Kitapta Resim Şart, Ama!

10.04.2009 11:39

Asım Öz

Kâğıda İşlenen Uygarlık-Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi kitabında Jonathan M. Bloom kâğıdın icadından önceki evrelerde Asya'da, Mezopotamya'da, Mısır'da, Akdeniz ve Anadolu uygarlıklarında, türlü çeşitli taşa, tahtaya, kile, deriye, papirüse parşömene işlenen yazılar ve resimler; eski kâğıtların türleri, boyutları, yazma ve matbu kitap biçimleri; kâğıt sanatlarının İlhanî, Timurî, Safevî, Mısrî, Mağribî üslupları, Arap yazısının, Kuran'ı Kerim'i yüceleme düzleminde İslam âleminde başlı başına bir sanat akımına dönüşmesi, ortaçağda kâğıt ve kitap endüstrileri, resimli tezhipli kitaplar, saray kütüphaneleri, özel kitaplıklar, kâğıt ve kitap maliyetleri, Doğu ve İslam dünyasının ünlü kitapları, bunların en eski ve en değerli örnekleri, örneğin resimli Binbir Gece Masalları, Behram-ı Gûr öyküleri, Kelile ve Dimne, Şehname, şiir mecmuaları; yazılı kültürün gelişmesi, resimli kitap tutkusunun yaygınlaşması, haritacılık, kağıdın mimari tasarımlarda da kullanılması, Bağdat'ta, Halife Harun Reşid zamanında (783-805) faaliyete geçen kâğıt imalathanesi Bizans, İspanya, İtalya kağıtçılığı; Çin'de, 12. yüzyılda "hareketli hurufat" yöntemiyle başlayan yeni bir gelişimin, 15. yüzyılda Gutenberg'in aynı yöntemle kurduğu matbaaya dönüşmesi, bizdeki Müteferrika dahil, daha ileri matbaaların kuruluşuna değin çok boyutlu bir yaklaşımla kâğıt ve uygarlık ilişkisini irdeler. Bütün bu açıklamalar, görsel örneklerle birlikte yazının ve kağıdın binlerce yıllık ortak tarihine ışık tutmayı hedefler.

Antikçağda Kitap’ta Horst Blanck kitap illüstrasyonuna ve resimli kitaplara da yer ayırır. Kitabın altıncı bölümüdür bu bölüm. Bu bölümde yazar, antik kitap illüstrasyonu denince, akla her ne kadar geç antik çağın kodekslerinde yer alan resimler gelse de, bu etkileyici resimlerin, antik kitap illüstrasyonunun yalnızca son aşamasını ve doruk noktasını oluşturduğunu, tam sayfa kitap illüstrasyonunun İ. S. 500 yılına ait bir papirüs kodeksine kadar geri gidebildiğini, teknik, matematik ve doğa bilimleriyle ilgili konular içeren metinler söz konusu olduğunda, - bu tür metinler konuları gereği illüstrasyonu gerekli kıldığından - çizim içeren papirüs üzerine yazılmış metinlerin İ.Ö. 5. yüzyıla kadar geri götürülebileceğini, bu türden günümüze ulaşmış en eski papirüsün İ.Ö. 2. yüzyılın başlarına tarihlendirildiğini belirtmektedir.

Anlaşılan o ki, kitabın tarihçesi kitap-resim ilişkisi örnekleriyle zengin, söz-imge araştırmalarıyla dopdolu. Kendileri birer sanat yapıtı olarak üretilen kitaplar da sanatsal faaliyetlerin çok ilgi çeken örneklerinden olmayı sürdürüyor. Kitap, özellikle fikir geliştirme, sanatın içeriğini, sınırlarını tartışma, bu sınırları aşma gayretlerinde çok özel bir yere sahip. Bunu yazıyla yaparken görselliğe de hitap ederek zihnin algı alanını genişletiyor. Kitabın güzelliklerinden biri de kuşkusuz onun içine serpiştirilen ya da sonuna küçümen bir katalog gibi eklenen resimler ya da daha doğru bir adlandırma ile albümdür. Kitaplarla resimlerin kardeşliği neredeyse yazıyla eşittir. Belki bu yüzden Cemal Süreya Mardin şiirinde:

“Kılıç kalkan gürz ve at
Tâ çocukluğumdan beri
Ne buldumsa okudum
Sonunda anladım ki
Bir kitapta resim şart” der.

Kitap ve resim ilişkisi nedense daha çok çocuk kitapları bağlamında gündeme gelen bir olgu olmuştur. Oysa adı görsellikle anılan bir çağda sadece çocuk kitaplarına sıkıştırılamayacak boyutları söz konusudur kitap ve resim ilişkisinin. Son yıllarda yayımlanan özellikle dönemsel çalışmalarda yazının resme yenildiği bile olmuştur. Bir de bu ikilinin ilişkisinde yaşanan ağırlık meselesi var tabii. Özellikle yazının ağırlığını kaybedercesine resme boğulan belgesel kitaplar var. Bu kitaplar yazınsal bir metin olabilmeyi çok az yerde başarmıştır. Daha çok bir albüm gibidir. Bunda önce belgesel olarak yayımlanmanın da etkisi var elbette.  Bir de kitabın resimli olmasının kolay okunabilirliği sağlaması gibi bir durum da var.

   Kitap resim ilişkisinde ilk akla gelen Türkçeye “illüstrasyon” olarak geçmiş olan İngilizcesi “illustration” olan kelimedir. Ardından, bizim geleneğimizde adı “altın” kökünden gelen ve altınla bezeme ya da altınla süsleme anlamına gelen “tezhip” (İngilizcesi “illumination”, Fransızcası da “enluminure”dir bu kelimenin karşılığı ve Latince “aydınlatmak” anlamına gelen “illuminare” kelimesidir kökü) olan terimle neredeyse doğuyla özdeşleşmiş olan “minyatür”dür. Burada hemen belirtelim ki minyatür kelimesi ( miniature) Latince “miniare” yani “kırmızıyla boyamak” kelimesinden gelmektedir. Çünkü bu tür resimlerde parlak kırmızı bir boya olan “minium” kullanılmıştır asırlar boyu. Yoksa, küçük anlamına gelen “minus” ile bir ilgisi yoktur minyatür kelimesinin.

Bütün bu olumluluklarına karşın kitap resim ilişkisinde yaşanan aşırılığa tepki gösterenler de olmuştur kuşkusuz. Bu çerçevede çeşitli kişiler örnek gösterilebilir. Bunun son örneklerinden birini Mustafa Aydoğan Edebiyat Ortamı dergisinin Mart-Nisan 2009 tarihli 7.sayısında yayımlanan Güncelin Tarihi Üzerine Kısa Notlar başlıklı yazısında görmek mümkün. Aydoğan notlarının ikinci maddesinde şöyle diyor: “Alberto Manguel’in geçen yıl yayınlanan Geceleyin Kütüphane adlı kitabını okurken gözüm ikide bir fotoğraflara takıldı. Rahatsız edici geldi bana. Hayır fotoğrafların kendisi değil, kitabı okurken sayfalar arasına sık sık fotoğraflarla karşılaşmak zihni dağıtıyor. Fotoğraflar çok güzel ama yazıdan koparıyor okuru”(s.70)

Son yıllarda yayımlanan hatırat ya da nehir söyleşi babında yayınlanan kitapların tümden resimsiz olarak yayınlanması ise Aydoğan’ın işaret ettiğinin tam tersi bir durumun ortaya çıkmasına da neden olabilir. Örneğin Toynbee’nin ya da Zübeyir Yetik’in anı notları resimli olsaydı daha güzel olurdu.

Kitap resim ilişkisinde gözden ırak tutulmaması gereken nokta şudur diyebiliriz: Yazı da tıpkı resim ve müzik gibi özünde bir kompozisyondur; bu ise Latincedeki karşılığı ‘componere'nin de açıkça ortaya koyduğu gibi "bir araya getirmek"tir. Öyleyse yazmak,  yazılanları derleyip toplayıp kitaplaştırmak neyi, neye göre bir araya getireceğimize dair bir etkinliktir. Hiç kuşkusuz burada çıkış noktası, önce "neye göre"nin belirlenmiş olmasıdır; çünkü oylum ve türünden bağımsız olarak her metnin bir ya da birkaç tümce ile özetlenebilen ana fikri vardır; bundan sonrası, o fikri tamamlayacak parçaları uyumlu biçimde bir araya getirmekten ibarettir sadece. Bu resimle de giderilebilir yazıyla da.

Dikkat ya da odaklanma sorunları gündeme geldiğinde kitapta resmin şart oluşuna “ama” deme hakkı her zaman geçerliliğini koruyacak bir endişedir.

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim