İsrail geleceğini hiç düşünmüyor

15.07.2008 20:05

Gideon Levy

ABD’deki başkanlık değişimi sonrası ‘fırsat penceresi’nin kapanacağı varsayımından hareketle İran’ı bombalayacağı söylenen İsrail, akan çatıyı onarmak yerine etrafa kovalar koyan biri gibi davranıyor. İsrail çatıdaki delikleri ancak bölgede kabul edilmeyi ciddi ciddi denerse tamir eder

‘Büyük plan’ ne? Şimdiki duruma bakılırsa İsrail geleceğini şu şekilde planlıyor: Bazı Ortadoğu ülkeleri ne zaman nükleer silah sahibi olmaya çalışsa, İsrail o ülkeyi bombalayacak. Diğerlerinin yapmalarına izin verilmeyen şeyi bizim yapmamıza izin verilmesi ve bizim elimizde güvenli olan şeyin başkalarının eline geçtiğinde tehlikeli olduğu biçimindeki sorunlu varsayımın ötesinde, bu tür bir gidişat felakete yol açacaktır. İki kez denedik, Irak’ta ve Suriye’de, ve işe yaradı; gerekli olduğu konusuysa şüpheli.

Şimdi üçüncü kez İran’a karşı deneyecekmişiz gibi görünüyor. Başarılı olabilse bile, hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Felaketle sonuçlanacaktır. Bombardımandan bombardımana koşmak, İsrail’in Ortadoğu’da uzun vadede kendini tesis etmesinin yolu değil. Ama kimse yarının ötesindeki uzun vadeyi tartışmıyor.

Türkiye’ye de ‘izin verir’ miyiz?

İran’a yönelik bir saldırının olasılıklarını ve özellikle risklerini şimdi tartışabiliriz ve tartışmalıyız. Genellikle, sanki olanaksız koşullar altındaymışız gibi, şu minvalde bir tartışma yütüttük: Çok geç olduğunda geriye dönük, eksik bilgiyle, ya da alınan yanlış bilgi üzerine. Gizli faaliyet yürütenler aynı zamanda kararları verenler. Ama gizli faaliyettekiler daima savaşçı seçeneğe meyilli olur, zira savaş bildikleri tek doktrin ve zanaattir. Yani sadece onlara bel bağlamak çok tehlikelidir.

İran’a yönelik bir saldırı üzerine şimdi düşünebiliriz ve düşünmeliyiz, ama sadece kendi güvenlik uzmanlarımıza danışarak değil. Sözgelimi, İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth’taki bir röportajında, bizim liderlerimizin kamuoyuna yönelik çarpıtılmış söylemlerinde var olmayan mantıklı şeyleri söyleyen Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun eski başkanı Hans Blix’i dinlemeliyiz. Blix, İsrail’in İran’a saldırması halinde tüm bölgenin yangın yerine döneceği uyarısında bulunuyor, Suriye’nin nükleer kapasitesinin ilkel, Irak’taki reaktöre saldırının gereksiz olduğunu ve tüm bunların ötesinde İran yönetiminin bombadan güç kullanmaksızın vazgeçirilebileceğini söylüyor.

İsveçli diplomatlar, uluslararası toplum İran’a güvenlik garantileri sağlar ve Kuzey Kore’yle yapılan anlaşma gibi onu üye olarak kabul ederse, belki de bir bomba olmayacağına inanıyor. Bu denenmedi. Uluslararası toplum İran’ı caydırmayan tehdit ve yaptırımlarla uğraşıyor ve İsrail hava kuvvetleri, inanıldığı üzere, bir sonraki tehlikeli macera için tatbikata çoktan başladı bile. Beyaz Saray’daki muhafız değişikliği nedeniyle fırsat penceresinin kapanmaya yakın olduğu varsayımı saptırılmış: Seçilmesi halinde Barack Obama İran’la konuşup İsrail’in bombardımanına gerek kalmaksızın nükleer bomba geliştirmesini önleyemez mi? Bundan daha iyi bir şey olabilir mi?

Ama İran’a yönelik bir saldırıyı konuşmak bizim esas sorunumuz değil. Bombardımana ya tarafsın ya da karşısın, İsrail asla yarından ötesini düşünmüyor. Evin akan çatısını adamakıllı tamir etmek yerine etrafa kovalar koymaya devam eden biri gibi davranıyor. Yani biz İran’ı bombalarsak ve başarılı olursak ve bunun için ağır bir bedel ödemek zorunda da kalmazsak (şüpheli bir senaryo) sonra ne olur? Tekrar mı bombalayacağız? Ve Suudi Arabistan, Suriye ve Irak? Ve belki Hizbullah’ın da biraz ‘kirli bombası’ vardır ve başka? Ve Türkiye’nin nükleer olmasına ‘izin verecek’ miyiz? Bombalayacak ve bombalayacak ve sonsuza dek bombardımanla mı yaşayacağız?

Barışın bedelinden kaçıyoruz

İsrail ancak ciddi bir biçimde bölgede kabul edilmeyi denerse, çatıdaki delikleri tamir edebilir. Böyle bir kabul, başka bir bombardımana gerek duymadan varlığını sürdürmesinin tek garantisi olacaktır. Gerçek bir şans, İsrail’in dayanılmaz bir kibirle görmezden geldiği Arap barış girişiminde yaratıldı. Ulusal çabamız, sadece F-15’lerin menzilini ve uçuş sırasında yakıt ikmali seçeneklerini geliştirme doğrultusunda gitmeye devam ediyor. Aksi yönde hiçbir şey yapılmadı -uçakları yere indirmek ve ‘diplomatik yakıt’ ikmali yapmak gibi.

Filistinlilerle, Suriyelilerle ve Arap dünyasının büyük bölümüyle barışı hayal edin. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad o zaman da İsrail’i tehdit etmeye cüret edebilir mi? İsrail’in diğer tüm yollar tüketilene dek İran’a saldırmayacağını duyurduğunu ve eş zamanlı olarak Batı’ya güvenlik garantileri konusunda İran’la konuşma çağrısı yaptığını hayal edin. Kulağa gerçekdışı mı geliyor? Tehlikeyi azaltmaya bu yolla daha fazla katkıda bulunmayacak mıyız? Neticede İran şimdiye kadar kendisini çılgın değil mantıklı bir ülke olarak gösterdi.

arışın bedelini ödemeyi reddediyoruz, bombardımanın bedelini ödemeyi tercih etmeyi sürdürüyoruz. Ama bu kez bedel özellikle ağır olabilir.

İsrail’in piromanisi (yangın çıkarma merakı) şu anda, İran piromanisi karşısında, tam da alternatif bir yol açılmışken tarihindeki en tehlikeli noktaya ulaşmış olabilir. İran’a yönelik bir saldırının etkilerinden duyulan korku belki de abartılıyor. Yine başarılı olabiliriz. Ya olmazsak? Ama bir daha düşününce, ya başarılı olursak? (İsrail gazetesi, 6 Temmuz 2008)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim