1. HABERLER

  2. HABER

  3. GÜNDEM

  4. Erdoğan’dan İran, Suriye ve IKBY Değerlendirmeleri
Erdoğan’dan İran, Suriye ve IKBY Değerlendirmeleri

Erdoğan’dan İran, Suriye ve IKBY Değerlendirmeleri

İran dönüşü gazetecilere konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem İran’daki temaslarının mahiyetini anlattı hem de IKBY’deki gelişmeler üzerine değerlendirmeler yaptı.

A+A-

Erdoğan’ın İran dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamalar hem bu ilişkiye yüklenen anlamın ilk elden beyanı hükmünde hem de IKBY referandumuyla ilgili Türkiye’nin tutumunda bir değişme olup olmayacağının işaretlerini sunmakta.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran dönüşü gazetecilerin sorularına verdiği cevapların konuyla ilgili kısımları şöyle:

Bugün malum İran İslam Cumhuriyeti Devlet Başkanı Sayın Hasan Ruhani’nin daveti üzerine 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı için Tahran’daydık. Ziyaretimizi tamamladık. Sayın Ruhani’yi ikinci kez seçilmesi nedeniyle tekrar tebrik etme imkanı bulduk, çok daha güçlenerek geldi. Avantajları var, ikili ilişkilerimizi geliştirme, genişletme düşüncesiyle değerlendirmeler yaptık.

Siyasi alanda bölgedeki gelişmeler gündemimizi işgal ediyor, gerek Suriye gerek Irak, üzerinde ısrarla durduğumuz hususlardır. Bunun yanında Yemen, Arakan hususlarını da görüşme fırsatı bulduk.Askeri olarak savunma sanayiinde neler yapılabilir görüşme imkanımız oldu.Yetkili her bakanımız muhataplarıyla ilgili konuları görüşme imkanı buldular.

Örneğin Kültür ve Turizm Bakanlarımız turizm alanında neler yapabiliriz, onları konuştular.Turizm konusunda İran’da nasıl yatırım yapılabileceği konusu da konuşuldu. Iran medeniyetin beşiği, şehirlerinde nasıl yatırımlar yapılabilir, bunlara da baktık.

Türkiye’den haftada 75 uçak İran’a uçuş yapıyor, hava trafiği o denli yoğun.

İRAN'DA DÖRT ANLAŞMA İMZALADIK

Bunların birincisi, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız ile İran Maliye Bakanlığı arasındaki mutabakat zabtıdır.Ikincisi, Merkez Bankamız ile İran Merkez Bankası arasındaki mutabakat zabtı. Buradaki hedefimiz yerli paraya geçmek. Yerli paraya geçmek suretiyle, alışverişlerimizi Türk lirasıyla ve İran dinarıyla yapalım, böylece piyasalarımızı dolar baskısından kur baskısından kurtaralım istiyoruz. Bir diğer konu da tabi bizim Merkez Bankası ile İran Merkez Bankası’nın koordinesinde bankalarımızın İran’da şube açmaları hususudur. Bizim bankalarımızın maalesef İran’da şubeleri yok. Bunun üzerinde ısrarla durduk.

Üçüncü anlaşma, TRT ile İran yayın kurumu arasındaki mutabakat zabtıdır. Bu konuda gerek İran’ın gerekse bizim imkanlarımızın takas yoluyla işbirliğinin geliştirilmesi söz konusu.Dördüncüsü Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile İran’ın Milli Kütüphanesi ve Arşivleri arasında arşivler arasında işbirliği programı. Bunun da adımını atma kararı aldık.

Ticari taşımacılıkla, gümrük engellerini görüşme imkanımız oldu. Gürbulak gibi sınırlarımızda araçlar ciddi sıkıntı çekiyordu. Esendere ve Van’da kapı çalışmamız var.Gürbulak’ın 24 saat açık kalması konusunda mutabakat sağladık. Bakanlarımıza talimatlarımızı verdik.

Savunma sanayiine yönelikse tabi İran’ın kendine yönelik üretimleri var, bizim de kendimize yönelik bir çok alanda üretimimiz var, zırhlılar gibi. Bu konularda karşılıklı görüşmelerimiz oldu. Ürünlerden hangisine kimin ihtiyacı varsa alma yönünde kararımız var.

Savunma sanayiine yönelik de onların ürünlerimize yönelik methiyeleri oldu, duymuşlar, çalışacaklar. Turizmde 2016’da İran’dan 1 milyon 650 bin kişi ülkemizi ziyaret etti. Bu turistlerin harcama kapasitesi de yüksek.

Bizden İran’a ziyaret yapanların sayısı ise 243 bin.Bölgesel sorunlar noktasında Irak ve Suriye’yi konuştuk.

Astana sürecine yönelik atılan adımlardan sonra çatışmasızlık bölgesi oluşturuluyor.Üçlü mekanizma çalışıyor. Biz rejimi muhatap almıyoruz. Türkiye, Rusya, İran olarak görüşüyoruz. Bir olumsuzluğa uğramadan bu süreci korumak istiyoruz. Ama maalesef son zamanlarda bazı olaylar meydana geldi. Bir hastane bombalandı, ılımlı muhaliflerden ölenler oldu. 40 kişi hayatını kaybetti. Ayrıca Deyrizor’da Bir Rus korgeneralin hayatını kaybetmesiyle olaylar yaşandı. Bu durum, puslu havayı sevenleri memmun eder. Değişik yerlerde değişik şeyler yaparlar.İstihbarat birimlerimiz şu anda koordineli çalışmaya devam ediyor.

IRAK'TAKİ SON GELİŞMELERİ GÖRÜŞTÜK

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) aldığı kararı, üçlü mekanizma ile görüşme konusunda mutabık kaldık.Bizim Genelkurmay Başkanımız Irak ve İran genelkurmay başkanları ile birlikte çalışıyor.Zaten Genelkurmay Başkanımız 2 gün önce İran’a geldi. Yine aynı şekilde MİT Müsteşarımız da burayla koordine içinde.Bu referandumun sarhoşluğu içerisinde olan IKBY, ne yaptığının, nasıl adım attığının farkında değil. Etrafı adeta kuşatılmış olan Kuzey Irak yerel yönetiminin, neye dayanarak, neye güvenerek böyle bir tavır aldığını anlamak mümkün değil.

Fotoğrafa bakıyorsunuz, sağında eski fransız bakan Bernard Kouchner'i, solunda Fransız yazar Bernard Henry-Levy. Herhalde bunlardan alıyor gücü. Ama attıkları adım, bir netice değildir. Şimdi bir sebep üzerinde yürüyor, netice ne olacak bu ayrı bir konu.

İran şu anda bir kararlı bir tavır sergiliyor. Aynı şekilde bizim de kararlılığımız var. Irak’taki merkezi hükümetin de bir kararlılığı var ve IKBY’nin yaptığını meşru kabul etmiyor; adımlarını da ona göre atıyorlar.

Biz, gerek İran tarafını gerek Suriye tarafını kullanarak, Bağdat’a biz mümkün olduğunca taşımacılığımızı yapacağız. Yani Kuzey Irak’ın güneyine taşımacılığımızı yapacağız. Tabii bu tür dönemlerin, şüphesiz faturaları da olur.

Tabi şu var, bu adamın attığı adım, aslında Kürtlerin geleceğini kurtarmaya yönelik bir adım değildir. Tamamen hesabi bir adımdır. (Barzani’nin açıklamalarını kastederek) “16 yaşındayken ben bu hesabın peşindeydim. Şimdi işi bitirdim. Şimdi huzurla gidebilirim’ diyebilecek kadar devlet yönetiminden uzak biridir kendisi. Ama, öyle rastgele ben yaptım oldu mantığı ile bu iş yürümez

Biz İran ve Türkiye olarak Irak merkezi yönetimiyle de koordineli olarak bu ilişkileri yürüteceğiz. Burada, netice olayını asla onun lehine sonuçlanmasını düşünemeyiz, kabullenemeyiz.

Burada Kerkük meselesi önemli. Malum Türkmen kardeşlerimiz var, onların haklarını korumak önemli. Aynı şekilde Musul’da Araplar var, kısmen Türkmenler var, Ezidiler var, Keldaniler, Asuriler var.

Bizler o bölgede Kürt, Arap, Türkmen, diğer kabileler ve ırkların, ayrıca Şia, Sünni gibi mezheplerin adeta birbirine girdikleri, birbirlerine düştükleri bir durum olsun istemiyoruz. Tam tersine biz Irak’ın toprak bütünlüğü korunsun, buna saygı gösterilsin istiyoruz. Bu meselede sadece Türkiye, İran ve Irak merkezi hükümetinin değil, aynı zamanda IKBY’nin de sorumlulukları var.

IKYB, orada yaşayan halkı bu tür bir sorunla karşı karşıya bırakmamalıydı. Orada, dört tarafı kapalı bir alanda, yarın imkansızlıklar arasında kalacak olan insanların hali ne olacak? O referanduma kapıyı açanlar, olacakların bedelini de elbette ödemek durumunda kalacaklardır.

O fotoğrafta onunla beraber poz verenlerin hiç biri Katalonya’yla ilgili herhangi bir açıklama yapmadılar. Katalonya’yla ilgili bir açıklama yok ama Kuzey Irak olunca var. Orda Müslümanlar olduğu için böyle bir adımı atmaya kalkabiliyorlar. Temenni ederim ki onlar emellerine ulaşamayacaklar, tam tersine orada hak hakim olacaktır.

Tahran’da son olarak da Ayetulllah Hamaney ile kapsamlı bir görüşme yaptık. İran’ın kararlı bir tutum içerisinde olduğunu gördüm.

Ayrıca Tahran’daki görüşmelerin ardından, bir ortak bildiri yayınlanması da önemliydi.

Basın toplantısında İran Cumhurbaşkanı ile son derece olumlu görüntü vardı, karşılıklı güven tesis ediliyor mu? İran ile Türkiye’nin zaman zaman bölgesel etki alanları ve mezhep konularında karşı karşıya geldiğini biliyoruz.

Şu anda en önemli izlenim, Türkiye ve İran, dayanışma içerisinde bu bölgede belirleyici güç olmalı. 10 milyar dolarlık ticaret hacminin yeterli olmadığını, bunun 30 milyar dolara çıkması gerekliliği üzerinde durduk. 80 milyon nüfus bizde var, 80 milyon da onlarda...

Türkiye ve İran, mezhebi farklılıkları olsa da, aynı esasen aynı değerlerin sahibi olan iki ülkedir. Aslında Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana aramızda hiç bir ciddi sorun yaşanmamıştır. Zaman zaman görüş farklılıkları olsa da, ciddi bir sıkıntı yok. Bundan sonraki süreçte de İran ile olan ikili münasebetlerimizi çok daha iyi noktaya çekmemiz lazım. Bunun için 30 milyar dolarlık hedefe bir an önce ulaşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Neticede ne olacak? Türkiye ne bekliyor?

Netice, Barzani ve avanesi bu işten vazgeçekler. Zaten yaptıkları işin hiç bir hukuki zemini yok. Uluslararası hukuka zaten aykırı. Ferderal parlamentodan bunu geçmesi lazım; bunun federal parlamentodan onay alamayacağı da zaten kesin. Irak merkezi hükümeti buru resmen açıkladı da. Irak Anayasa Mahkemesi de referandum kararını askıya almış, bunun durdurulması gerektiğine hükmetmişti. Hani meşhur bir söz vardır ya: Makaram sarı bağlar kız söyler gelin oynar.. Bunların hali bu.

IKBY’nin geri adım atması için Türkiye’nin belirlediği bir süre, bir takvim var mı?

Biz yol haritamıza devam edeceğiz. Bu çerçevede ilgili bakanlarımız, ilgili birimlerimiz çalışmalarını, görüşmelerini sürdürüyorlar.

Kuzey Irak’tan bir yumuşama sinyali alıyor musunuz?

Henüz öyle bir şey almadık.

Alt seviyede olsa IKYB ile bir temas var mı?

Şimdi bizim o tür bir temas gayretimiz yanlış olur.

Peki, onlardan bir temas talebi var mı?

Onlardan talebin hangi seviyede geleceği önemli.

Barzani hangi adımı atarsa, ne yaparsa Türkiye’yi tatmin eder?

Çekilecek bu işten. Referandumu iptal edecek. Zaten yapılan işin bir geçerliliği de yok... Mesela, durumu koşulları tamamen farklı olan Kosova’nın durumuna bakın. Kosova, şu anda 114 ülke tanınmasına rağmen, hala ‘Devletim’ diyemiyor. Kaldı ki Kosova’yı ilk tanıyan ülke ABD, ikinci ülke de saniye farkıyla Türkiye olmuştur. Buna rağmen halen ‘Devletim’ diyemiyorlar. IKYB’nin yaptığı işe ise İsrail dışında kimseden destek bile yok. Dolayısıyla kendisinin bu işi bitirmesi lazım, başka çaresi yok. Aksi halde, belli bir takvim içerisinde adımları atmak durumunda kalacağız.

Suriye’yi de içine alan stratejik işbirliği olabilir mi?

Rusya Devlet Başkanı Putin Türkiye’deydi. Üçlü mekanizmayı nasıl çalıştıracağımızı görüştük. Bu konuda yol haritamız var. Önümüzdeki günlerde ilgili birimlerimizin nasıl adımlar attığını göreceksiniz. Çatışmasızlık bölgesinin sınırları konusunda, içerde ve dışarda, görev paylaşımı yapıldı. Dışarıyı Rusya, içeriyi Türkiye güvence altına alacak. Böylece oradaki insanların huzurunu temin için adımlar atılacak. Cerablus’ta Rai’de bunu nasıl başardıysak, oraya 100 bin insan geri döndüyse, aynı adımlar İdlip’te de atılacak. TSK İdlip sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak.

Sözünü ettiğiniz yazarlardan biri, bölgedeki Kürtlerin İsrail’in 1948’deki durumunu yaşadıklarını iddia ediyordu. Dolayısıyla uzun vadede sınırımızda bir İsrail türü bir proje söz konusu olabilir mi?

Biz ne dedik daha önce? Güneyimizde bir terör koridoru oluşturmayacağız! Biz, devlet olarak, orada bir terör koridoru oluşturulmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunun ilki Suriye’nin kuzeyi.. Bunu biz ABD’ye de söyledik. Sayın Trump’la açık net konuştuk. Güneyimizde öyle bir şey olursa kesin müdahale ederiz dedik. Şu anda aynı şey Kuzey Irak için de geçerlidir. Dolayısıyla aklını başına alıp bu sevdadan vaz geçecek. Oradaki yerel yönetim ne oldu da böyle bir şeyin içine girdi? Muhtemelen, verdiler gazı o da bu yola girdi.

Kerkük meselesi referandumda tahrik meselesi oldu. Barzani’nin orayı ziyaret etmesi böyle değerlendirildi. Kriz Kerkük odaklı bir zemine çekilmek mi isteniyor?

Kerkük çok hassas. IKYB de malum, genelde, Kerkük’le ilgili olarak burası benim havası oluşturmak istedi. Halbuki oralar özellikli bölgelerdir. Dolayısıyla, orada hiç kimse, ‘Burası benimdir’ havasına giremez. Orada bir defa Türkmenler var, tarihine baktığımızda burada Türkmenlerin geçmişe yönelik çok ciddi sahiplenme hakkı var. Fakat biz o veya bunun şeysi derdinde değiliz. Biz diyoruz ki: Orada kimler yaşıyorsa biz onların hukukunu koruyalım. Ama iyi biliyoruz ki Kürtlerin orada hiç bir hukuku yok. Onlar aslında şu anda orada işgalci konumundalar. Ellerinde güç var, o gücü kullanarak Kerkük’e hep girme gayreti içinde oldular. Ama şu anda merkezi yönetim Kerkük’e yönelik gerekli adımları atacak. Irak, İran’la görüşmelerimiz sürüyor. Atılması gereken adımlar neyse atılacak. Kerkük için de atacağız, Musul için de atacağız. Biz oralarda yaşayanların, oraların gerçek sahiplerinin yanında olacağız.

Mevcut ortamdan istifadeyle, Irak merkezi yönetimiyle de konuşmak suretiyle, terörle mücadele açısından sınırı taşıma konusu gündeme gelebilir mi? Daha kontrol edilebilir hale gelmesi için, sınırın dağların öbür tarafına uzatılması gündeme gelebilir mi?

Biz şu anda mevcut sınırların korunması gayreti içindeyiz. Bizim başkalarının toprağında gözümüz yoktur. Biz bu ülkelerin toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Kim nerede oturuyorsa, orada huzur içinde yaşasın istiyoruz. Olay budur.

HABERE YORUM KAT

4 Yorum