1. YAZARLAR

  2. Rasim Ozan Kütahyalı

  3. Koç’lar gibi muhalif maaşallah
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Koç’lar gibi muhalif maaşallah

A+A-

Bizim gazetede birkaç gün önce okudunuz... WikiLeaks belgelerine göre Koç Holding’in bir numarası Mustafa Koç, 9 Temmuz 2009’da ABD’nin o günkü Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ile holdingin Nakkaştepe’deki malikânesinde bir öğle yemeğinde buluşmuş. Jeffrey, yemekte konuşulan konuları ‘Koç yöneticileri Türkiye’nin ekonomisini değerlendiriyor’ başlığıyla ABD Dışişleri’ne bir rapor şeklinde iletmiş. Jeffrey o raporunda şöyle diyor...

“Koç, bir koalisyon hükümeti kurulmasının - AKP-MHP ya da CHP-MHP - kendisini şaşırtmayacağını söyledi. Koalisyon en iyi sonuç olmayacak bile olsa, o bunun demokrasinin yararı için gerekli olacağına inanıyordu. Yorum: Mustafa Koç iktidardaki partinin sözünü sakınmayan bir muhalifidir ve AKP hakkında, birçok gözlemciden daha olumsuz olma eğilimindedir. AKP’nin siyasi geleceği konusundaki yorumları da bu bağlamda ele alınmalıdır.”

Geçen yazımda bir “Karargâh burjuvazisi”nden bahsetmiştim. Elbette bu “Karargâh burjuvazisi”nin de bir merkez karargâhı var. Bazı zaman bu merkez karargâh, Ankara’daki merkez karargâha yön veriyor. Bazı zaman da tam tersi olabiliyor. Ergenekon iddianamesinin 416 numaralı delil klasöründe geçen 10 sayfalık bir belgede bu merkezin neresi olduğu noktasında bulgular var. Bunlar doğru mu bilemem. İsteyen 416 numaralı delil klasörünü internetten bulup okuyabilir...

Biz somut bildiklerimize dönelim, Koç ailesinin Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetine olan tavrı bu işleri bilen herkesin malumu. Üstelik Koç’lar bu tavrı her zaman açıktan aldılar, bu da takdir edilesi bir tutum. Kimi karargâh burjuvaları gibi Başbakan’ı görünce yalakalık yapıp arkasından da sivil hükümeti devirmek için haltlar karıştıran yavşaklardan olmadılar... Tayyip Erdoğan daha yeni partiyi kurarken 5 Ağustos 2001’de Rahmi Koç şu açıklamaları yapmıştı...

“Tayyip Erdoğan yeni bir misyona soyunuyor. Bu iş para meselesi. Tayyip Erdoğan’da çok para var, 1 milyar dolar para biriktirmişler, nasıl biriktirdilerse. Dolayısıyla onun mali derdi olacağını zannetmiyorum. Tayyip Bey, kendini yenilediğini söylüyor, ben kendisini çok yenilediğine inanmıyorum. Bunlar bir misyon yürütüyorlar.’

Bunlar bir misyon alarak yürürler ve ondan kolay kolay ne sağa, ne de sola sapacaklarını zannetmiyorum. Bugüne kadar kurulan partilere bakalım, Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet, şimdi de Saadet partisi. Saadet hariç bunların hepsi tökezledi, kapatıldı. Buradan bir mesaj alınması lazım. Türkiye’de bu yoldan gidilmiyor mesajını alamadılar şimdiye kadar. Hep aynı şeyde ısrar ediyorlar. Tayyip Bey’in de Erbakan ile ayrılığı oldu. Ortaya çıkan görüş ayrılığı ‘ben ilericiyim, sen gericisin’ değil, hedefe gitmede. Erdoğan kendine bir yol seçti, ilerleyecektir. ‘Ben yenilikçiyim’ diyor, ama zannetmiyorum. O hedefe başka bir yol seçerek belki daha yumuşak bir yol seçerek gitmeyi planlıyor...”

Fakat bakıyoruz şimdiki BaşKoç bu “açık sözlülük” çizgisinden uzaklaşmış. Bakın şimdi etekleri tutuşan BaşKoç, Başbakan’ın önünde eğilmekten boyun kasları zedelenen “saygılı bir arkadaş”ın kanalında neler diyor...

“En son görüştüğümde 2009 senesinde krizin tam odak noktasında hatırladığım kadarıyla bundan sonraki seçimlerde AKP’nin dışında nasıl bir oluşum olabilir veya olası senaryolarla ilgili yapılmış olan bir görüş alışverişi. ‘Bir koalisyon olabilir mi, niye olmasın, Türkiye’de her şey olabilir’ gibi yorumlarda bulunduğumu da hatırlıyorum. Ama bunu bugün bir gazete, ‘adı üstünde Taraf’ çıkıp kasıtlı bir şekilde böyle bir başlık atmasını ben çok çirkin buldum. Fakat çok şükür ekonomide değişiklikler olursa o her zaman birtakım değişikliklere neden olabilir siyasi olarak. Ama ülkenin ekonomisi iyi giderse -ki Türkiye bu imtihanı gayet iyi verdi- bu da en çok işin başındaki partiye yarar ki nitekim öyle oluyor. Bundan alnımızın akıyla başımız dik bir şekilde hep birlikte çıktık ülke olarak. Bugünkü koşullarda AK Parti birinci parti olarak duruyor önümüzde. Seçimlerde de büyük bir olasılıkla birinci parti olarak çıkacak.”

Şimdi AK Parti’ye ve Başbakan’a böyle biat eden Mustafa Koç, çok yakın bir zaman önce, Biricik Suden AK Parti’ye katıldığı zaman, Papermoon’da, herkesin ortasında Suden’e “Ne o, sen de mi onlardan oldun, sen yakında başını da örtersin artık” dememiş miydi? Türk burjuvazisinin Koç’larına, belgeli bir gerçeği haber yapmış Taraf’a laf etmek yerine “dürüst ve açık” olmak yakışmaz mı? ABD Büyükelçisi sizin için “sözünü sakınmayan muhalif” diyor, bu dansözce bir tavırdan çok daha onurlu bence. Sırf AK Parti’ye destek verdiği için Biricik Suden’e böyle “zekice muhalif” laflar edecek kadar “sözünü sakınmayan” adamsınız siz Mustafa Bey? Eyyam yapmak size yakışmaz...

rasim.ozan@hotmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum