Gül'ün ültimatomu İsrail'in altın çağının sonu mu?

14.01.2010 06:02

Murat Yetkin

'One minute' çıkışı ve Gül'ün ültimatomu, İsrail'in altın çağı için sonun başlangıcı mı?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dün Köşk’te İsrail ile büyükelçi krizi üzerine yaptığı açıklamalar uluslararası siyaset bakımından önem taşıyor.
Birkaç bakımdan önemli: 

1- Gül bu açıklamaları bir ödül töreni sonrası kabul resminde gazetecilerin soru sorma talebi üzerine yaptı. Yapmayabilirdi, demek ki -bu soruların gelebileceğini elbette tahmin ederek, açıklama yapmak istediği için yaptı.

2- Bir gün önce Dışişleri Bakanlığı’nın İsrail’i protestosu biliniyordu. Müsteşar Feridun Sinirlioğlu’nun İsrail Büyükelçisi Gabby Levy’ye protestosu sırasında ortaçağ benzetmesi ile bir an önce izahat ve özür beklendiğini söylemesi de biliniyordu. Ancak Türkiye’nin İsrail’e yazılı özür için süre verdiği bilinmiyordu.

3- Bu ültimatomu dünyaya ilan etme işini Cumhurbaşkanı Gül üstlendi. Gül, İsrail yönetiminin atacağı adımın özür beklentisi dışında başka anlamlara çekilmesi girişiminin önüne geçmek için bunu ilan etti.

Gül’ün, özür gelmediği takdirde bu sabah için Türkiye’nin İsrail’deki büyükelçisi Oğuz Çelikkol’un uçağa atlayıp yurda döneceğini tekrar vurgularıyla söylemesi bunu gösteriyordu. Bu ültimatomdan saatler sonra İsrail’den yazılı özür geldi ve Erdoğan bunun istenen cevap olduğunu açıkladı.
Türkiye-İsrail ilişkileri dün akşam itibarıyla yeni bir döneme giriyor.
Ancak yeni bir döneme giren, İsrail’in yalnızca Türkiye ile ilişkileri değil, bölgedeki varlığı başta olmak üzere uluslararası siyasetteki ağırlığıdır da.
Dün Ankara’daki bazı Avrupa büyükelçilikleri İsrail’in Türk büyükelçisine yönelik davranışı altında ne olabileceği üzerine görüşlerini soruyorlardı.
Bunun nedeni, diplomatların Türkiye ile İsrail arasında 2006’dan bu yana limoni giden ilişkileri bilmemesi değildi.
İsrail gibi bölgede güvenebileceği tek dost Türkiye olan bir ülkenin -aradaki anlaşmazlık konuları ne kadar derin olursa olsun- işi diplomata zeval vermeye, aşağılamaya vardırmasının altında başka ne olabileceğini araştırıyorlardı.
Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın kırılgan İsrail koalisyonu içindeki agresif tutumu, parti çıkarlarını ülke çıkarlarının üzerinde tutma örneği olarak tarihe geçecek nitelikte.
Cumhurbaşkanı Gül’ün dün “Neden kendinizi bölgeden ve dünyadan bu kadar dışlatıyorsunuz’ diye İsrail’e sormak lazım” demesi boşuna değil.
İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, yıllarca muhalefette kaldıktan sonra kırılgan bir koalisyonla kavuştuğu iktidar koltuğunu korumak adına, ülkesinin ve halkının dostlarını kaybetmesine, bölgede yalnızlaşmasına neden olan Lieberman siyasetine boyun eğiyor.
5 Haziran 1967 sabahı, sınırlarına yığılan Mısır, Ürdün ve Suriye ordularının , diğer Arap ülkelerinin desteğiyle kendisini yok etme niyetiyle saldıracağını anlayan İsrail dünya savaş tarihinde az görünür bir örnekle önleyici saldırıya geçti.
Aylardır hazırlanan Arap orduları perişan oldu ve altı gün içinde İsrail, Sina yarımadasının tamamını, Gazze şeridini, Batı Şeria’yı, Doğu Kudüs’ü ve Suriye’nin Golan tepelerini işgal etti.
1967 savaşı, İsrail ve İsraillilerin psikolojisinde bir altın çağın başlangıcı etkisi yaptı. Binlerce yıldır türlü iftiralara maruz kalmış, sürülmüş, katliamlara, soykırımlara maruz kalmış İsrail halkı gitmiş, yerine gizli servislerinin suikast operasyonlarıyla bölgesinde adı korkuyla anılan, uluslararası mali gücünü ve ona bağlı olarak (ABD başta olmak üzere) diplomatik etkisini harekete geçirebilmiş muktedir bir İsrail gelmişti.
İsrail o tarihten bu yana girdiği hiçbir savaştan, diplomatik mücadeleden yenik çıkmadı.
Bu özgüven patlamasıyla oluşan büyü, 2006 Temmuz’unda Lübnan operasyonuyla bozuldu. Üstün İsrail askeri gücü, Lübnan’da Hizbullah militanları karşısında ilk kez yaldızlarını çizdirdi.
Türkiye ile ilişkileri de bu sırada sarsılmaya başladı. Bir yandan Suriye-İsrail görüşmelerinde arabuluculuk sürüyor, ama İsrail’in Gazze operasyonlarındaki sivil can kayıpları Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sert tepkisine neden oluyordu.
Nihayet geçen yıl bu sıralar Davos’taki bir panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e ‘Siz çocuk öldürmeyi bilirsiniz’ demesi ve kendisine yeterli cevap hakkı vermeyen sunucuya ‘One minute’ çıkışıyla bardak taştı.
Erdoğan’ın ‘One minute’ çıkışı ardından Gül’ün ültimatomu ile bu sabah gelip durduğumuz nokta, -işin İran boyutunu da unutmadan- ileride İsrail’in artık her istediğini yaptıramadığı bir dönemin başlangıcı, belki ‘altın çağı’nın sonu olarak anılabilir.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim