CHP'nin boş hayali!

01.02.2011 00:05

Erhan Başyurt

Ortadoğu'daki dikta rejimleri en zor dönemlerini yaşıyor.

Tunus'ta başarıya ulaşan isyan, Mısır'da Mübarek karşıtlarını da tetikledi.

Mübarek yönetimi de devrilirse, bu rüzgârın benzer yönetim yapılarına sahip Libya, Ürdün, Sudan, Cezayir, Suriye ve Yemen'i de etkilemesi mümkün.

Ancak her nedense bazıları Ortadoğu'daki bu dalganın, Türkiye'de de "sokak direnişi" şeklinde hissedileceğinin hayalini kuruyor.

"Sapla samanı karıştırmak" bu olsa gerek.

Bir kere Tunus ve Mısır'da ayaklanmalar, demokratik haklar, özgürlük ve refahı artırmak için.

Demokrasi geleneği ve seçimle lider değiştirme geleneği olmayan bu ülkeler, oylarının kıymetine sahip çıkmaya çalışan gayrimemnunlar tarafından sarsılıyor.

Biraz daha açmakta fayda var.

Mısır lideri Mübarek, 1981'den bu yana devlet başkanı.

1987, 1993, 1999'da tek aday olarak seçimlere girdi.

Tabii ki, halkının büyük desteğini aldı!

2005'te artan baskılar nedeniyle çok adaya izin verdi.

Ancak sadece Ayman Nur'un rakibi olmasına müsaade etti.

Onu da seçim çalışması yapamaması için perişan hale getirdi.

Seçimlerin hemen ardından da tutukladı.

ABD başta Batılı liderlerin baskısı ile bıraktı.

Biraz daha detaya girelim.

Mısır, tek parti egemenliğinde bir siyasi yapıya sahip...

Mübarek'in partisi NDP, bütün seçimlerin açık ara galibi.

En son Kasım 2010'da yapılan parlamento seçimlerine bakalım.

Toplam 518 vekil koltuğunun 500'ünü NDP kazandı!

Bütün bu seçimlerde Müslüman Kardeşler'in yasaklı olduğunu hatırlatmaya gerek yok.

O kadar ki bağımsız aday olanlarına bile tırpan vuruldu.

Hemen her seçim öncesinde olduğu gibi bir tutuklanma dalgası da yaşandı.

Mesela son seçimlerde bu sayı bin 200'ü aştı.

Daha iyi fikir vermesi açısından 2007 yerel seçimlerine de bakmakta fayda var.

Toplam 52 bin koltuk için muhalefet adayları sudan bahanelerle elendiğinden, 43 binine NDP adayları tek başlarına yarışa girdi.

Geri kalanın önemli bölümünü de NDP aldı.

Boşalan koltukların yüzde 99'u iktidar partisinin oldu.

Hal böyle olunca seçimlerden halkın umudu da neredeyse sıfırlara iniyor.

2005'teki başkanlık seçimine katılım oranı yüzde 25'ti.

2007 yerel seçimine katılım yüzde 27, Kasım 2010 parlamento seçimine katılım da yüzde 35 olarak gerçekleşti.

Tekrar hatırlatmakta fayda var.

Ne Tunus ne de Mısır, demokratik ülke standartlarında olmadıkları için bugüne kadar tek bir liderlerini bile sandıkta değiştiremediler.

Özellikle Mısır'da yoksulluk da ön plana çıkıyor.

Neredeyse halkın yarısı ayda 100 doların altında bir parayla geçiniyor.

Başkent Kahire'de bir milyonu aşkın insan mezar evlerde yaşıyor.

Hal böyle olunca bir sosyal patlamanın zemini fazlasıyla hazırlanmış oluyor.

Halkın önünden seçim sandığı alınınca, geriye sokağın gücü kalıyor.

31 yıl sonra da olsa fırsatı kaçırmak istemediler.

Yoksa Mısır'da bu yıl içerisinde devlet başkanlığı seçimleri de yapılması gerekiyordu.

Halk sandık yoluyla lideri değiştiremeyeceğini bildiği için öfke sokağa taştı.

Mısır ve Tunus'taki sokak gösterilerini Türkiye'ye taşımak arzusu ve beklentisinde olanlar açıkça yanılıyor.

Ne demokrasi kültürümüz ne de ekonomik altyapılarımız benzemiyor.

Türkiye'de son genel seçimlere katılım yüzde 80 civarındaydı.

Seçmen parlamentoyu da yerel yöneticilerini de cumhurbaşkanını da özgür iradesi ile belirleyebiliyor.

Demokrasilerde sandık zaten bunun için var.

Kimse Tunus ve Mısır üzerinden boş hayallere kapılmasın.

Halka sunacak projeleri olmayanlar, tahrik yoluyla da sandıkta sonucu değiştirmezler.

Demokrasinin güzelliği sokakta değil, sandıkta saklı.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim