1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. AK Parti ve Laiklikle İmtihanı
AK Parti ve Laiklikle İmtihanı

AK Parti ve Laiklikle İmtihanı

Temelinden bozuk bir sosyal yapıyı, bir inqılabçı tavırla devirip ıslah etmek imkanı yok diye, kenara çekilmek mi gerekiyor; yoksa, mevcud şartlar içinde ve yetersiz de olsa, daha hayırlı olana doğru atılabilecek adımlara yardımcı olmak mı?

A+A-

Selahaddin E. ÇAKIRGİL

‘1920’lerin İlkel ve Kaba Laikliğini Terk Etmek’ Gerekliliği..

Marx, Engels, Lenin ve benzeri ünlü komünist liderlerin heykel, büst, kabartma ve resimleri, ideolojileri ve fikirleri ile eğitilip büyütülmüş olan Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin, geçen hafta ilginç bir konuşma yaptı. 

Daha önceleri, ‘Babam komünistti, annem beni gizlice vaftiz ettirdi..’ demişti, Putin.. (Bilindiği üzere, vaftiz töreni, hristiyan ailelerin, yeni doğan çocuklarının kutsal olduğuna inanılan bir suda yıkanması ameliyesine verilen isimdir.)  

Putin, daha önce de, başkanlık yeminine tekrar başlarken, ‘Aslî vazifem, bütün hristiyanları korumak olacak..’ ve ‘Devlet inananların duygularını saldırılardan korumak zorunda..’   demişti..

Ama, bu kez, Putin, daha başka ve yeni açıklamalar da yapıyor ki, ateist- komünist bir ideolojinin elinde yetiştirilen ve bulunduğu makam ve ülkesinin bugününün ve geleceğinin yönlendirilmesinde oldukça etkili olan bir kimse olması açısından söyledikleri  daha bir önemli..

Çünkü, geçene hafta, Rus Ortodoks Kilisesi Piskoposlar Toplantısı’na katılan Putin, yaptığı konuşmada, ‘20. yüzyılda tarif olunan laiklik kavramının günümüzde artık, ilkel, kaba ve demode olduğunu ve dini dışlayan laikliğin terkedilmesi gerektiğini ve Devlet’le Kilise’nin ve Din’in, Rusya’nın yararı için el-ele yürüyor olmasından daha tabiî birşey olamıyacağını’ ifade ediyor ve şöyle diyordu: “Rusya’da dinî kurumların aile yapısını güçlendirmesinden, çocukların eğitim ve öğretimi, halkımızda vatanseverlik duygularının aşılanması gibi konularda önemli rol üstlenmesinden, Devlet’le Kilise’nin ve Din’in toplumumuzun yararı için el ele yürüyor olmasından tabiî bir şey olamaz.”

*

Evet, Putin, öylesine katı ideolojik ve komünist bir diktatörlüğün eğitiminden geçmiş olmasına rağmen, bu noktaya nasıl gelebilmiştir? Ve aynı durum, katı laik resmî ideolojinin 100 yıla yakın zamandır hâkim olduğu kendi ülkemizde niçin olamamıştır? 

Bir diğer deyimle, bu, kemalizmin veya -atatürkperestlerin sıklıkla vurguladığı gibi- Atatürk’ün mü gücüdür?’

Bu sorunun cevabı üzerinde durup düşünmek gerekir.

Evet, Rusya’da, komünist diktatörlük sona ermiş ve komünist-ateist ideoloji de bir resmî ideoloji olmaktan çıkarılmıştır, 20 senedir..

Ruhların köleleştirilmesinden kurtulmuş olmayacak mı?

Türkiye’de ise, 100 yıla yaklaşan laik-kemalist resmî ideoloji tahakkümüne karşı bir takım direnmeler sergileniyor ve bu direniş ruhu, hattâ son 10 yıldır olduğu gibi, Devlet’in pek çok temel kurumlarını bile etkileyecek derecede siyasette etkin bir noktaya gelmiş olsa bile; devlet yönetimi henüz de, resmî ideolojinin bayrak edindiği -gerçekte değersiz olan- sahte değerlere sığınılarak gerçekleştiriliyor.

Gerçi, bu noktada, halkımızın son derece sindirilmiş ve de devletin, geçmişten kalma bir tarihî mirasın kaçınılmaz sonucu olarak kutsanması da bu tablonun devamında etkili görülse bile, asıl faktörün, herhalde, resmî ideolojinin temel ilkeleri ve sembol isimlerinden geçtiğini görmek gerekiyor.

Rusya’da, komünist döneminin bütün resmî ideolojik temel ilkeleri ve komünizmle kolkola bir tahakküm çizgisi geliştirmiş olan laiklik ve bezbojnik / ateist hareket  ve de o dönemin Marx, Engels, Lenin ve Stalin vs. gibi bütün sembol isimleri ve onların adına geliştirilmiş olan ideolojiler de fırlatılıp atılmıştır, tarihin çöplüğüne.. Ve Putin bunun için bugün böyle konuşabiliyor.

Yazının Devamı..

HABERE YORUM KAT