1. YAZARLAR

  2. SİNAN ÖN

  3. İslam’ın Güncellenmesi Gerekiyor mu?!
SİNAN ÖN

SİNAN ÖN

Yazarın Tüm Yazıları >

İslam’ın Güncellenmesi Gerekiyor mu?!

A+A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun süre gündemimizi işgal edecek (etmeli) bir tartışmanın yine fitilini ateşledi. Süreç istemediğimiz bir yöne doğru evrilse de, devlet başkanı olarak yaptığı konuşma hayati önem taşıyor. “İslam’ın güncellenmesi lazım!” başlığı ile özetlenen ancak alt metin okunmadan değerlendirilen bu söylem, toplumun önemli bir kesiminden tepki aldı! 

Konuya geçmeden evvel, yaşanan tatsız bir vakanın altını da çizmek gerek! Konuşma sonrası kendisine vazife çıkaran bir savcı, Nureddin Yıldız hakkında soruşturma başlattı. Zaten uzun bir dönemdir, özellikle ‘İslam düşmanları’ tarafından linç kampanyasına tabi tutulan, itina ile her sözü çarpıtılan, hakkında suç duyuruları yapılan Nureddin Hoca sanki bu konuşma sonrası yargının önüne atılmış oldu!

Tayyip Erdoğan üzerinden işleyen bir mekanizma var maalesef ülkemizde! Özellikle yargı konusunda buna sıkça şahit oluyoruz! İçeri atılanlar, dışarı çıkarılanlar, adil yargılama yolu açılanlar ya da bu yolun kapatıldığı mağdurlar! Cumhurbaşkanı’nın söyleyeceği iki kelime, göstereceği bir tavır ya da bir işarete bağlı hale gelmemeli yargı! Bu durum Erdoğan’ın arzu ettiği bir tablo mudur, bilmiyorum ancak işler uzun zamandır böyle yürüyor ne yazık ki! Buradan Nureddin beye geçmiş olsun diyor, bu garabet karardan bir an önce vazgeçilmesini talep ediyoruz!

Bununla birlikte, bugün dinin toplumu ıslah etme görevini ne kadar yerine getirebildiği tartışılmalı! Aslında burada din üzerinden geliştirilen söylemler ve eylemler demek daha doğru bir ifade olmalı! Konuşmanın asıl üzerinde durulması gereken yönü de burası, kanaatimce..   

Ne diyor Erdoğan; “Yüzyıllar öncesinin hükümlerini bugün uygulayamazsınız... Bu inancımıza da dinimize de haksızlık”

Konu her ne kadar güncel tartışmalar üzerinden ve kadın bağlamında gündeme gelse de, uzun zamandır tartışılan bir olgu.

İnsanımızın büyük bir bölümü İslam’i değerlere karşı hassas olmakla birlikte, maalesef bu konudaki anlayışları arı, duru, saf  bir düşünceden neşet etmiş değil! Dini anlama konusunda zihinler modern ve geleneksel problemlerle kirletilmiş, kirletilmeye devam ediyor!

Ancak buradaki tartışma gelenekle ilgili, hatırı sayılır bir zamandır akamete uğratılan içtihad geleneğimiz ile!

Zamanı, mekanı, kompleks durumu dikkate almayarak gerçekçi bir tavır ortaya koymayan, bir dönemin içtihadlarını dinde teşrii hale getirip kutsallaştıran, bu kutsallarının dışına çıkıldığı zaman ise saldırganlaşarak ötekileştirme yanlışına düşen, ilkeli ve idealist olma iddiasında olup İslam’ı belirli zamanlara hapseden bir ruhbanlık var! İslam’da yasak da olsa var ve Cumhurbaşkanı’nı “Tefe koyabilecek kadar güçlüler!”

Halbuki İslam, bugünün toplumunu olduğu gibi kabul ederek gerçekçi, aynı toplumdan ideal bir ümmet oluşturma konusunda ise gayeci bir dindir. Zamanımızın pratik gereksinimlerini göz önünde bulunduran, her çağın sorunlarına geçerli çözümler üretebildiğine inandığımız bir din.

Bununla birlikte, İdeal İslam toplumuna ulaşarak, İslam’ın aydınlık yüzünü, tüm insanlığın kurtuluşu için vesile kılma konusunda problemlerimiz var!

İslam’ın muhkem olmayan, üzerinde ittifak edilmemiş, anlamı kapalı, zamana ve şartlara göre değişebilen, bir dönemin içtihadı ile kural haline gelmiş literatürü; ‘mutlak doğru’ olarak kabul edilerek, insan düşüncesinin zaman ve mekana göre subjektif olduğu atlanıyor!

Sonuçta asıl ile detay olanın birbirine karışması, asıl olandan vazgeçilip detay olanın tercih edilmesi ya da asıl olanla birlikte detay olanın da değişmez sabiteler haline getirilmesi bizim handikaplarımız oluyor!...

Şeriata yüklenen ‘her türlü detayı barındırır’ yanlışıyla, şeriatın, hayatın bütün detaylarını geniş açıklamalarla çözüme bağladığı zannediliyor. Oysa, Allah’ın belirlediği hükümler ümmetin meşru sınırlarını çizer. Bunun dışında doğabilecek sorunları, zamanın ve şartların gereklerine göre, çözmeleri konusunda insanları sorumlu tutar. Akıl ve irade işte bunun için var!

Bununla birlikte, Şeriat, herhangi bir fakih ya da alimin subjektif içtihadına da dayanmaz! Asıl olan nasslar, çatışan yorumlara sebep olmaz. Çünkü bu nasslar ‘mutlak anlamda’yoruma ihtiyaç duymaz. Kapalılığı olmayan, gayet açık lafızlardır.

İçtihadi hükümlerin çoğu ise, zaman ve toplumsal gerçekliğin yansımasıdır. Zaman ve şartlar değiştiği vakit hüküm de değişebilir. Ebedi olarak değişmeyecek şeriatın, açık nass ve temelleri üzerinde yükselen içtihadımız, çağımızla ilgili ve değiştirilebilen bir malzeme olmaktan öteye gidemez.

Bu yüzden Kur’an genel ilkeler koyar. Zamanın getireceği değişimlere dokunmaz. İnsanlığın tüm zamanlarına hitap edecek konularda hüküm verir. Bunun dışındaki alan ise, insanların tasarrufundadır. Erdoğan’ın dediği gibi burada; “Kur’an asıl referanstır, içtihadda ölçüdür.”

Hızla değişen dünyada, karşı durulamayan değişime bizzat toplumumuz da maruz kalmakta. Değişim ve hareket kavramlarını birlikte anlamaya çalışarak, hareketi yapacağımız yönü seçmemiz gerekiyor. Ya İslam’ın hareket alanında değişime İslam’i rengimizi vereceğiz, ya da değişimin yıkıcı ve yıpratıcı girdabına kendimizi kaptıracağız.

Yanılabilir, hata yapabiliriz ancak Allah biz kullarından iradelerimizle hareket etmemizi bekler. Bu irade, hem itaat hem de sorumluluk için harekete geçmelidir. Nasıl ki; kendi dönemlerinde İslam alimleri içtihadları ile tüm çağlara değil, zamanın ve mekanın sorunlarına çözüm üretmişlerse, bizler de zamanımızın sorunlarına çözüm üretebilmeliyiz.

Dünün içtihadını teşrii konumuna getirenler sorumluluktan kaçarak, hem dündekilere hem de bugünün toplumuna haksızlık yapıyorlar. Yaptıkları ümmetin önünü tıkamaktan başka bir işe yaramıyor maalesef!

Ne diyor Erdoğan; İstisnaları genelleştirip, tarihin belirli bir döneminde toplumların özel şartlarına yönelik uygulamalarını bugüne taşımak meseleyi sulandırır.”  Bu yüzden konuda liyakat sahibi, yetkin kişilerin bir araya gelip Şura oluşturmaları, Kur’an ve Sünnet ölçüsünde tefekkür ederek, İstişare etmeleri gerekiyor! Süreç, İslam’a ve müslümanlara hayır getirir, diyerek bitirelim, inşaallah..

YAZIYA YORUM KAT

14 Yorum