Mustafa Sabri Beşer / Star
“Ailem Güvende”den kim niçin rahatsız oldu?
İki kelime söylendi. Yalnızca iki kelime.
"Ailem güvende."
Bir zümre, sanki kapısına balyozla vurulmuş gibi ayağa fırladı.
Feryat bir anda semaya yükseldi.
Bu iki kelimenin hangi yaraya değdiğini insan ister istemez merak ediyor.
"Aile" mi ağır geldi? "Güvende" mi fazla kaçtı?
Yoksa yıllardır kimsenin eteğini bile aralamaya cesaret edemediği alanların üzerine devletin gölgesi düşünce mi uykular kaçtı?
Hakikat çoğu zaman mahkeme zaptından evvel refleksle ele verir kendini.
Bir insanın neye üzüldüğü, kim olduğunu anlatır. Bir zümrenin neye telaşlandığı, nerede durduğunu anlatır.
Fuhuş, uyuşturucu, müstehcenlik var.
Çocuğun korunmasına dair ağır şüpheler var.
Mali trafik var.
Dernek var, işletme var, teşkilatlanma var.
Dosyanın kapağı daha açılmadan bu telaş nedir?
Savcı sormadan siz niçin cevap veriyorsunuz?
Mahkeme konuşmadan siz niçin beraat dağıtıyorsunuz?
Bir yerde fuhuş şüphesi varsa soruşturulmasına neden gücenirsiniz?
Çocuğa dair müstehcenlik şüphesi doğduğunda ilk hassasiyetiniz niçin çocuk olmaz?
Çünkü bu memlekette öyle ince, öyle sabırlı, öyle nazik bir tahakküm kuruldu ki. Kimsenin eline sopa almasına lüzum kalmadı.
Ailenin kendini savunması ayıp, aileye müdahale etmek marifet sayıldı.
Baba konuşursa ataerkil.
Anne evladına hudut çizerse baskıcı.
Aile mahremiyet derse çağ dışı.
Toplum kendi ahlâkını hatırlatırsa gerici.
Devlet çocuğu için tedbir alırsa otoriter.
Neden bazı çevreler daha ilk dakikada suç iddiasından çok operasyonun adına öfkeleniyor?
Sapkın LGBT lobilerinin elinden geleceğimizin sermayesi çocuklarımız kurtarılmasın mı?
Fakat dünyanın bütün pazarları çocuğun zihnine, bedenine, arzusuna ve geleceğine el uzatınca bunun adı özgürlük oluyor.
Ne zarif bir düzen.
Anne susacak.
Baba susacak.
Öğretmen susacak.
Din susacak.
Gelenek susacak.
Devlet susacak.
Fon konuşacak.
Platform konuşacak.
Bahis endüstrisi konuşacak.
Pornografi konuşacak.
Uyuşturucu taciri bir yolunu bulacak.
LGBT sapkınlığı irinini akıtacak.
Sonra anneyle baba çıkıp, "Evladımı korumak istiyorum" diye tek cümle kuracak.
Bir anda bütün alarmlar çalacak.
Baskı.
Gericilik.
Hak ihlali.
Otoriterlik.
Çağ dışılık.
Bu millet kendi evinde kiracı mı?
Çocuğunun zihni üzerinde dünyanın bütün tüccarları söz sahibi olacak da anneyle baba özür dileyerek mi konuşacak?
Bir millet ahlak değerlerini evladına aktarmak için dışarıdan uygunluk belgesi mi bekleyecek?
Bize uzun zamandır tam da bu öğretildi.
"Aile" derken mahcup ol.
"Mahremiyet" derken sesini kıs.
"İffet" derken etrafına bak.
Ben bu ezik lügati reddediyorum!
Aileyi savunmak için kimseden ruhsat istemiyorum!
Mahremiyeti müdafaa etmekten utanmıyorum!
Çocuğun zihnini korumayı çağ dışılık saymıyorum!
Bir toplumun kendi ahlakını gelecek nesle aktarmasını suç gibi gösteren bu hoyrat medeniyet anlayışını da ilerleme kabul etmiyorum!
Çocuğa, okula, medyaya, kültüre ve topluma pislikler uzandığında artık ortada yalnızca tercih kalmaz.
Orada nesil vardır.
Orada hafıza vardır.
Orada bir milletin yarını vardır.
Aile sahipsiz arazi değildir.
Aile tercih değil, aile bağdır.
Neyin karşısında bu kadar süratle saf tuttunuz?
Çocuğun korunması için mi?
Uyuşturucuyla mücadele için mi?
Fuhuş ağları dağıtılsın diye mi?
Müstehcenlik şüphesi araştırılsın diye mi?
LGBT pisliğinden arınmalıyız diye mi?
Yoksa devletin "Buraya da bakacağım" demesi mi sizi rahatsız etti?
Sorudur bunlar.
İtham değil.
Ama bazı sorular insana ayna tutar.
Elbette "Ailem Güvende" yalnızca bir polis operasyonunun tabelasında kalırsa büyük söz küçük kalır.
Genç evlenemiyorsa aile güvende değildir.
Uyuşturucu okul kapısındaysa aile güvende değildir.
Bahis gencin cebindeyse aile güvende değildir.
Devlet "aile" dediyse bu kelimenin arkasında hukukuyla, ekonomisiyle, eğitimiyle, kültürüyle ve dijital siyasetiyle duracak.
"Ailem Güvende"den kim niçin rahatsız oldu?
Kimin neye itiraz ettiğine bakın.
İnsan bazen savunduğu şeylerle değil, neyin soruşturulmasından rahatsız olduğuyla ele verir kendisini.

