1. YAZARLAR

  2. Ergün Yıldırım

  3. Mezhepsizlik ve Mezhepçilik
Ergün Yıldırım

Ergün Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Mezhepsizlik ve Mezhepçilik

A+A-

İstanbul'dan bir zirve geçti. İslam zirvesi adıyla. Ümmetin birliği ilk defa bu kadar üst düzeyde bütün el aleme ilan edildi. Mezhepçilik ve ırklıçılık reddedildi. Sünnicilik ve Şiicilik Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından fitne olarak tanımlandı. Bütün mezheplerin fevkinde İslam'ın aidiyeti öne çıkarıldı. Kabile ve mezhep aidiyetlerimizin ötesinde İslam öne çıkarıldı. Mezhepler üstü İslam anlayışıdır bu. Yüzyılın başında İslamcı aydınlar bu görüşü hararetle savundular. Hatta hızını almayıp mezheplerin telfikinden bahsedenler de oldu. Çünkü mezhepler, İslam toplumunun en büyük sosyolojik ve politik fay hatları. İnsanlar kendilerini bu aidiyetler ve taklitler çerçevesinde tanımlıyorlar. İnsanlara kimlik veren en uzun tarihsel anlamlar. Fakat abu anlamlar bazen daralıyor, içine çekiliyor. Mutlak ve karşıt bir siyasete halini alıyor. Bugün yaşadığımız şey de budur. Mezheplerin darlaşan anlamları, içe çekilen ve kendilerini mutlaklaştıran pozisyonları. Bu tutumları onların İslam'ın geniş aidiyetleriyle sıcak temaslarına da zarar veriyor. Adeta mezhep din yerine geçiyor. Daha doğrusu İslam mezhebe indirgeniyor. Kendi mezhebi içinde yer almayan başka Müslümanlar başka dine mensupmuş gibi küfürle itham ediliyor. Dışlayıcı, ötekileştirici ve tahakkümcü bir tutum ortaya çıkıyor. Örneğin İslam eşittir ehli sünnet, ehli sünnet eşittir Hanefilik, Hanefilik eşittir Nakşilik ve Nakşilik eşittir İsmail ağa diyen garip insanlar dolaşıyor etrafta.

İslam toplumları mezheplerle sosyolojik, teolojik ve entelektüel bir çoğulculuğu yaşadı hep. Bunun için Şehristani'nin ElMilel Vennihal kitabına bakmak bile yeterlidir. Geniş bir entelektüel rekabet, üretim, etkileşim ve hoş görü ile karşılaşıyoruz. İslam'ın farklı sosyal meşreplerle temsili sonucunda zengin bir sosyoloji çıkıyor ortaya. Ehli-Sünnet Vel-Cemaat bu konuda geniş bir çoğulculuğa, hoşgörüye ve zenginliğe sahip. Onlarca mezhep, yüzlerce tarikat ve meşrep ile İslam'ın geniş yorumları ve temsilleri içinde yaşıyor Müslümanlar. Küfür ve iman ayırımı itikad meselesi olarak ele alınıyor ve çok sınırlı bir alanda değerlendiriliyor. Büyük haramlar bile İslam'dan çıkmaya ve dışlanmaya neden olmuyor. İslam kalmanın ve Müslümanlarla beraber yaşamanın geniş ve çoklu yolları var.

Müslümanların mezheplerle kuracakları ilişki konusunda, İttihat-ı islamın önemli şahsiyetlerinden biri olan Said-i Nursi'nin Vehhabiler konusunda söyledikleri çok önemli. Üstat, Vehhabileri hem eleştirir hem de olumlu yanlarına dikkat çeker. Siyasal ve itikadı boyutları ayırır birbirinden. Müslümanların Allah'ın rububiyet vasıflarını türbelere ve velilere taşımasıyla beraber bir sapma içine girdikleri ve Allah'ın da onları uyardığını söyler: “Kader-i ilahi bu durumu tadil etmek istedi ve Vehhabileri musallat etti”. Böylece Bediüzzzaman, Vehhabiliğe tekil okuma açısından yaklaşmaz. Aynı tutumu Şia için de geçerli, Şiayı velayet ve Şiayı hilafet diye ikiye ayırır.

Mezheplerle ilgili olarak Müslümanların tarih içinde bulduğu çözüm bellidir: Ne mezhepsizlik ne de mezhepçilik. Mezhepçilik İslam'ı darlaştırdığı gibi mezhepsizlik de İslam'ın 14 asır içinde kazandığı açılımları, yöntemleri, tecrübeleri ve yolları imha eder. Müslüman toplumların kültürel, teolojik ve sosyolojik zenginliklerini siler. İslam'ın farklı toplumlarda, farklı çağlarda, farklı ekollerde bulduğu sistematiği, yorumu ve yöntemi yıkar. İslam'ı topluma taşıyan, gündelik hayatın içinde yeniden üreten(içtihatla yorumlayan) kanalları kapatır. Bu kanalların akışını bozar. Bundan dolayı büyük itikadi, kelami, fıkhi vs. kaoslara yol açar.

Mezheplerle gelen sorunları mezhepsizlikle çözmek mümkün değil. Mezhepleri, mezhep olarak tanımak, onları içinde doğdukları temel İslami düsturlarla yeniden mukayese etmek gerekir. İslam'ın geniş aidiyetinden kopmadan hareket edilmeli. Gazali İle inşa edilen Orta Yol budur. Müslüman toplumları tarihte yaşanan büyük çatışma ve bunalımlardan çıkaran mezhebi bağlam Orta Yol olmuştur. Bugün de yine bu geçerlidir.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT