Esad’ın Türkiyeli sınır devriyeleri hizmette sınır tanımıyor

03.01.2014 23:34

Melih Altınok

Şam yönetiminin uçakları kentlerde Suriyeli çocukları, kadınları, yaşlıları varil bombalarıyla katlederken, Türkiye’deki “Esad’ın Dostları Grubu” da boş durmuyor.
Hatay’daki mülteci kamplarının kapısına,  fırınlarda böcek arayan Uğur Dündar pozlarında dayanan CHP’lilere iliştirilmiş gazeteciler “Söyle bakalım ufaklık, baban silahını nereye sakladı” haberciliğinde level atladılar.
Şimdilerdeki vazifeleri, Esad’ın sınır muhafızlarının gözünden kaçma olasılığına karşı Türkiye’den gönderilen insani yardımları “patlatmak!”
Öyle ya, Allah korusun, yılbaşı sabahı ölüm yorgunluğuyla uyanan Suriyeli çocuklar süt tozu alıp hareketlenirse, Şam’ın huzuru bozulabilir, ajanslara ailecek kar topu keyfi pozu veren Esad ailesi, sarayına kapanmak zorunda kalabilir.
Yılın ilk günü de tatilin rehavetini üzerlerinden hemencecik atıverip, İHH’nın bir insani yardım konvoyunu yola koyduğu “ihbarını” değerlendirdiler.
Fitili Radikal’in internet sitesi ateşledi. Haberlerine göre Hatay’da bir insanı yardım TIR'ı “yakalanmıştı.” Aman Tanrımdı. Üstelik “İyi haber alan kaynaklara yakın kaynaklar”a bakılırsa, TIR'da silah bilem vardı.
Son kavga vesilesiyle yalnızca “deniz ortasındaki gemileri” değil, Esad’a dair daha önceki rezervlerini de yaktıkları anlaşılan cemaatin medyası haberi elbette atlamadı. Hatta anadillerinin yanı sıra, Türkçe Olimpiyatlarındaki rekorlarını egale eden bir deparla anında haberi İngilizce olarak da dünyaya geçtiler. Böylece, muhtemelen o sıralarda Esad’ın iki gün önce yaptığı Türkiye hakkındaki şikâyeti değerlendiren BM yetkilileri de “bihaber” kalmamış oldu. Tabii ki, yine iki gün önce “İHH’nın İsrail için tehlikeli olduğunu ve engellenmesi gerektiğini” söyleyen Liberman da…
Elbette mevzu, twitter’da da yankı buldu.  Bölge hakkındaki en az dört yanlışlı yazılarından okurun bir doğru çıkartmasına alışmış gazeteciler skandalı “anlayana” deruniliğinde takipçilerine duyurdular. “Kesin spor amaçlı silahlardır” şeklinde komiklikler şakalar da birbirini izledi.
TIR'ın İHH’ya ait olmadığı ortaya çıkıp, ortalığı bulandıran CHP’li vekil de özür dileyince, derman, sınır devriyesi gazetecilerin çaresizliğini RT'de arandı.  
“İhbar yanlış çıkarsa, bu seferlik yanlış çıkmış olur. Geçmişin garantisi olmaz…”
Sizin de aklınıza,Irak’ta kimyasal silah çıkmayınca Carl Sagan’ın mantığına sığınan ABD yönetiminin “kanıtın yokluğu yokluğun değildir” safsataları geldi değil mi? E hedefi bir olan akılların yolları niye farklı olsun ki?
Tüm bu gazetecilik ve insanlık skandalının ardından dün de ortalıkta “TIR'ın içinde ne olduğunu öğrenemedik ama” diye geziniyorlardı. “Önceki gece öyle demiyordunuz, çok emindiniz ama” hatırlatmaları eşliğinde, “ilk dakikadan manipülasyonlarla gerçeğin üstünü örten sizden başkası mıydı” diye sormak hakkımız değil mi şimdi?
Yaa, mevzuun bir de gazetecilikten, siyasetten öte tarafı var değil mi? İzninizle tüm “giysilerimden” sıyrılıpSuriyeli mülteci çocukların lokmasını “hey dostum, benim vergim nereye harcanıyor” diye sayan peşin satıcılara pek çok Türkiyelinin paylaştığına inandığım ibranamemi tekrar edeceğim.
Bu durumda paranın lafını bile edilmez ama; hükümet, en azından benim ödediğim ve ödeyeceğim vergileri mültecilere, kadınlara, çocuklara, yoksullara, kısacası dezavantajlı, mağdur ve muhtaç kim varsa bonkörce harcayabilir.
 Bu eşitsiz savaşta diktatörün katlettiği, aç bıraktığı, işkence ettiği mazlum Suriyelilere "içeriği ne olursa" yardım götüren tüm enternasyonalist kafilelerin yolu açık olsun.
Türkiye
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim