
Tuncay Sonel tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Gülistan Doku dosyasında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. Sonel tüm suçlamaları reddetti. Savcılık, dört ayrı suçlamayla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.
2020 yılında Tunceli’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan ifadesinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Savcılık, Sonel hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya erişilmez kılma, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya yayma ve resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlamaları yöneltti.
Sevk evrakında suç tarihi 5 Ocak 2020, suç yeri ise Tunceli Merkez olarak yer aldı.
78 soruluk ifade
Sonel’e savcılıkta toplam 78 soru yöneltildi.
Sim kart sorusu: “Ben gönderttim”
Sorgunun en dikkat çeken başlıklarından biri, Gülistan Doku’ya ait sim kartın resmi soruşturma makamlarına teslim edilmek yerine Ankara’daki Gökhan Ertok’a gönderilmesi oldu.
Sonel, sim kartın Şükrü Eroğlu aracılığıyla gönderildiğini kabul etti. Gerekçe olarak ise kayıp öğrencinin son sinyalinin tespit edilmesi, hızlı sonuç alınması ve aileye yardımcı olunması amacını gösterdi.
Savcılığın, delil niteliği taşıyabilecek bir materyalin neden savcılığa ya da emniyet siber birimlerine teslim edilmediği sorusuna Sonel, bunu “insani refleks” olarak değerlendirdi.
Otobüsle gönderilen delil iddiası
Dosyada sim kartın resmi teslim zinciri yerine otobüs firmasıyla Ankara’ya gönderildiği iddiası da gündeme geldi.
Savcılık, böylesine kritik bir materyalin neden kayıt dışı izlenimi veren bir yöntemle sevk edildiğini sordu. Sonel, bu sevk sürecinin ayrıntılarını bilmediğini, dönüş aşamasına ilişkin de bilgisinin olmadığını söyledi.
“Valinin kara kutusu” denilen isim: Şükrü Eroğlu
Sorguda adı en sık geçen kişilerden biri dönemin koruma polisi Şükrü Eroğlu oldu.
Savcılık, Eroğlu’nun yalnızca koruma polisi değil, dosyanın birçok aşamasında aktif rol oynayan kritik bir isim olup olmadığını sordu. Sonel ise Eroğlu ile ilişkisinin yalnızca görev çerçevesinde olduğunu savundu.
Ancak sorgu sorularında Şükrü Eroğlu’nun sim kartın gönderilmesinden konum bilgisinin aktarılmasına, para transferlerinden bazı özel işlerin takibine kadar birçok başlıkta yer aldığı görüldü.
Para transferleri: “Harçlık gönderdim”
MASAK kayıtlarında yer alan para hareketleri de Sonel’e soruldu.
Dosyaya göre Şükrü Eroğlu tarafından Gökhan Ertok’a 7 Şubat 2020’de 5 bin TL, 17 Mart 2020’de 5 bin TL ve 5 Kasım 2021’de 20 bin TL gönderildiği tespit edildi.
Sonel bu ödemeler için, “Normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan’ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Teknik olarak bir ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum” dedi.
Savcılığın, resmi işlemler için neden kamu bütçesi yerine şahsi hesaptan ödeme yapıldığı yönündeki sorusuna ise “İhtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir. Ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyorum” yanıtını verdi.
Aca Bilişim ve sosyal medya ödemesi iddiası
Sorguda Aca Bilişim isimli şirkete Tunceli Valiliği sosyal medya hesaplarının yönetimi karşılığında para gönderildiği iddiası da yer aldı.
Sonel bu iddiayı reddetti. Valilik ya da kayyum olarak görev yaptığı belediyede böyle bir ödeme yapılmadığını söyledi.
“Valiliğin sosyal medya hesabı valilik bünyesinde yapılıyordu. Basın Müdürlüğü bünyesinde işlemleri gerçekleştiriyorduk. Bunun için herhangi bir yere ücret ödemedik” dedi.
Kamera kayıtları ve hard disk iddiaları
Gülistan Doku dosyasında yıllardır tartışılan güvenlik kamerası kayıtları da sorgunun merkezindeydi.
Savcılık, bazı kamera noktalarındaki cihazların neden değiştirildiğini, neden kayıtların alınmadığını ve bazı resmi tutanaklarla teknik incelemeler arasındaki çelişkileri Sonel’e sordu.
Özellikle köprüyü gören bir kameranın aktif olduğuna dair tespitlere rağmen daha önce arızalı gösterildiği iddiaları yöneltildi.
Sonel, bu konularda bilgisinin olmadığını, muhatabın emniyet birimleri olduğunu söyledi.
Hastane kaydı soruldu
Dosyada Gülistan Doku’ya ait olduğu belirtilen 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kaydının POLNET sisteminde görünmesine rağmen hastane veri tabanında bulunmadığı da sorguda yer aldı.
Teknik firmalardan birinin bu kaydın “kasten silinmiş olabileceği” yönündeki değerlendirmesi de soru başlıkları arasındaydı.
Sonel, bu konuda herhangi bir bilgisi ya da talimatı olmadığını söyledi.
“Oğlumdan zerre kadar şüphe duymuyorum”
Sorgunun en dikkat çekici bölümlerinden biri Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki iddialar oldu.
Savcılık, Gülistan Doku ile ilişki iddiası, hamilelik söylentileri, olay günü bölgede bulunma, silah taşıma ve bazı tanık anlatımlarında geçen ifadeleri tek tek sordu.
Sonel, bu iddiaların tamamını reddetti. Oğlunun Gülistan Doku’yu tanımadığını savundu.
“Oğlumdan zerre kadar şüphe duymuyorum. Karıncayı dahi incitmez. Çok vicdanlı bir çocuktur” dedi.
Cansız bedenin teşhisi ve intihar algısı soruları
Savcılık ayrıca bir kadın cesedinin bulunmasının ardından olay yerine gidip cesede bakarak “Gülistan değil” dediği yönündeki iddiayı da Sonel’e sordu.
Sonel, olay yerine gittiklerini ancak oradaki genel kanaatin cesedin başka bir kişiye ait olduğu yönünde oluştuğunu söyledi.
Dosyada Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından olayın sürekli baraj ve intihar ekseninde tutulduğu yönündeki iddialar da sorguda yer aldı. Sonel bu suçlamayı reddetti.
Tutuklama talebiyle sevk edildi
İfadesinin ardından savcılık, Tuncay Sonel’i dört ayrı suçlama kapsamında tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti.
Sonel ise kendisine ve ailesine yönelik tüm iddiaları “iftira”, “kurgu”, “linç kampanyası” ve “itibar suikastı” olarak nitelendirdi.
Mahkemenin vereceği karar bekleniyor.






HABERE YORUM KAT