'Erdoğan 3 Eylül'de Diyarbakır'a ne diyecek?'

20.08.2010 09:49

Murat Yetkin

DTP kapatılıp Aysel Tuğluk ile birlikte siyasetten yasaklandıkta sonra Ahmet Türk, yine Tuğluk ile birlikte Demokratik Toplum Kongresi’nin başına geçti.
Bu Kongre 20 Haziran’da başlayan bir süreçte BDP’li belediyeler için ‘demokratik özerklik’ kararı almış, en son 7-8 Ağustos tarihlerinde de ‘çifte ateşkes’ çağrısında bulunarak PKK’nın ‘eylemsizlik’ kararı almasına giden yolu açmıştı. (O tarihten bu yana ne PKK eylemi ne de önemli bir askeri operasyon haberi geldi.)
Gerçi (avukatlarının ‘İmralı’ya tekne yoksa ateşkes de yok’ uyarısı altında) Öcalan, ‘12 Eylül halkoylamasını son tarih alsaydınız daha iyi olurdu’ dedi, ama ateşkesi onayladı. Onaylarken de bir pazarlığı ortaya döktü: PKK ve yasal yüzü BDP, Anayasa değişiklik paketinde Kürt kimliğine yönelik bir şey olmadığını öne sürerek boykot kararı almıştı. Ancak hükümet taleplerini yerine getirirse ki bunun için son güne, 11 Eylül’e dek bekleriz diyordu Öcalan, karar değişebilirdi.
BDP’liler bunu açtı, dünkü Radikal’de Yurdagül Şimşek’in haberinden okumuş olabilirsiniz, halkoylamasında AK Parti safında ‘evet’ demek için bazı koşullar öne sürdüler. Bunların etnik kimlik hassasiyeti olan bir Anayasa ve yüzde 10 barajı gibi bazıları Meclis’in toplanmasını gerektiriyordu. O arada PKK’nın Kandil’deki fiili lideri Murat Karayılan’ın ‘Devletle görüştük ateşi kestik’ demesi ve yine referanduma atıfta bulunması, PKK ile ‘evet’ pazarlığı mı yapıldığı sorularına yol açtı. 

Pazarlıkta bir tarih: 3 Eylül
Ahmet Türk, ortada bir pazarlık ve temas olup olmadığına cevap verebilecek birkaç kişiden biri idi ve ona dün telefonla sorma fırsatım oldu.
Karayılan’ın sözünü ettiği görüşme konusunda ‘Kendisinde böyle bir bilginin olmadığını’ söyledi.
Adının mutlaka pazarlık konulması gerekmiyor. İlginçtir, hükümetin PKK ile müzakere içinde olduğu haberlernii dün hükümetl, AK Parti tarafından altında isim olmayan bir yazılı açıklama ile yalanlandı. Belki hükümetten kimse sonradan doğruyu söylememiş olmak konumuna düşmek istemiyor, anlaşılabilir bir durum.
Ama Türk, gayet anlaşılabilir söylüyor. Aktarıyorum:
* “Tabii ki çok kişi 12 Eylül mağduru. 12 Eylül’den en çok mağdur olanlar da Kürtler. Ama bu Anayasa paketinde Kürtlerle bir şey yok.”
* “Biz hükümetten Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılmasının; yüzde 10 seçim barajının düşürülmesinin, Anayasa’nın (vatandaşlık, Türklük tanımı-MY) 66’ncı maddesinin değiştirilmesinin de referandum kapsamına alınmasını istedik.”
* “Bunların hiç biri yerine getirilmedi. Dolayısıyla bu şekliyle ‘evet’ mi çıkmış, ‘hayır’ mı çıkmış, bizim için önemi yok. Kan dökülmesi duracak mı? Bu önemli...”
* “Şimdi önümüzde 20 gün kadar sürede 12 Eylül’e kadar Meclis’in toplanması zor olabilir. Ama taleplerin yerine getirileceğine dair inandırıcı sözler verilebilir. Bizce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eylülde Diyarbakır’da yapacağı açıklanan konuşma bir fırsattır.”

Ya boykot, ya evet
Ahmet Türk, BDP’nin boykot kararını ‘evet’e çevirmek, ya da aynı anlama gelmek üzere seçmeni serbest bırakmak için 3 Eylül’de Başbakan Erdoğan’dan Diyarbakır’da ne duymak istedikleri de şöyle anlatıyor:
* “Erdoğan 3 Eylül’de Diyarbakır’a ne diyecek?
20 gün içinde atılacak adımlar gerçi vardır. Allah’tan korkun; herkes Ergenekon yargılamasının geciktiğini yazıyor, ama KCK sanıklarını yazan yok. Bazı arkadaşlarımız bir buçuk yıldır içeride mahkemeye çıkarılmadan bekliyor. Bunların serbest bırakılmasını istiyoruz.”
* “Bir de Başbakan yüzde 10 barajının düşürülmesi, Anayasa’nın demokratikleştirilmesi için referandum sonrasına söz verecek mi? Bir takvim açıklayacak mı? Çünkü böyle bir açıklama 20 Eylül takviminin uzamasını sağlayabilir. Sonra silahların bırakılması meselesi var. Bu neden BM kontrolünde yapılmasın?”
* (‘Başbakan böyle bir açıklama yaparsa referandum kararınız değişir mi?’ sorusu üzerine) “Bütün bunları şeffaf bir şekilde halka açıklandığını duymak isteriz. Bunlar olursa, partimiz karar verecek. O karar ya boykota devam, ya da ‘evet’ olur. Ben de o parti kararına uyarım. Biz devletin 30 yıldır denediği yöntemleri çözüm getirmediğine inanıyoruz. Tabii ki bir ay içinde bir şey çözülmez, ama nasıl çözüleceği ortaya konulabilir.”
Ahmet Türk’ün sözleri böyle... Erdoğan 3 Eylül’de Diyarbakır’da yüzde 10 barajının düşürüleceği, bir dahaki Anayasa’da Türk vatandaşı tanımının değiştirileceği sözü verecek mi? O zamana dek, PKK tutukluları (bakarsınız onlarla birlikte bazı Ergenekon tutukluları da) serbest bırakılır mı?
Erdoğan bütün bunları 2011 seçimlerine bir yıldan az zaman kalmışken yapar mı? Yoksa ‘Yüzde 60’ inadından vazgeçip, madem ‘net olarak evet’ yüzde 50 küsurla yetinip, 3 Eylül’de somut olmayan vaatlerle bir ‘Nurlu ufuklar’ konuşması mı yapar? Görmek için fazla beklemeyeceğiz.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim