Bir JİTEM masalı

11.07.2011 15:22

Demiray Oral

 “Bir varmııış bir yokmuuş... Memleketin birinin Güneydoğu’sunda JİTEM adında bir canavar yaşarmış. Karnı bir türlü doymazmış bu canavarın. Binlerce insanı yemiş de, bana mısın dememiş. Devlet yetkilileri işlenen her cinayetten, kaybolan her insandan sonra ‘Öyle bir canavar yok’ der başka da bir şey demezmiş. Canavar da insanları ham yapmaya devam edermiş. Aslında bu canavarı yaratan devletin kendisiymiş. Sebebi de orada yaşayan vatandaşlarından korkmasıymış. Fakat anlatılanlara bakılırsa canavar bir süre sonra tamamen kontrolden çıkmış ve...”

Bu korkunç masal tamamıyla gerçek olaylardan alınmıştır ve devamını zaten herkes biliyor. Fakat sonunun nasıl yazılacağı hâlâ meçhul... Çünkü devlet hâlâ kendi yarattığı canavarın gerçekten bir masal olduğunda ısrarlı. Devletin emniyet-istihbarat kurumlarına bakılırsa tıpkı masallardaki gibi,JİTEM var ama yok...

Özel yetkili bir savcının başlattığı soruşturma sayesinde öğrendik ki, “JİTEM adlı oluşum, İçişleri Bakanlığı’nın onayı olmadan ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşü alınmadan Jandarma Genel Komutanlığı’nın kendi inisiyatifiyle” kurulmuş.

Nasıl yani diye sormayın lütfen, işte öyle... Eğer zamanında İçişleri Bakanlığı’nın onayı istenseydi, bakanlık kesinlikle buna onay vermezdi! Keza Genelkurmay Başkanlığı’nın da görüşü sorulsaydı, mutlaka olumsuz görüş belirtirlerdi.

Ama kimse onlara sormamış ki... İşleyiş olarak İçişleri’ne bağlı olan, kurumsal olarak da Genelkurmay’ın bünyesinde yer alan Jandarma Komutanlığı kendi başına karar verip, “Yürü JİTEM, kim tutar seni” demiş.

Şimdi burada herkesin bildiği ama bilmezden geldiği bir gerçeği yeniden ispatlamaya çalışıp, JİTEMbelgeleri filan döktürecek değilim.

Ne resmî belgelere yansıyan içinde JİTEM’in de yer aldığı istihbarat savaşlarından söz edeceğim, ne de bu canavarın kurucusu olduğunu söyleyen emekli albayın mahkemedeki ifadesinde “JİTEM ile GÖTEM birbirine girdi, bölgedeki istihbarat kesildi” demesinden. Sadece şunu merak ediyorum: MisalTeoman Koman diye biri var mı yok mu? Yoksa o da JİTEM misali “var ama yok” kıvamında bir masal kahramanı mı? Mesela şöyle denebilir mi onun için de: “Teoman Koman, İçişleri Bakanlığı’nın onayı olmadan ve Genelkurmay’ın görüşü alınmadan Jandarma Komutanlığı’nın inisiyatifiyle var olmuş biridir.

Valla aklıma yattı bu açıklama. Böylece zamanında tüm çabasına karşın Susurluk Komisyonu’nun neden Koman’ın ifadesini bir türlü alamadığını da kavramış oluruz.

Neticede var ama yok öyle biri!

 


CHP’liler o andı bir dikişte içer

Elimde olmayan sebeplerle yayınıma ara vermeyip, cumartesi günkü yazımı yazabilseydim diyecektim ki, “48 saat içinde bu kriz biter, CHP’liler pazartesi günü antlarını bir dikişte içer”.

Cuma sabahı gazeteleri okuyup içimden böyle dediğimde daha ortada kriz sökücü niyetine yaratılan“deklarasyon” formülü filan yoktu.

Ama birkaç gazetede şu haber vardı: “Kılıçdaroğlu, Çiçek ile yaptığı görüşmede ‘Kriz çözülene kadar milletvekili maaşları yatırılmasın’ dedi.

Arkadaşlarıma yukarıdaki tezimi söylediğimde, “yapma artık, o kadar da değil” yollu tepkiler aldım.

Böyle düşünen herkese hatırlatırım: Meclis’in açıldığı gün ile bugün arasında Haberal ve Balbay’ın tahliye olmaları açısından en ufak bir fark yok. Ortada CHP’nin ilk başta istediği gibi bir yasa teklifiyok, daha sonra istediği tuhaf teminat da yok. Hiçbir şey yok. Tehlikeye giren maaşlardan başka...

Bu tehlikeden kurtulmanın tek yolu da bir an önce “namusum ve şerefim üzerine...” diyerek o andı kafaya dikmek.


Haftanın unutulmazları

Geçtiğimiz haftanın “unutulmaz lafları” listesinde ilk sırada gazeteci Melih Aşık var. Aşık, pazar günü Milliyet’teki köşesinde “teröre taviz vere vere ülkenin nasıl bölünmeye gideceğini” anlattığı yazısındaki şu ifadesiyle haftayı lider kapatmasını bildi: Terörün yükselmesi iktidarın da işine geliyor. Böylece seçmen tabanı yumuşuyor, hükümetin taviz vermesi kolaylaşıyor.

Listemizin ikinci basamağında gayrımüslimleri hedef alan Kafes Eylem Planı davasında yargılananTuğamiral Mehmet Fatih Ilgar var. Ilgar savunmasında şöyle dedi: Aylardır kimimiz tutuklu, kimimiz tutuksuz yargılanıyoruz. Türk askeriyiz. Gâvur değiliz (...) Burada azınlıklara eylem yapacak, çocuklara bomba atacak yaftasıyla oturmak devletin bir amirali olarak beni çok rahatsız ediyor.

Ve üçüncü sırada, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nin açılışına katılanBaşbakan Erdoğan’ın söylediği derin felsefi sözler var: İnsanı insan yapan değerlerin olmadığı bir dünyada atomlara hükmetmenin bir anlamı yok.

TARAF 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim