HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Kevser Çakır
Derisini Beyazlatırken Ruhu Kararan Adamın Ölümü
08 Temmuz 2009 Çarşamba
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 

Geçtiğimiz günlerde Michael Jackson’ın ani ölümü çokça gündem oldu. Jackson vesilesiyle insanlığın en mukadder, en mümkün gerçekliğiyle yani ölüm gerçeğiyle bir kez daha karşı karşıya kaldık. Günümüz dünyasında modern insan, yaşam ile ölüm arasında zamanın uzadığını düşünüyor ya da böyle vehmediyor. Bu yüzden olsa gerek, insanların zihinlerinde yaşamı merkeze alan, dünyayı tek gerçeklik olarak varsayan bir yaklaşım oluşmuş durumda. Modern insan ölümle hiç karşılaşmak istemiyor. Sonsuza kadar yaşayamayacağını da bilen bu mantık, yaşamının olabildiğince uzun olması için elinden geleni yapıyor. Yaşarken de genç kalmayı amaçlıyor. Onun için güzellik, gençlik merkezleri gibi kurumlar bu düşüncelerin üzerine bina ediliyor.

Michael Jackson’ın ölümünü de sanırım bu çerçevede düşünmek gerek. Çağdaş putperestliğin ikonu hiç beklenmedik ve istenmedik bir şekilde, hem de erken bir ölümle dünyadan ayrıldı. Bu durum Jackson’ın tabiileri açısından sarsıcı bir hadise oldu. Çünkü Michael Jackson modern kurgunun en büyük idollerinden biriydi. O, popun ilahı ve imaj sanayinin ürettiği bir modeldi. Madonna nasıl bir rol model olarak piyasaya sürülmüşse, Michael Jackson da gençliğin, geniş kitlelerin tüketimine sunulmuştu.

Jackson yığınlar için üretilmiş imajların ezilen sınıfların/ hakir görülen toplulukların, renklerin, ırkların ezilmişlik kompleksini aşmak için gösterdikleri çabanın ve kendilerine dayatılan imajı kabul etmenin en müşahhas örneğidir. Jackson’ın 1980’lerde iyi bir çıkış yapmasının arkasında belediye otobüslerinde tahammül edilmeyen rengini var etme hırsı olabilir. Fakat pop dünyasında ismini duyurduktan sonra, “ne kadar beyazlarsan, o kadar yücelirsin, popüler olursun” denklemiyle karşı karşıya kaldığı ve bu yüzden olsa gerek, popülaritesinin artışını bu denkleme bağladığını görebiliyoruz. Oysa kendi rengine yapılanın yanlışlığını ispatlamak için mücadele etmesi gerekirken, o siyah olmaktan utanarak beyazlara, egemenlere, efendilerine benzemeye çalıştı.

Müreffeh Amerikan toplumunun ölçüsüz beklentileri de, O’nun müziğinin insan cinselliğine, insanın kaba hazlarına ve zevklerine göre şekillenmesinde büyük rol oynadı. Bu beklentilerin bir sonucu olarak da, Michael Jackson’nın müziğinde dikkat çeken en temel görüntü hız, yüksek ses, kırılmalar ve harekettir. Popüler kültürün hem ticari hem de ideolojik bir ürünüdür Jackson. Bu yüzden piyasaya, sömüren- ezen zenginleri eğlendirsin, şımarıkları çoştursun ve yoksul kitleleri afyonlasın diye sürülmüştür.

Yaşamına göz attığımızda ise, Jackson’ın aslında genetiği bozulmuş, genleriyle oynanmış bir Afro-Amerikan olduğunu görürüz. Onca şan ve şöhrete rağmen haplarla sürdürülmeye çalışılan oldukça suni ve sentetik bir yaşamın da temsilcisidir O. Kendisi modern toplumun egemen kültürü tarafından esir alınmıştır. Ki bu durum Kafka’nın dönüşüm kitabını hatırlatıyor. Gregor Samsa’nın böcekleşmesi durumunda olduğu gibi kendi kültürünü ve benliğini yitirmişti Jackson. Lüks malikanesinden çıkamaz olmuştu, yalnız başına bir hayatı temsil ediyordu. Kendi fıtratına öylesine yabancılaşmış biriydi ki, pigmentleri ile oynayarak rengini değiştirmiş, onlarca ameliyata girmişti. O bu haliyle Harlem’in fakir sokaklarından lüks villalara geçen, özünden, renginden kopuk bir yalnızlığın acınası figürüdür.

Michael Jackson, yığınlar için üretilen imajların, insan fıtratını yok sayarcasına egemen olma çabasının, bir timsaliydi. Onca mal ve mülke rağmen kendi dünyasında yalnız yaşayan, tüm imkanlarına rağmen anti-depresanlarla ayakta kalabilen kendisine yabancılaşmış ve “hapı yutmuş” biriydi. Amerikan yaşam tarzını takip ve taklit eden yığınların da aynı “hap”ı yuttukları ortadadır.

Şimdi muhtemeldir ki kapitalizm, piyasada oluşan boşluğu yeni imajlar ve ilahlarla doldurmak isteyecektir. Oysa mü’min ve mü’mineler için söylenebilecek tek bir söz vardır : La ilahe illallah…

YORUMLAR
Toplam 32 Yorum
çiğdem çalış
19 Ocak 2010 Salı 12:45
Gençlige yanliş örnek
Kevser kardeşim yüreğine sağlık...Böyle bir yazi yazılması gerekiyodu,çünkü gençlik yanlış insanların peşinde ömrünü tüketiyor..M.Jackson,gençlere menfi bir numune timsalidir..Şahsi hakkında yorum yapmak istemiyorum...Ama gençlerimize ve yüreğini genç hisseden tüm insanlara sesleniyorum..Ömür sermayemiz tukenmek üzere,vakit daralmadan,son nefes gelmeden,kimleri kurtarabiliriz kimin elinden tutabliriz ahrete ne götürebilriz bunun derdinde olmalıyız..SELAMETLE...
Safa Zengin
19 Ağustos 2009 Çarşamba 12:26
Acaba hakikaten beyaz mı olmak istedi?
Saygısız etmek için bu mesajı yazmıyorum lütfen yanlış anlamayınız. M.Jackson'ın bir deri hastalığı yüzünden derisinde beyaz lekeler oluşmaya başladığı ve bununla mücadele için ilaç kullanırken insan içine çıkamaz hale geldiğine dair bir görüş dinlemiştim. Aynı görüşte bu hastalık yüzünden son çare olarak bütün derisini beyazlatmak ve en azından görüntüyü kurtararak yaşamına devam etmesi sağlanmıştı. Jackson'un bir sürü ilaç kullandığı bilinen bir gerçektir. Bu görüş bana gerçekçi geldi zira, öyle bir beyazlama hareketine keyfi olarak girmiş olsa siyahlar tarafından protesto edilir ve dışlanmaz mıydı? Ancak buna dair bir vesika görememekteyiz.

Saygılar
Musa Barlak
15 Temmuz 2009 Çarşamba 17:28
m t kardesime
Sevgili kardesim yaziyi bir daha okudum.

Ifadelerin onlara ait olduguna dair bir emare goremedim. Ilgili ifadeler yazar kardesimize/bize ait ifadeler.

Amacim insanimizin surekli kullandigi ve bizimde gayriihtiyari gunluk dilimize yerlesen bazi kavram, tamlama veya kelimelerin normal sartlarda aliskanliklardan peyda oldugunu kullanirken cokta dikkat etmedigimizi belirtmekti.

Biraz daha dikkat edersek aslinda anlam dunyalarimizda, tasavvurlarimizda hicbir karsiliginin olmadigi ve islah edilmesi gereken ifadeler kategorisinde kaldigini hatirlatmakti.

Zaten yazinin icerigi ve ana fikri konusunda yazar kardesimizle mutabigiz.

Uyariniz/ilginiz icin tesekkurler...
m t
15 Temmuz 2009 Çarşamba 09:54
onlara göre
musa barlak kardeşim ordaki ifadeler onlara göreyi kastediyor bizim için öle bişiy söz konusu bili olamaz saygılar..
Musa Barlak
13 Temmuz 2009 Pazartesi 01:56
Olum tasavvurunuz hakkinda
1- Michael Jackson’ın ani ölümü
2- hiç beklenmedik ve istenmedik bir şekilde, hem de erken bir ölümle

Degerli kardesim guzel yazinizda ufakta olsa bir ayrinti gozume ilisti. Yukarida yazinizdan alinti yaptigim ifadeler size ait.

Bizim olum tasavvurumuzda ani olum, beklenmedik olum gibi ifadeler anlamsiz degil mi?

Dogdugumuz andan itibaren olume aday degilmiyiz. Olum takdirini yaraticimiz verdigine ve zamanini, mekanini O tayin ettigine gore herhangi bir olume ani, beklenmedik, erkence filan gibi tamlamalar eklemek anlamsiz olmuyor mu?

Insanlarin illa da 90-100 yasina kadar yasayacaginin garantisi varmi ki 51 yasinda oldu diye erken bir olum olarak degerlendiriyoruz. Ha 5 yasinda ha 50 ha da 150 hic bir olum erken olabilir mi?

Rabbimden kaleminizi bereketlendirmesi dualarimla ellerinize saglik...
Münevver sofuoğlu
12 Temmuz 2009 Pazar 20:39
Kalemine kuvvet
Kevser kardeşim kalemine sağlık.Tutarlı ve özlü bir yazı olmuş.Y.azılarının devamı gelir inşallah.
BERHİYA
12 Temmuz 2009 Pazar 17:04
abesle iştigal
"Bari onları da savunun cümle alem cennetlik olsun..." bu cümleden ne çıkarmalı abicim(kusura bakmayın eğer bayansanız)?şurada yapılan yorumların hepsinde bir anadüşünce var,ama ben sizinkinden birşey çıkaramadım...Fazladan bir insanın daha cennete girmesi,size orada düşecek olan nimetlerde bir azalma olacağı endişesi mi anlamadım.Sizi temin ederim ki,yüce Yaratıcı'nın kudretinin ve gücünün sınırsızlığını,yeryüzünün tüm insanları biraraya gelse yine de tasavvur edemez.O'nun sıfatlarından biri de yoktan var etmektir...
Ayrıca, eğer peygamberler hakkında biraz bilgi sahibi iseniz,yüzlerce yıllık ömrünü bir tek insanı hidayete erdirmek için heba ettiği halde,ümmetsiz bu dünyadan göçmüş peygamber olduğunu da biliyor almalısınız.Birilerinin islamla şereflenmesine vesile olamıyorsak,bari elmizden gelen tek şey dua etmek,onu da yapmayın mı diyorsunuz,çözemedim.
abesle iştigal
12 Temmuz 2009 Pazar 03:33
bizim alemde magazin severmiş
Bu ne biçim iş!Daha düne kadar kendi anne babamızın, -namaz kılmadkları için- müslümanlığını sorgularken ,hatta namaz kılan biri olmasna rağmen muhsin yazıcıoğlu nun cenaze namazı tartışılırken gelinen noktaya bak...Yazık bize...tv lerdeki çıplak sunucularda müslüman olduklarnı söylüyorlar...Sonra bizim gibi akılsızların sayesinde ceplerini dolduruyorlar...Bari onları da savunun cümle alem cennetlik olsun...
Muhammed
12 Temmuz 2009 Pazar 01:06
(3) Helal Olsun Kapitalizm Sana
Bu hadise karşısında insan geleneksel kültürdeki kimi kıssaları hatırlamadan edemiyor.Hani şu;ömrü boyunca her tür günahı,kabahati işleyip de,bir kez hayır işleyen (misal olarak bir kediye su veren,bir taşı yoldan kaldıran)insanın affedildiği,cennete gittiği ile ilgili uyduruk kıssaları...

Helal olsun Kapitalizm sana,ömrü boyunca senin değerlerini pazarlayan,senin hedeflerini gerçekleştirmeye hizmet eden bir şarkıcının ölümü karşısında "müslümanım" diyenlerin bile kafalarını karıştırdın.Levhi Mahfuzu bile konumuza malzeme kıldın.Oynayıp zıplarken eliyle (afederseniz) apış arasını tutan, klibindeki "hanım"larla oynaşırken yerinde duramayan bir şahıs için yapıldı tüm bu değerlendirmeler.

Bir daha aşk ile söyleyecek olursak HELAL OLSUN KAPİTALİZM SANA!!!
Muhammed
12 Temmuz 2009 Pazar 00:53
(2) Helal Olsun Kapitalizm Sana
Bu durum, aynı ülkenin marifetiyle Irak'ta bir milyonun üstünde insan katledilirken, Filistin'de,Afganistan'da binlerce insan öldürülürken de,Afrika'da açlıktan yüzlerce insan hayata veda ederken de böyledir,böyle olmuştur.Peki suçlu kimdir?Sadece savaş makinaları mı?Yoksa bu vahşi makinaları,onların yapıp ettiklerini gizleyen,hatta meşrulaştıran cilalı,yaldızlı starlara,şöhretlere,kişilere de bir pay ayırmalı değil mi suçtan,zulümden? İşte Kevser kardeşimizin,söz konusu ettiği şahıs da tam böylesi bir fonksiyonu icra etmek üzere kurgulanmıştı.Hatta mevcut kurgunun en önemli,en önde gelen isimlerinden,figürlerindendir kendileri.

Bu kadar bildik ve basit bir gerçekliği dile getirmek,bunun için kalem oynatmak ayıp bile sayılabilecekken,şimdi buna mecbur kalmak gibi garip bir durum söz konusu.Ukalalık olarak algılanmayacaksa bunun bir sorumluluk(kardeşlik sorumluluğu) olduğunu da söylemeliyim.Başta yukarıdaki yazıyı "yazan" kardeşimize (İnşallah ileride "yazar" kardeşimiz demek de nasip olur) sonra da iyi niyetli olduklarından hiç kuşku duymadığım ama oldukça naif yorumlar yapan/yazan kardeşlere karşı...Evet arkadaşlar,M.J adlı şahsı "gözettiğiniz" kadar, sizden olan bir kardeşinizi gözetseydiniz ve muhatabınızın hem yazmakta yeni/genç hem de bayan oluşunu unutmasaydınız (ağız dolusu ithamlarda bulunmasaydınız) iyi olurdu.Bu nasıl bir iştir ki;Kapitalizm'in geniş kitleleri müzik ve eğlence adı altında oyalamak/afyonlamak adına ortaya çıkarttığı bir şahsın her durumunu/zaafını hemencecik tevil ediyorsunuz.Yetmiyor şahsın yüz güzelliğinden,yeteneğinden,depresif kişiliğinden,oynayıp-zıplamasından ve bir iki şarkısının sözlerinden görülmedik,umulmadık hikmetler,kerametler çıkartıyorsunuz.Onun koca bir hayatını görmezden gelip,yaşamındaki üç beş kırıntıyla oyalanmak bazılarına yetiyor, artıyor anlaşılan!
Muhammed
12 Temmuz 2009 Pazar 00:29
(1) Helal Olsun Kapitalizm Sana!!
İnsanın bazen gerçekten nutku tutuluyor,dili düğümleniyor.Öyle kelimelerinin kifayetsizliğinden,zihninin dumura uğramasından değil;hayretten, şaşkınlıktan...Doğrusu ya,-kendi adıma söyleyecek olursam-kafa karışıklığını, akıl tutulmasını her zaman anlayabilirim.Yeter ki böyleleri, başkalarını da aynı kargaşa ve karmaşaya çağırmasınlar. Anlamaktaa her daim zorluk çektiğim kişilerse,işi fikri bulanıklığa,karışıklığa neredeyse bir tür Nihilizm'e vardıran, bilinemezcilik,anlaşılamazcılık denizinde amaçsızca kulaç atanlardır.Böylelerinin, pek çok kez en net görünürlük,en çıplak gerçeklik karşısında bile şaşırdıkları görülür.Bu demek değildir ki;bu kişilerin bütün söyledikleri/yazdıkları gerçekdışıdır,hayaldir,hamasettir.Haşa!Elbette bu ağır bir itham olur.Lakin bu durumun işimizi kolaylaştırdığı da sanılmamalı, düşünülmemelidir.Bazen hakikatin birazının değiştirilmesi çoğunun ya da tümümünün değiştirilmesinden daha tehlikeli sonuçlar doğurur.Çünkü artık onun orjinalden,asıldan ayırdedilmesi daha güçleşmiştir...

Bu noktadan sonra sözü Kevser kardeşimizin bir tür Kapitalizm eleştirisi olarak da okunabilecek yazısına getirecek olursak,diyebiliriz ki;Kapitalizm gerçekliği bozma hususunda en yaman, en marifetli,en dikkatli ve dahi en gayretli düşmandır.Adı üzerinde o paranın,servetin,gücün ideolojisidir.Herşeyi güç ve servet üzerinden değerlendirir ve tanımlar.Tıpkı Firavun gibi...Yine o,güç ve gösteri meraklısıdır.Gösterilerini icra ederken de sadece kaba güç kullanımı ile yetinmez,onun içindir ki günümüz dünyasında bu özelliklerle şöhret bulmuş Amerika sadece bombalarla,silahlarla taarruz etmez mazlumların üstüne.Aynı zamanda sinema sektörüyle,müzik,sanat,medya vb sektörlerle de yüklenir insanlığa.Savaş sektörü öldürürken,diğerleri zulmü,haksızlığı saklar,yalanlar,olmadı çarpıtırlar...
Zehra Ergul
11 Temmuz 2009 Cumartesi 18:16
Sonderece Adil bir yazi
Guzel bir yazi,gayet yerinde bir yorum olmus. Konuyu uzatip MJ. ni temize cikarmaya varan yorumlari anlamakta zorlaniyorum dogrusu.
Hele muslumanlardan olup MJ. nin yaptiklarinin binde birini yapmamis isimleri acimasizca elestirirken neden bu asiri tolerans durumu?
Bizim icin onemli olan sinelerdekini bilmek filan degil ki..Biz surecimize katkisina ,yapip etmelerine bakariz.. yaptiklari,yasayisi ortada,bilmediklerimiz uzerinden iyilik atfetmenin anlami ne, herseyi gecelim en azindan ilan etmis olmali degilmiydi.
Adalet size bana gore degisen bir sey degildir Adil olan Allah bize kitabinda imanimizi amellestirmemizi ve yalniz muminleri dost edinmeyi ogutluyor..dikkatimize..
BERHİYA
11 Temmuz 2009 Cumartesi 18:15
mazlum Michael Jackson
yazıyı,Michael Jackson’ı savunanları ,acımasızca eleştirenleri de,yani şurada okuduğum cümlelerin cümlesinde biraz haklıyan bulabiliyorum... herkes biraz da kendi penceresinden bakıyor,bu genç ölüme.
Ama ben en çok bu tüketim çağının tükettiği bir "mazlum" olduğunu düşünenlerdenim...
Bir yerde okumuştum "beni eski halime getirebilecek birine tüm servetimi vermeye hazırım"demiş...şu cümle (eğer doğru ise) bile O'nun çevresini saran akbabaların ve sistemin nasıl bir kurbanı olduğunun en açık delili bence.
İsim vermeyeceğim genç bir sanatçı,inanılmaz güzel dişleri vardı ve azı dişleri galiba (hatırladığım kadarıyla)biraz uzunca idi kendine çok yakışıyordu,sen git tüm dişlerini oydur porselen diş yaptır,okadar iğrenç olmuştu ki sanki ağzından fırlayacak gibi duruyordu,işte o zaman anladım ki,çok parası olan birilerinin çok da akıl vereni oluyor.... Direnebilenler bence azınlıkta.popüler sistem insanları öğütüyor,bu yüzden onlara kızmamak gerek,düşünün ki sıradan insanlar bile bugün estetik cerrahların kapılarında,onlar için normal görmek gerek.
Son olarak hakkında çıkan "müslüman oldu ve islami esaslara uygun gömülecek"söylemlerini inanılmaz sevinmiştim (galiba doğru değilmiş) ve hatta ölümüyle islama çok büyük hizmet ettiğini düşünmüştüm,inşallah doğrudur...
m.esed
11 Temmuz 2009 Cumartesi 14:38
sinelerin özünü Allah bilir
Bilmediğini bilmek bir erdemdir.zan üzerine yorum yapılmaz. Hüküm ve karar hiç verilmez. Mesela yazar demiş ki: ‘o siyah olmaktan utanarak beyazlara, egemenlere, efendilerine benzemeye çalıştı.’ Jackson un siyah olmaktan utandığını nerden biliyorsun. Karşıtı beyanları olmasına rağmen nasıl bu kadar emin konuşuyorsun. Bu kul hakkına girmek değimlidir. Yada herhangi bir siyahın, siyah olmaktan utandığını düşünebilirmiyiz; yoksa bu kendini üstün gören ırkçı beyaz adamın siyahlara bir iftirası ve kuruntusumudur. İşte bunlar bilmeden zan üzerine yorum yapmaktır.kesin bilgiye sahip olmadığımız şey hakkında, hele bu kişinin Allah katındaki durumu ile ilgili konularda yani üzerinde konuşamayacağımız şeylerde de bize düşen susmaktır. Yoksa aslında yazarın bu cümlesi terminolojik olarak tam da hezeyan kelimesi ile karşılanır. Bu kelime elbetteki hakaret değil. Hezeyan varsanı demek, gerçek olmadığı halde bir kişinin gerçek dışı olarak düşünmesi demek, zannetmek, delil olmadan öyle olduğunu sanmak demektir. ama bu yazıda da aşağıdaki yorumlarda da birçok hakaret ve alay cümlesi kuruldu. İyi niyetle yaklaşmak bile küçümsendi. Oysa ki iftiralara karşı, delil olamayan suçlamalara karşı hüsnü niyetle yaklaşmamızı Kuran bize emrediyor. Ve Kuran zandan kaçınmamızı öğütlüyor. Ve Kuran şöyle diyor: ‘Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah adalet gösterenleri sever’ .İslama karşı bir beyan ve düşmanlığı bulunmayan Jacksona karşı da, birbirimize karşı da adaletli ve insaflı olalım.
mustafa
11 Temmuz 2009 Cumartesi 12:50
Yorumlarda Adalet mi Hamaset mi? -II-
Şimdi de Keser kardeşimizin şu tespitlerine bakalım:
" Yaşamına göz attığımızda ise, Jackson’ın aslında genetiği bozulmuş, genleriyle oynanmış bir Afro-Amerikan olduğunu görürüz. Onca şan ve şöhrete rağmen haplarla sürdürülmeye çalışılan oldukça suni ve sentetik bir yaşamın da temsilcisidir O. Kendisi modern toplumun egemen kültürü tarafından esir alınmıştır. Ki bu durum Kafka’nın dönüşüm kitabını hatırlatıyor. Gregor Samsa’nın böcekleşmesi durumunda olduğu gibi kendi kültürünü ve benliğini yitirmişti Jackson. Lüks malikanesinden çıkamaz olmuştu, yalnız başına bir hayatı temsil ediyordu. Kendi fıtratına öylesine yabancılaşmış biriydi ki, pigmentleri ile oynayarak rengini değiştirmiş, onlarca ameliyata girmişti. O bu haliyle Harlem’in fakir sokaklarından lüks villalara geçen, özünden, renginden kopuk bir yalnızlığın acınası figürüdür."

Yanlış mı bu tespitler? Jackson da Kapitalizmin ürettiği ilahlardan biri değil miydi? Konu onun kişiliği, arayışları, bunları bulup bulmadığı değil ki! Buradaki hemen her yorumcu, basından izleyebildiği kadrıyla elde ettiği zanna dayalı bilgilerle yorum yapıyor ve yazarı yargılıyor. Bu ne kadar adil bir yaklaşım?
Kevser kardeşimizin yaptığının, pekçok müslüman-sol-liberal kesim yazarlarının yaptığından çok farklı değil. Bir simge, bir kişilik, bir ikon üzerinden Kapitalizmin ürettiği putlara ve bu putları yeri geldiğinde nasıl da yerin dibine batırdığına; nefsini ilah edinenlerin de içine düştüğü acziyet haline işaret etmiş ki, sünnetullah gereği, bu yolu, bu yordamı izleyen herkes benzer durumlara düçar olur. Bir ikonun evinden çıkmak istemeyişini sanki Emperyalistlere açılmış bir savaş gibi algılatmaya çalışmanın, dansı ne kadar iyi yaptığına kadar varan yorumlarla işi sulandırmanın kime ne faydası var?
Magazini çok seviyoruz!
Bu yazının girdiği gün -günlerdir yayınlanan başkaca yazılar bu payeye ulaşamadı- aldığı 15'e yakın yorum da bunu gösteriyor.
Eline sağlık Kevser bacım. Okumaya ve yazmaya devam etmen dualarımla...
mustafa
11 Temmuz 2009 Cumartesi 12:38
Yorumlarda Adalet mi Hamaset mi?
Anladığım ve üslubundan izleyebildiğim kadarıyla Kevser kardeşimiz, genç kalem yeni kazanım bir yazarımız. Haksöz'ün 'Düşünce Platformu'nu aynı zamanda bunun için seviyorum. Taşlanan ve taşlanmaya devam edilen pekçok yazı/yazara sütunlarında yer verme olgunluğunu sürdürüyor Haksöz.
Böylelikle genç kalemler de kendilerini ifade etme ve yetiştirme ortamları kazanmış oluyorlar. Aslında çıktığı günden beri Haksöz'ün bunu hep yaptığını, yazarlarını, insanlarını böyle kazandığını da biliyoruz duyuyoruz.
Velhasılı kelam "Haksöz Okulu" tabiri boşuna söylenmiş bir söz değil bana göre.
Yazıya ve yapılan yorumlara gelince...
Bazı yorumlarda bilgi kirliliklerini düzeltmeye çalışan iyi niyetli ama çok da dengeli olmayan bir üslubun hakim olduğunu sezdim. Sözü edilen süreçleri yzarın bilmemesi mümkün ama İ.Gümüşdere'nin yorumundaki "hezeyan vb" tabirleri hiç hoş bulmadığımın altını çizmeliyim. Bu yakışıksız ifadeer ne yazara, ne konuya ne de yorum yazanlara birşey katmaz. İstihza üslubu nüktedanlığı ustalıkta kotaranlara ve bu vesileyle insanlarımızı kıssadan hisseye yönlendirenlere yakışır elbette ama böylesi "Bağcı dövme" matığıyla olduğunda ço yakışıksız ve iğreti duruyor.
rüştü hacıoğlu
11 Temmuz 2009 Cumartesi 12:19
İhsan Gümüşdere' ye
"...Üslup ve analiz önyargılı..." dedikten sonra:

"...Haksöz sitesinde böylesine itici, kaba, tahammülsüz, hezeyan dolu bir yazı okumak doğrusu beni şaşırttı.)..." derseniz;

demedi demeyin: " İhsan Bey'in derdi üzüm yemek değil; bağcıyı dövmek " derler.

Yazmış durmuşsunuz: " onu bilemeyiz, bunu bilemeyiz..." de sayın abim, bu kadar bilememeye böyle bir yorum?...eee! bir de bilseniz...

Yazının sorunundan çıkıp yazarın sorunununa getirirseniz meseleyi;

" diyorSA, yaşaSAydı..." SA SA SA ile yapılan kurguculuk oldum olası şaşırtmıştır beni. mesela şöyle:

" keşke yazar, İhsan Gümüşdere'nin bu konudaki SE SA'larını bilSEydi de; orası bilinemeyen burası da bilinemeyen ve hatta şurası hiç bilinemeyecek olan bu konuyu İhsan beyin SE SA' lrıyla bitirebilip, bizlerin yufka yüreklerini de paralamamış olSAydı..."

hani diyorum mesele bilinemez ya yorum getirmek bakımından bir SA da ben katSAm, çok mu kaba ve tahammülsüz SAyılırım?

SAygılar...
S.Halil
11 Temmuz 2009 Cumartesi 08:27
çok anlamlı bir yazı elinize sağlık
bence çok isabetli bir yazı sonuçtta bir şeyi değerlendirirken islamı ölçüler çerçevesinde değerlendirmek gerkir,islamın merceğiyle baktığımızda açıkça görürüzki o adamın hayatı islam dışında her şeye benzer yanları vardı
İhsan Gümüşdere
10 Temmuz 2009 Cuma 18:10
Üslup ve analiz önyargılı
Yazar, kapitalizme beslediği kin ve nefretin acısını Michael Jackson'un cesedini fena halde hırpalayarak çıkarmaya çalışmış. M. Esed kardeşimin "seviye" başlıklı yazısı aklımdan geçenlerin aynısı. Ayrıca üslup konusunda titiz olduğunu düşündüğümüz Haksöz sitesinde böylesine itici, kaba, tahammülsüz, hezeyan dolu bir yazı okumak doğrusu beni şaşırttı.)

M.J'nin en meşhur şarkılarından birinin adı "Black or white"dir. Siyah ya da beyaz farketmez, der. Bir başka şarkısı da "we are the world" dür. Hepimiz dünyalıyız der. Ölümü dolayısıyla bazı şarkılarının türkçelerine baktım. Gayet güzel sosyal mesajlar vermiş.

Ruhunun kara mı ak mı olduğu konusunu elbette biz bilemeyiz. Biz konserlerinden ve video kliplerinden başka hiçbir şeyine şahit olmadık. Ahirette iyi veya kötü anlamda şehadet eder misin deseler, ikisine de "edemem" derim. Eğer yazar ben şahidim, bu adamın ruhu kararmıştı, kendini ilah ilan etmişti, Allah'a şirk koşmuştu, kötüdür ve ben kefil olurum diyorsa, o da yazarın sorunu.

İmanını ölçme şansım olmadığı için, ancak alanıyla ilgili değerlendirme yapabilirim. Hakikaten yaptığı işin hakkını veriyordu. Ortaya çıkardığı dans figürü hem ilkti hem de büyük yankı uyandırdı. Müziği seven birisi olarak, sahne performansı diyecek yoktu. Belki istanbul'da, ankara'da, izmit'de başörtüsü ve benzeri eylemlerde boy gösteremedi ama yaşasaydı herhalde katılamadığı için sedat kardeşimizden özür dilemeyi ihmal etmezdi.))

Son olarak, müslümana yakışan şey... Hayatına tanık olmadığı, sadece 55 ekran camdan gördüğü birisi hakkında somut emareler olmadığı müddetçe şahitlik etmemektir. Şahitlik dediğiniz şey sıradan bir olay değildir. Şahitlik, insanı ipten alır, ipe götürür. Dikkat edelim derim. Kapitalizmin günah faturasını M.J'ye kesmeyelim. Şahitlerin şahidi olarak ALLAH kafi. O hepimizin üzerinde yegane şahittir ve kimin ne yaptığını ancak o bilir.
sedat
10 Temmuz 2009 Cuma 11:28
pop'un ilahı öldü!!!!
haksöz okurları olarak,her geçen dönemde çok daha iyi analiz yetisine sahip olmamız gerektiğini düşünüyorum..dünyadaki oluşumlara,sebep-sonuç ilişkilerine v.s..

-bahsedilen şahıs m.jackson..
-nasıl bilirdiniz?
-küfründen başka birşeyini görmedim.

derisindeki hastalıkdan dolayı beyazlamaya çalışıyordu deniliyor..kendiside öyle söyledi..olabilir..iman etti deniyor..iman ettiğini belrten en ufak bir görüntü dahi bilmiyoruz..iman etti de eylemsiz bir imanın yada imansız bir eylemin kime ne faydası vardır acaba..bunu bizler bilmeyecek kadar kur'andan bihaber değilizdir umarım..ömrünü tağuta ve sömürü düzenine harcamış bir insandan bahsediyoruz..milyonları bu düzenin yolunda yolcu yapan birinden bahsediyoruz..sezen aksu bile geçenlerde bir tv kanalında şunu söyledi.."hayatımızda ne de çok yer kaplamış meğer"..sezen aksu'nun hayatında m.jackson çok yer kaplamış olabilir..bir müslüman olarak benim hayatımda ne kadar yer kaplamalıdır?neyini örnek alabilirim m.jackson'ın?

kişiler öldükten sonra tıpkı t.saylan gibi,tıpkı m.kemal gibi,tıpkı ebu talib gibi aslında olmadıkları şeyler yükenerek toplum gözünde biryerlere getirilerek model olarak sunulurlar..m.jackson'da bunlardan biridir..düşünsenize,müslüman olmuş bir michael ve modeli..

bizim modelimiz kur'an ve hz.muhammeddir..cenazesine katılanlara,yaptığı işlere ve yolunda bıraktığı işaretlere bakarsak neyin ne olduğunu daha net anlayabiliriz..
hasan tatar
10 Temmuz 2009 Cuma 06:19
Muslumana yakisan
Imam gazali'ye gore sevginin sebeplerinden birisi de cemal yani guzelliktir ki buna yetenegi de dahil edebiliriz. Yani bir insan yetenekliyse o insan sevilir diyebiliriz. MJ'de yetenekliydi ve onu o noktaya getiren de kapitalist duzen falan deil kendi yetenegiydi. Kapitalist duzen sadece onun muzigiyle ortaya cikardigi katma degerden pay almaya calisti ve hala da buna devam ediyor. MJ'in sucu da aslinda onlarin istedigi gibi yani Paris hilton, britney spears gibi birisi olmamasiydi. O onlara malzeme vermeyince onlar da kendi malzemelerini urettiler ve adamcagaza dunyayi dar ettiler. Bu adam ciftliginde bir suru kanser hastasi cocugu getirip onlarla bizzat ilgilenmis, insanlik yararina bir cok faaliyete imza atmis birisidir.Yazar arkadasimiz kapitalist duzenin oyunlarini anlatirken yine o duzenin uydurdugu hikayeleri pesinen kabul etmekle hata etmis bence.Kapitalismin bir "guzelligi" de budur zaten. Kendinden edilen nefreti bile popularize etmek. Allah (cc) herkesin yaptigi en iyi bilendir. Velev ki Mj nin hakkindaki butun iddialar dogru olsun. Yine de bir musluman kim olursa olsun bir insanin cehenneme gitmesinden sadece uzuntu duymalidir.
Son olarak corporation belgeselini izlemenizi tavsiye ederim- kapitalismin gercekte ne oldugunu anlamak istiyorsaniz tabii.
muhammed
10 Temmuz 2009 Cuma 03:10
zalim olsa da
zalim ve düşman olsa da hakkı yenmemeli, bilip bilmeden yorumda bulunmamalı.

evet elle tutulur pek b yanı yok michael'ın. sadece arada bir muhalif esereri oldu. ayrımcılığa, savaşa v.s.

ama derisini beyazlatma mevzusunda adamın hakkına giriyorsunuz. sonuna kadar zencilerle oldu ve onları savundu. hastaydı. yüzünü beyazlatmak uğruna mı maymuna çevirdi sanıyorsunuz? evet saçlarını düzledi ama bunun da beyazlara özenmekle ilgisi yok.herkes her şekle giriyor zaten artık.

yazı ve başlık doğru değil.
beytullah emrah
10 Temmuz 2009 Cuma 00:55
acaba...
michael jackson, yığınlar için üretilen bir imaj mıydı... imajı ya da starlığını bir kenara bırakırsak, müzik sektörünün büyük patronları tarafından üretilmişliği/piyasaya sürülmüşlüğü sanırım tartışmaya açık tespitler. nitekim en büyük patronlarla "zencilere yaklaşımları" konusundaki ayrımcılıklarından ötürü tartışmalı olarak ayrılmış ve ciddi sıkıntılar çekmişti... hatta ırkçılığı eleştirdiği bir klibinden ötürü antisemitizmle bile suçlandı... medyayla da arası hiç iyi olmamıştı, medyanın da onu parlatmak için çaba harcadığı pek söylenemez. o da zaten şöyle demişti: "they don t care about us" bizi pek umursadıkları yok mukabilinden.

zenciliğini bildiğim kadarıyla inkar etmedi, beyazlaşmak istediğini de ifade etmedi. beyazlaşma meselesi de hayli tartışmalı zaten, estetik diyen de var, deri hastalığından ötürü cildindeki beyazlaşmalarının engellenmediğinden de; ikincisi daha makul bir açıklama. pigmentlerle oynanarak deri renginin değiştirilebildiğine dair tıp literatürüne geçmiş bir yöntem yok galiba?

"modern toplumun egemen kültürü tarafından esir alınmıştır." tespiti doğrudur. ben esirden ziyade kurban gibi görüyorum, çok da gönüllü gitmedi sanırım. onun başarısı üzerinden egemen kültür kendisine pay çıkarmaya çalışmadı mı peki, çıkardı tabi ama bunu tamaman onun suçu gibi gösterebilir miyiz?

bir de onunla ilgili bir belgeseli izlediğimde şunu düşündüm: çocukluğunu aşamamış bir adam. konuşması, düşünceleri, hal ve hareketleri ile bir çocuk gibiydi. neverland bu çocukluğun bahçesiydi sanki. içinde bulunduğu sahte dünyaya karşı kendi hissettiği gerçekliği dünyalaştırması vs... belki de büyümediği, medyaya o istediği "skandal" haberleri sunmadığı için kurban seçilmişti, onun vermediği skandal haberler ona verildi.

neyse. bence michael jackson pek de beyazlaşmadı, beyaz çoraplarını çıkarmadı ama türkiye'nin sosyal zencileri bugün fazlasıyla beyazlaşmıştır. üstelik onlar bunu gönüllü yazılmakta, kendi çıktığı mahalleye de sırtını dönmekteler.
Muhammed Canikli
09 Temmuz 2009 Perşembe 23:47
Basiret,Basiret,Basiret!!!
Bazı arkadaşlar "empati" yapılsın isterlerken ifadeleri "sempati"yi de geçip,M.Jackson övgüsüne hatta propagandasına varmış gözüküyor.Beyler,kimden söz ediyoruz Allah aşkına? Amerikan müzik sektörünün pazara sürdüğü ve sayesinde milyonlarca insanı Amerikancı yaşam tarzının itaatkar köleleri yaptığı kişiden değil mi? Sizin anlattığınız, bizim bilmediğimiz başka bir Michael Jackson mı var? Eğer öyleyse hemen söyleyelim ki,biz yakınlarda ölen ve bir kaç gün öncesinde cenazesinin bile paraya tahvil edilmeye çalışıldığı kişiden bahsediyoruz...

Adamın koca bir yaşantısını ve yaptıklarını daha açıkçası rezilliklerini görmezden gelip de,uyduruk hidayet masallarına kanmak-hadi insaflı bir dil kullanalım-oldukçu çocuksu bir düşüncedir.Aynı çocuksuluğu yıllardır, Kaptan Cousteau,Armstrong,Anthony Queen ve son olarak da Huseyin Barack Obama'nın şahsında dile getirenleri görmek mümkündür.

Kapitalizmin sahte ilahlarından olduğu hususunda dünya alemin hem fikir olduğu bir kişiyi, mazlum,muhalif ve hatta müslüman ilan etmek,insana gerçekten küçük büyük iki dilini de yutturacak gibi oluyor.Doğrusu ya,bazı arkadaşların iyi niyet düzeylerinin/dozajlarının tehlike sınırında seyrettiği söylenmelidir!

Böyle giderse korkum odur ki,Madonna gibi sefil ve dahi sefih kişilikler de bu iyi niyet yağmurundan nasipleneceklerdir.Kardeşim,o zaman iyi de biz neye kızıyoruz?Kime kızıyoruz?Soyut ve muğlak şeytan dışında anlaşılan,kimseye de kızmamalıyız! Amerika da galiba haklı... (Şakası bile kötü)
m.esed
09 Temmuz 2009 Perşembe 23:19
seviye
İslam ve Müslümanlar hakkında düşmanca hiçbir sözünü bilmediğimiz, hakkındaki taciz davasından beraat etmiş, derisinin renginin hastalık nedeniyle beyazladığını beyan eden, siyah vücudundan nefret ettiğini söylediğiniz ama ne hikmetse cenazesine katılanların hemen hepsinin siyah olduğu, ırkçılık karşıtı şarkılar yapan, Müslüman olduğu bile iddia edilen ölmüş bir kişinin ardından kesin bilgiye dayanmadan, zan ile ‘ruhu kararmış’, ‘lanet olsun’ ve ‘ maykıl ceksin.o da ne’ gibi hakaretlerde bulunan arkadaşlar, din gününe gittiniz meftanın durumunu mu öğrendiniz yoksa levhi mahfuz önünüzde de oradan mı okuyorsunuz. Bu ne nefret, ne had bilmezlik, ne kadar iddialı laflar bunlar ve ne çiğlik ve ne hamlık. Yazık. Altta yazdığım yazı da Jackson güzellemesi değil arkadaşım.hayır hayranı da değilim..
asi
09 Temmuz 2009 Perşembe 21:57
m jakson
bu konuda yanlış bilgiye sahipsiniz. Michael Jackson yakalandığı bir deri hastalığından dolayı estetik ameliyatı olmak zorunda kalmıştır bildiğim kadarıyla.
Mustafa Râvî
09 Temmuz 2009 Perşembe 21:06
Empati - 2
M. Esed müstearlı beyefendinin yorumuna bütün kalbimle katılıyorum. Anladığım kadarıyla, Michael Jackson, sıradan bir kapitalist düzen adamı değildi. Bu düzene isyan etmek istiyordu, zaten bir mikdar etti de. Zaten geçirdiği ruhî sarsıntılar da bunun eseriydi. Hakkındaki çocuklara taciz iddialarının hiçbiri kanıtlanmadı. Bunların ondan para sızdırmak ve onu karalamak amaçlı iftiralar oldukları doğru gibi görünüyor.

Onun 2008'in son aylarında babasının dini Yehova Şahidliğini bırakıp Müslümanlığı seçtiği bilgisi de The Telegraph gazetesi gibi saygın basında yer aldı. Burada M. Jackson'ın popüler kültürde temsil ettiği şeyleri savunmuyorum, M. Esed müstearlı arkadaş da öyle yapmamıştır, yazdıklarından bu sonuç çıkıyor. Ama onun asıl kendi kişiliği hakkındaki yargıçlığı Allah'a bırakalım; üstelik Müslüman ölmüş olması kuvvetle muhtemel bir insan hakkında konuşuyoruz burada. İnsanları kınamakta böyle acele etmeyelim.
Fatma Turan
09 Temmuz 2009 Perşembe 20:44
:)
Kalemine sağlık kardeşim.
Sait Alioğlu
09 Temmuz 2009 Perşembe 19:03
İnsanlığı ölümü...
Kevser kardeşime öncelikle konuyu güzel ve can alıcı bir üslupla ele alıp değerlendirdiği için teşekkürlerimi sunarım. İnsanların kendi, hükmetmeye çalıştıkarı insanlar adına(!)onların yaratılışları üzerinde yine yaratılışlarına aykırılı içeren müdahaleleri her zaman söz konuu olmuştur. Ör.Firavun'un İsrailoğulları'nın doğacak olan erkek çocuklarını yok etme düşünceleri... Fakat bu ikili müdahale günümüz atmosferinde ve anaforunda adına çağdaşlıktan bir şeyler aktarılan tüm yol ve yöntemlerin kullanılarak yapıldığı, diğerlerinden daha da vahimdir. Bir kadının, bir erkeğin yüce yaratıcının bahşettiği fiziki değerleri bir aşağılık psikolojisi içerisinde değiştirme,iptal etme üşüncesi sanırım insanın en iğreç bir şekilde yok olması, zezil ve rezil olması demektir. Halbuki Allah her şeyi bir denge üzre yaratmıştır. Önemli olan o yaratılışa kani olup kendi benliğinin farkına varmasıdır. Galiba şimdiki trend; fıtratını boz,şöhret ol, zenginlik içerisinde yaşa, stresli bir hayatın kurbanı ol ve daha sonra da ahiret için 'hayır' anlamında hiçbir şey hazırlamadan öl! Yazıklar olsun böylesi şansa ve şöhrete. Ne diyelim, nefsine kendi özgürlüğü adına(!) zulmedip ölenlere lanet olsun...
ertuğrul
09 Temmuz 2009 Perşembe 18:31
Bizim Maykıl Ceksın mı? o da ne?
Öncelikle Kevser hanım sizi tebrik ederim. İyi dokunmuşsunuz konuya...Belki şu Jackson müslüman oldu iddialarına da bir kaç cümle ile değinseydiniz olabilirdi.
Ama bu yorumu yazmama vesile olan esas unsur m esed adlı arkadaşın "ultra iyimser" Maykıl Ceksın hayranlığı oldu.Derisinden, cinsiyetinden ve hemen hemen hiçbirşeyinden bir türlü memnun ve tatmin olamamış bir dünya aşığını neredeyse İbrahim Ethem ilan edeceksiniz.Walla ne desem bilmem ki:))
m.esed
09 Temmuz 2009 Perşembe 18:05
empati
Michael jackson..Kapitalist, pagan ,tağuti, şeytani dünyanın kapana kıstırdığı adam. İçine düşürüldüğü ahlaksız, anlamsız ve rezil dünyanın geç te olsa farkına vardı. Bu yüzden kendini evine kapatmıştı. Konser vermiyordu. Yalanlar içindeki sahte dünyaya kendisi gibi yem olmamaları için çocuklarını maskeyle dışarı çıkarıyordu. Yalnız olduğunu söylüyordu. Jackson tağuti sisteme başkaldırdı. Daha fazla para kazanabilecekken, daha şöhretli olabilecekken bunu reddetti. Bu yüzden şeytanların kodamanlarını, parababalarını kızdırdı. Yaşadığı dünyanın anlamsızlığını ve boşluğunu fark etmişti.Depresyondaydı. modern tıbbın bir hastalık olarak tanımladığı depresyon… aslında insan ruhunun sisteme itirazı...’ Hayır! para ve şöhret senin yaşamının amacı olamaz sen çok farklı bir nedenle dünyaya gönderildin’ diyen ruhun canhıraş çığlığı. Bir hastalık değil, gayba ve iyileşmeye açılan ilk kapı. Jackson, yüzündeki hüzün ve asla kibirli olmayan yapısıyla tam bir mazlumdu. O, bu materyalist dünyadan kurtulmaya çalışan ve bu yüzden çemberin dışına atılarak öğütülmüş bir ibrettir. Batı medeniyetini sorgusuz sualsiz kabul edip kafirlerin yanında izzet arayan ve onların içinde dönüp dolaşan sözümona Müslümanlardan, ruh hali ve son dönemdeki tepkisiyle çok daha fazla saygıyı hak ediyordu.
Erdem Karadağ
09 Temmuz 2009 Perşembe 16:06
Sahte İlahlar
Gerçekten güzel bir analiz ve uslup.Kitab'ın ölümsüz terminolojisini ve tesbitlerini modern olay ve olgularla karşılaştığımızda hatırlamak ve dile getirmek elbette önemli.Meseleyi güzel yorumlamışsınız.Teşekkürler...
Bookmark and Share

Haksoz haksöz

30 Temmuz 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
İKTİBASLAR