Üniversite seçiminde pragmatik anlayışın tehlikeleri

Üniversite seçiminde pragmatik anlayışın tehlikeleri

Bildane Kurtaran, üniversite tercihinin sadece bir kariyer seçimi değil, insanın fikri dünyasını, ahlakını ve şahsiyetini şekillendiren hayati bir istikamet kararı olduğunu ifade ediyor.

Üniversite Tercihinizi Yapmadan Önce...

Bildane Kurtaran / Doğru Haber

YKS heyecanı yerini endişeli bir tercih sürecine bıraktı. Bu endişeli sürecin ise son günleri. Muhakkak sınava giren her gencin kendine göre bir hedefi ve ailelerinin de gençleri için kurdukları hayalleri var.

Bunlar bir tarafa, tercihler yapılmadan önce muhakkak göz önüne getirilmesi, gönül terazisinde tartılması gereken hususlar da var.

Şurası bir hakikat ki üniversite tercihleri yalnızca bir bölüm ya da meslek seçimi değildir. Bu seçimler, aynı zamanda insanın fikir dünyasını, ahlâkını, karakterini ve hayat tasavvurunu etkileyecek şartları ve çevreyi de seçmesidir.

Üniversite döneminde her insan, yıllarca içinde bulunduğu kampüs ikliminin, arkadaş çevresinin ve akademik kültürün bir şekilde tesiri altında kalır. Bu nedenle tercih sürecinde unutulmamalıdır ki yapılan tercih sadece bir kariyer planlaması değil; aynı zamanda sosyal çevre, şahsiyet ve istikamet tercihidir.

Malumunuz, günümüzde zihin, kalp ve hâliyle fikir işgali çoğu zaman kültür, medya, dijital platformlar, eğitim ve akademik çevre üzerinden gerçekleşmektedir. Üniversiteler de bu durumun en yoğun hissedildiği alanlardan biridir. Dolayısıyla tercih yapılırken yalnızca üniversitenin sıralaması, bulunduğu şehir, kampüs imkânları veya gelecekte sağlayacağı maddi imkânlar değil; sunduğu atmosfer, akademik yaklaşımı, sosyal çevresi ve gencin kimlik gelişimine nasıl bir ortam hazırladığı da hassasiyetle değerlendirilmelidir.

Ne yazık ki kapitalist dünyanın dayattığı salt pragmatik bakış açısı, üniversite eğitimini hakikat ekseninden ve ihlas zemininden uzaklaştırarak onu yalnızca ekonomik kazanç ve statü sağlayan bir araca dönüştürmektedir. Mesela tercihler yapılırken, "En çok hangi meslek daha fazla kazandırır?" arayışı; "Nasıl bir insan olacağım, hangi değerlere hizmet edeceğim, nasıl bir hayat inşa edeceğim?" sorularının önüne geçebiliyor.

Oysa maddi başarıyı ve statüyü tek ölçü hâline getiren bu anlayış; karakter yerine kariyeri, insanlara faydalı olmak yerine, sadece kişisel menfaatine hizmet edebilen bir insan tipini üretmektedir.

Bu noktada en büyük sorumluluklardan biri ebeveynlere düşmektedir. Üniversite tercihini yalnızca puan, prestij ve meslek açısından değerlendirmek; evladın maruz kalacağı fikir işgalini, değer dünyasındaki aşınmayı ve arkadaş çevresini ihmal etmek, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Zira üniversite hayatı sadece bir eğitim ve meslek edinme süreci değildir. Pek çok gencin üniversite yıllarında fikrî olarak evrildiği ve kimliğinin yeniden şekillendiği aşikârdır.

Tercih sürecinde ve üniversite döneminde gerekli hassasiyet gösterilmezse anne ve babalar, mezuniyet gününde ellerinde diploma olan; fakat inancı, ahlâkı, öncelikleri ve hayata bakışı önemli ölçüde değişmiş bir evlatla karşılaşabilirler.

Hülâsa; her tercih aslında bir gelecek inşa eder. Üniversite tercihleri de yalnızca bir meslek seçimi değil, insanın düşünce dünyasına, karakterine ve hayat istikametine dokunan önemli bir karardır. Bu yüzden bu başarıyı sadece kariyerle ve maddi getiriyle ölçmemek gerekir. Asıl kazanım; ilmi hikmetle, mesleği ahlâkla buluşturabilmek ve insana dünya ve ahiretini imar edecek bir istikamet kazandırabilmektir.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir