Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam
Yeni Parti hangi CHP'nin çocuğu?
Yeni Parti'nin ideolojisinin ne olduğu, ne olması gerektiği ve bir ideolojisi olup olmadığı soruları günlerdir tartışılıyor.
Tartışmanın odağında Yeni Parti'nin CHP'den farklı bir ideolojik kimliğe sahip olup olmayacağı meselesi var.
Bazı ideolojik fraksiyonların siyaseti yönlendirme arzusunun nesnesi yaparak araçsallaştırdığı bu tartışma, bu istismar çabalarını dışarda bırakırsak, Türkiye'deki siyasal süreç üzerine "yeniden" bir muhasebe yapmak ve verimli sonuçlar almak için önemli bir fırsat.
Yapılması gereken bu değerlendirme geçmişten günümüze kapsamlı ve hakiki bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Bugün şahit olduğumuz tablo, bu sorgulamaya ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu gözler önüne seriyor.
Zira CHP ve CHP'nin bir türevi olarak Yeni Parti Türkiye'nin tarihsel bunalımının çekirdeğindeki ana parçayı temsil ediyor.
Dolayısıyla bu çizgide meydana gelen, geldiği iddia edilen paradigmatik kırılmalar yahut derin krizler bir anlamda tüm toplumu ilgilendiriyor.
Peki, CHP'den Yeni Parti'ye geçerken ideolojik bir değişim yaşandı mı? Bu soruya yekten "evet" ya da "hayır" cevabının verilememesinin sebebi başka bir soru: Hangi CHP?
Çünkü söz konusu ideolojik kırılma daha önce klasik Kemalist ideolojiye daha yakın olan Deniz Baykal'ın ulusalcı CHP'sinden uzaklaşarak yaşanmıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu, devraldığı loser CHP mirasının üzerine seçim yenilgileri ekledikçe bildiğimiz CHP'den, en azından zevahirde, vazgeçmek zorunda kalmıştı.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı sosyal ve siyasal değişimin ağırlığı karşısında sol popülist argümanlar ve "helalleşme" söylemleri geliştirmeye çabalıyordu.
Bu yüzden, Yeni Parti'nin ideolojisine ilişkin soru eğer klasik anlamda Kemalist CHP'den farklılaşma ile ilgiliyse başka, Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinden farklılaşma ile ilgiliyse farklı cevap vermek iktiza ediyor.
Özgür Özel bu minvalde bir sorulara "Biz bir arayışın değil bir anlayışın partisiyiz." ve "Gömlek değiştirmedik, ateşten gömleği giydik" şeklinde cevaplar verdi.
Ancak bu "anlayış" ve Özel'in giymeye devam ettiğini söylediği "gömlek" eski CHP'ye ait değil.
Özel, Kılıçdaroğlu'nun sol popülist söylemi daha dinamik hale getirmek ve eski CHP ile mesafeyi ifade eden "demokratlık" vurgusunu artırmaktan başka bir politika üretmedi.
Yeni Parti her ne kadar CHP "anlayışının" asıl temsilcisi olma iddiasındaysa da ortada "öz" olarak bir CHP kaldığını söylemek mümkün değil.
CHP anlayışı yıllar süren icbara rağmen halkın benimsememesi dolayısıyla hezimetle siyaset sahnesinden silindi.
Yeni Parti'nin programına bakıldığında CHP'nin ideolojik kodlarına aykırı yaklaşımın öne çıkması bunun, eski CHP özlemi çekenler için, en hazin göstergesi.
Son tahlilde, Yeni Parti'nin CHP'nin yıllardır yaşadığı ideolojik krizi olduğu gibi satın aldığını söyleyebiliriz.
Yani, Yeni Parti'nin bir ideolojisi yok, sadece bir krizi var.
Bu kriz hala Türkiye'nin tarihsel bunalımının merkezinde duruyor.

