir şeyi olmadığı için mevcut durumunu muhafaza etmeye çalışıp fukaralıklarını korumaya çalışırlar.

İşçiler, memurlar ve emekliler dünya görüşleri ne olursa olsun müşterek tüketim (tüketim yeterliliğinden mahrum olma) alışkanlıklarına sahip olmaları nedeniyle muhafazakârdırlar.

Yoksulluğa ve yoksullara giydirilmek istenen dini ve ahlaki kisveye bir de milli kisveyi eklemek yerinde olur. Çünkü geriye baktığımızda milli menfaatlerin en büyük savunucuları yine yoksullar olmuştur. Sınır boylarının gönüllü bekçileri de, milli hislerin fahri elçileri de hep onlardır. Türkülerin bile itiraf etmekten çekinmediği toplumsal gerçeğin orta yerinde onlar vardır: "zenginimiz bedel verir/ askerimiz fakirdendir."

'Milli fukaralık" memleketin zor şartlara karşı eğitilmiş insan gücünün ifadesidir. Hayatı yalın ayak, yalın kafa, yalın cüzdan yaşadığı halde yıkılmadan ayakta kalabilen bu insanların mukavemeti savaşta barışta her alanda işe yarayabilmektedir. Açlığımız ve sefaletimizin dini olduğu kadar milli bir tarafı da olabiliyormuş demek.

Hükümetin yılbaşından itibaren gelecek altı ay için memurlara teklif ettiği % 2'lik zammı "memurlara % 2'lik zam müjdesi" diye haber yapan gazeteleri şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur sanırım.

Gazeteler " sevinin ey memurlar, yoksulluğunuz artıyor" demek istiyorlar aslında. Bu ülkede işçilere, memur ve emeklilere yoksulluk bir şey yapmaz. Ne de olsa açlık ve mülkiyetsizliğe karşı bağışıklık kazanmışlardır.

Alın teri, emek ve hizmet kutsallıklarını çalışıp da karnını doyuramayan kitlelerin nüfuz oluşturmayan nüfuslarından almaktadır.  Bütün fertlerinin ezildiği bir ortamda ezici çoğunluktan bahsetmek ne kadar garip!

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim